Daha Fazlası

    Anılarımızı Değiştiriyoruz

    Anılarımızı Değiştiriyoruz

    Peki size anılarınızın değiştirilebildiğini söylesem. Hatta durun!.. Hiç yaşamadığınız anıları yaşamış gibi “hatırlayabileceğinizi” söylesem… Söylesem yalan olmaz çünkü bizler için bu durumun hiç de zor olmadığı bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.

    Anılarımızı Değiştiriyoruz

    Anıların biçim değiştirilebildiğini ilişkin ilk ipuçlarını California Üniversitesi’nin Irvine yerleşkesinde görev yapmakta olan Profesör Elizabeth Loftus’tan geliyor. Loftus, anıların ne kadar kırılgan olabileceklerini göstererek bellek araştırmaları alanının dönüşüme uğratmıştır.

    Loftus’un tasarladığı deneyde gönüllülere araba kazası filmleri izletmiş ve neler hatırladıklarını sınamak için onlara bir dizi soru sormuştur. Soruları nasıl sorduğu aldığı yanıtları da etkilemiştir. Şöyle açıklıyor Loftus : “Arabaların birbirlerine vurduklarında hangi hızla gitmekte olduklarını sorduğunda yapılan tahminler, arabaların çarpıştığında hangi hızla gitmekte olduklarını sorduğumda yapılan tahminlerden farklıydı. ‘Çarpışma’ sözcüğünü kullandığımda, arabaların daha hızlı gittiklerini sanıyorlardı”. Gizli imalar taşıyan soruların belleği bulandırabileceği sonucunu ilginç bulan Elizabeth Loftus, işi daha da ileriye götürme kararı alıyor.

    Katılımcılara, tümüyle sahte bir anı kazandırmak da mümkün olabilir miydi yoksa? Bu sorunun yanıtını bulabilmek için yeni bir gönüllü grubu oluşturuyor ve ailelerle görüşüp katılımcıların geçmişlerindeki olaylarla ilgili bilgi almak üzere ekibini görevlendirdi. Bu bilgilerle donanmış olan araştırmacılar her gönüllünün çocukluğunu konu alan dört hikâye geliştirdiler. Bunlardan yalnızca üçü doğruydu; dördüncüsü ise, inandırıcı içeriğe sahip olmakla birlikte, tümüyle uydurulmuştu. Dördüncü hikâyede katılımcı, çocukluğunda bir alışveriş merkezinde kayboluyor, iyi yürekli ve yaşlı bir kişi tarafından bulunuyor ve sonunda ailesine kavuşuyordu.

    Katılımcılara dört hikâyenin de anlatıldığı bir dizi görüşmede, en az dörtte biri, alışveriş merkezinde kaybolduğunu (böyle bir olay gerçekleşmemiş olduğu halde) hatırladığı iddiasında bulunuyor.

    Her şey bununla da kalmıyordu. “Yavaş yavaş bir şeyler hatırlamaya başlıyor bir hafta sonra tekrar geldiklerine daha fazlasını hatırladıklarını söylüyorlardı. Onları kurtaran yaşlı kadın hakkında konuşabiliyorlardı örneğin,” diye açıklıyor Loftus. Zaman geçtikçe sahte anılar giderek daha fazla ayrıntı ile donatılıyordu: “Yaşlı kadın, komik bir şapka giymişti”; “Yanımda en sevdiğim oyuncağım vardı”; “Annem çok kızmıştı”…

    Anılarımızı Değiştiriyoruz

    Öyleyse beyne sahte anılar yerleştirmek mümkün olduğu gibi, insanların bunları âdeta yaşamış gibi, kendi kimlikleri doğrultusunda, süsleyip detaylandırmak da mümkündü.

    Hepimiz bellek ile ilgili bu tür manipülasyonlardan etkilenmeye yatkınızdır; hatta Loftus’un kendisi bile…

    Elizabeth Loftus’un annesi Loftus daha küçük yaşlardayken, bir yüzme havuzunda boğuluyor. Yıllar sonra bir kutlamada akraba ile yapılan sohbet sırasında sıra dışı bir gerçek daha ortaya çıkIyor: Annesinin cesedini havuzda bulan kişi kendisiydi, bu bilgi onda bir şok etkisi yaratmıştı. Böyle bir şeyden haberi yoktu. Hatta buna inanmıyordu bile.

    Devamını şöyle anlatıyor Loftus: “O gün doğum günü kutlamasından eve döndüğümde oturup düşündüm: Onu ben bulmuş olabilir miydim? Derken gerçekten de hatırladığım şeyleri ele almaya başladım. Örneğin, itfaiyecilerin geldiğini ve bana oksijen verdiklerini hatırladım. Üstüne bunun üzerinde düşündüm; oksijen vermelerinin nedeni, belki de cesedi bulduktan sonra fazlaca etkilenmiş olmamdı.” Ve kısa süre sonra annesinin yüzme havuzundaki hali gözünün önüne gelmeye başlamıştı bile…

    Sonra akrabası arayıp bir hata yaptığını söylemiş ve kendisine aslında cesedi bulanın, Elizabeth değil, teyzesinin olduğunu söylemişti. Bu şekilde Elizabeth Loftus, kendi sahte anısını, yoğun duygular ve zengin ayrıntılar eşliğinde deneyimleme şansını elde etmişti.

    Geçmişimiz, gerçeklere sadık bir kayıt değil, bir yeniden yapılandırma ürünüdür ve kimi zaman mitolojinin sınırlarında dolandığı da olur. Yaşantımıza ait anılarımıza başvurduğumuzda, bütün ayrıntıların tam tamına doğru olmayabileceği konusunda temkini de elden bırakmamamız gerekiyor. Bunlardan kimi, insanların bize kendimizle ilgili anlattıklarından kaynaklanırken, kiminde de boşlukları akla uygun şekilde kendimiz dolduruyor olduğumuz içindir.

    Bu nedenle kim olduğumuz sorusuna verdiğimiz cevap sadece anılarımıza dayalıysa, bu, kimliğimizi de tuhaf, süreğen ve değişken bir hikâyeden farksız kılar.

    Yazan: Berra KADIOĞLU

    Kaynak*

    Kaynak**

    YouTube Kanalımız

    Popüler Yazılar

    İlgili Yazılar

    Leave a reply

    Please enter your comment!
    Please enter your name here

    %d blogcu bunu beğendi: