Daha Fazlası

    Astrobiyoloji Nedir?

    Astrobiyoloji

    Astrobiyolojiyi daha önce hiç duymuş muydunuz? İsminden de anlaşıldığı üzere astrobiyoloji (diğer adıyla egzobiyoloji / ksenobiyoloji) astronomi ve biyolojiyi harmanlayan, disiplinlerarası bir bilimdir ve evrende yaşamın nasıl ortaya çıktığı ile ilgilenir. Astrobiyoloji organik ve inorganik kimya, biyokimya, jeokimya, gezegenbilim ile de ortak çalışma alanlarına sahiptir.

    NASA’nın Burs Verdiği İlk Türk Bilim İnsanı Astrobiyolog Betül Kaçar

    Astrobiyolojinin cevap aradığı bazı sorular şunlardır;

    • Diğer gezegenlerde yaşam var mıdır?
    • Dünyada yaşam nasıl başladı ve evrimleşti?
    • Basit hücresel yapılar nasıl kompleks canlılara dönüştüler?
    • Her gezegen oluşumu yaşam ile sonuçlanacak mıdır?
    • Şu an yaşam olmayan gezegenlerde daha önce yaşam var mıydı?
    • Yaşam için ideal sıcaklık, nem ve yer çekimi koşulları nelerdir?
    • İnsanlar diğer gezegenlerin yaşam koşullarına ayak uydurabilir mi?
    • Dünyada ekstrem koşullarda yaşayan canlılar yaşamın başlangıcına ve diğer gezegenlerdeki olası yaşam formlarına ışık tutabilir mi?
    • Diğer gezegenlerdeki canlılar da hücresel yapıdalar mı? Bizim gibi su ve oksijene ihtiyaç duyuyorlar mı?

    Diğer gezegenlerde yaşam denildiğinde çoğumuzun aklına büyük kafalı, siyah gözlü yeşil uzaylılar gelse de astrobiyoloji çok daha küçük organik maddeler ile; biyomoleküller ve hücreler ile de ilgilenerek diğer gezegenlerde yaşamın izlerini sürer. Diğer gezegenlerde henüz akıllı bir yaşam formu tespit edememiş olsak da insanlığın evrende kendine bir arkadaş arayışı devam ediyor. Başka bir gezegendeki yaşamın bizimki gibi okyanuslar, ormanlar, su ya da oksijen içermeme ihtimali de var. Astrobiyoloji bizimkinden farklı olabilecek biyosferleri de tanımlamak ve anlamak için uğraşıyor. Belki de bu fark biyosfer farkından çok daha ileri boyutlara geçip yapısal bir farklılık olarak da kendini gösterebilir, hücresel olmayan yapılar gibi. Kendi dünyamızda bile yüksek radyasyona, aşırı yüksek ya da düşük soğuğa dayanabilen canlılar varken bunların uzayda olması da şaşırtıcı olmayacaktır.

    Tarihsel gelişimine baktığımızda astrobiyoloji daha genç bir alandır. 33 yaşındayken bakteri genetiği üzerine çalışmaları ile nobel ödülünü kazanan moleküler biyolog Joshua Lederberg, astrobiyoloji alanının öncülerinden biri kabul edilir. ABD uzay araştıramları kurumu NASA ilk astrobiyolojik projesini 1959 yılında hazırlamıştı. 1976 yılında faaliyete geçen Viking Missions projesi de evrendeki olası yaşamsal belirtileri araştırmak için üç adet biyolojik deney içeriyordu. NASA 1998’de kendi astrobiyoloji enstitüsünü – NIA kurmuştur. Günümüz astrobiyoloji araştırmaları sıklıkla Mars’ı konu almakta. Bunun en büyük sebebi Mars’ın coğafi olarak dünyamıza yakınlığı ve Mars’ta geçmişte su olduğunu gösteren emareler. Gezegende geçmişte su olması karbon temelli yaşamın da filizlenmiş olabileceğine işaret ediyor. 2021 Ocak ayındaki haberlere göre ise NASA yeni bir astrobiyoloji misyonu gerçekleşterecek. Dragonfly misyonunun en az 32 ay sürmesi bekleniyor. Dragonfly, Satürn’ün en büyük uydusu olan Titan’ın yaşanabilirliği ve kimyasal yapısı hakkında bize daha bol bilgi sağlayabilir. Titan’ın yeryüzümüze muazzam uzaklığı sebebiyle NASA uzaktan kontrollü bir araçtan ziyade otonom bir aracı tercih ediyor. İstatistiki verilere bakacak olursak Titan’ın dünyadan uzaklığı 1,425,878,784 kilometre. Dragonfly yüzeyden aldığı örnekler ile Titan’ın kimyasal, meteorolojik ve coğrafi bilgilerini işleyecek. Güneş Sistemi’ndeki en büyük ikinci uydu olan Titan’ın Dünya’nın ilk oluştuğu zamana benzer bir kimyasal yapısı olduğu düşünülüyor.

    Dragonfly uzay aracı

    Henüz Güneş Sisteminin dışına çıkmayı başaramasak da astrobiyoloji çalışmaları Güneş Sistemi dışında yer alan gezegenlerin de yaşam işaretleri için gözlemlenmesini içeriyor. Bu kadar geniş bir alana yayılan çalışma doğal olarak çok fazla emek ve zaman harcayacaktır. Astrobiyologlar çalışma yüklerini ve alanlarını daraltmak için bazı temel varsayımlarda bulunurlar. Örnek vermek gerekirse dünya dışı canlıların da büyük ihtimalle karbon bazlı organizmalar oldukları ve bu karbon bazlı canlıların yaşamları için gezegende sıvı su bulunacağı varsayılmıştır.

    Yazan: Göktuğ DONK

    Kaynak*

    Kaynak**

    Kaynak***

    Kaynak****

    Kaynak*****

    Kaynak******

    Kaynak*******

    YouTube Kanalımız

    Göktuğ Donk
    Çocukluktan beri hayvanlar, doğa ve bilimle ilgili olan yazar şu an YTÜde eğitimine devam etmektedir.

    Popüler Yazılar

    Önceki İçerikMantık Nedir?
    Sonraki İçerikSokrates Kimdir?

    İlgili Yazılar

    Leave a reply

    Please enter your comment!
    Please enter your name here

    %d blogcu bunu beğendi: