Ağrı/Acı Algılaması: Nosisepsiyon

Ağrı duyusu yani nosisepsiyon, insanın hayatta kalması için diğer duyuları kadar hatta belki de onlardan daha önemli bir duyudur. Ağrı ve acı bize tehlikeden kaçınmak, vücutta yanlış giden bir şeyler olduğunda bunun farkına varmak için çok önemli bir yol sunar. Erken yaşlarımızda kendimiz deneyimleyerek veya çevremizden gözleyerek örneğin ateşe doğrudan yaklaşmayacağımızı, kırık camlara basmayacağımızı öğreniriz veya örneğin apandisimizin iltihaplandığında karın ağrısı algılayarak patlayıp bizi öldürmeden doktora gidip ameliyat olabiliriz, bir yerimiz kırıldığında yine ağrısı nedeniyle tıbbi yardım ararız ve kalıcı bir hasardan korunmuş oluruz.

Sadece insanlar değil, çoğu canlı türü, özellikle de gelişmiş hayvan türlerinin de ağrı algısı bulunmaktadır. Bunu onlara sorarak öğrenmek mümkün olmasa da canları yandığında kıvranma, inleme, uğuldanma gibi tepkiler verdiklerinin gözlenmesinin yanı sıra göz bebeklerinin büyümesi, kalp hızlarının ve kan basınçlarının artması gibi objektif gözlemlerle de acı çektiklerini anlamak mümkündür.

Dünya üzerinde kayıtlara geçen yaklaşık 100 kişide görülen, oldukça nadir bir hastalık olan “Doğuştan acıya duyarsızlık sendromu (CIPA)” hastalarını bebeklikten itibaren kendilerini yaralamaya meyilli oldukları, hiçbir şey hissetmeden ellerini kaynar bir suya daldırabildikleri, dişleri çıkmaya başladığında parmaklarını bile ısırıp koparabilecekleri için sürekli gözetim altında tutmak gerekir. Bu hastalığın bir diğer etkisi de terleyememektir (anhidroz) ve terleyemeyen kişide vücut sıcaklığı normalin çok üstüne çıkıp ölümle sonuçlanmasına sebep olabilir. Bütün bu nedenlerle de bu hastalar genellikle yirmili yaşlar gibi erken yaşlarda kaybedilirler.

Beynin farklı bölgeleri ağrının farklı özelliklerini algılar ve beyin bir bütün halinde acıya karşı bizi uyarır. Acı duyusu ayrıca vücutta stres tepkisini de tetikler ki bundan sorumlu olan bölge “ön singulat korteks” olarak adlandırılır. Burada ilginç olan bir nokta bu bölgenin fiziksel ve duygusal acı arasında ayrım yapamamasıdır, yani bir kemiğiniz de kırılsa kalbiniz de kırılsa bu bölge aynı stres tepkisini tetikler. Empati duygusu kuvvetli olan kişilerin daha aktif ön singulat kortekslere sahip oldukları gösterilmiştir. Ağrının aslında büyük ölçüde beynin algısı ile ilgili olduğunu düşündüren bir diğer fenomen ise kimi uzuvları kopmuş veya kesilmiş olan kişilerin yerinde olmayan organlarının olduğu bölgede hissettikleri, “fantom (hayalet) ağrı” olarak da adlandırılan ağrılardır.

Yazan: Alev Özlem ÖZDEMİR

Kaynak*

YouTube Kanalımız

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here