Daha Fazlası

    Ataerkilliğin Kökeni İlgili Biyolojik Teoriler

    Ataerkilliğin Kökeni İlgili Biyolojik Teoriler

    Birçok toplulukta gözle görülür bir şekilde erkekler kadınlara göre çok daha baskın bir konumdadır. Bilim, ekonomi, politika, sanat ve savaşlarda belki de çok bilinçli yapılmış bir durum olmasa da ataerkil zihniyet kendini hep var etmiştir ve en önemlisi bu zihniyet Antik Çağlardan beri (özellikle Tarım Devriminden beri) gerek biyolojik olarak gerekse sosyokültürel yapılar üzerinden nesilden nesile aktarılmıştır. Peki neden ataerkil zihniyet bu kadar baskın bir durumda  ve biyolojik olarak doğruluk temelleri ne kadar fazla? Gelin beraber inceleyelim.

     

    Ataerkilliğin Kökeni İlgili Biyolojik Teoriler

    Yukarıda da bahsettiğim gibi ataerkilliğin bu kadar yaygın olmasını biyolojik ve sosyokültürel sebepler olarak 2 alt başlıkta toplayabiliriz ama bu yazıda daha çok biyolojik teoriler üzerinde duracağım. Ataerkilliğin sebepleri 3 teoride incelenebilir:

    1-) Kas Gücü

    En yaygın teori erkeğin kadından daha güçlü olduğunu, bu gücünü de kadınları itaat ettirmek için kullandığını öne sürer. Daha doğrusu erkeklerin kas gücü isteyen tarla sürme ve hasat kaldırma gibi işleri domine ettiğini öne sürer. Bu durum, erkeklere gıda üretiminin kontrolünü verir ki, bu da zamanla siyasi nüfus anlamına gelecektir. Her ne kadar bu duru kas gücüyle ilişkilendirilmiş de güç kavramı sadece kastan ibaret değildir ve birçok güç kavramı günlük hayatımızda karşımıza çıkar. Örneğin kadınlar birçok psikolojik sorunlara, açlığa ve hastalığa erkeklere göre daha dayanıklıdır ve fiziksel işleri erkeklerden çok daha iyi yapan kadınlar da mevcuttur. Eğer güç kavramı fiziksel güçten ziyade sosyal güç anlamında ağırlıklı olsaydı kadınlar çok daha baskın olabilirdi. Ne yazık ki kadınlar din, siyaset gibi konulardan tarih boyunca dışlanmıştır.

    2-) Saldırganlık

    Bir diğer teori erkek egemenliğini güçle değil, saldırganlıkla açıklar. Milyonlarca yıllık evrim, erkekleri kadınlara göre daha vahşi hale getirmiştir. Kadınlar erkeklerle hınç, açgözlülük gibi konularda rekabet etseler bile bıçak kemiğe dayandığında erkekler düz fiziksel şiddete kadınlardan çok daha fazla başvururlar, bu da özellikle savaşlarda erkeklerin çok daha fazla baskın olmasını sağlamıştır ve bu baskınlık arttıkça toplumsal güç erkeklerin eline geçmiştir. Halbuki kadınların beyin yapısı, erkeklerinkine göre detaylı ve karmaşık problemleri çözmeye uygun görülmektedir ve kadınlar genelde erkeklerden daha iyi yönlendirici oldukları gibi, sakinleştirme becerisi ve empati yetenekleri de daha yüksektir. Bu özellikleri sayesinde kadınlar yöneticilik konusunda erkeklerden çok daha fazla baskın olabilir. Peki o zaman politikada ve bilimde kadınların rolü erkeklere göre daha azdır? Bu soru sayesinde bu teorinin doğruluk derecesi de netleşememiştir.

    3-) Ataerkil Genler

    Bildiğiniz üzere cinselliğin temel biyolojik kökeni soyu devam ettirme stratejisine bağlıdır. O yüzden erkekler, kadınları hamile bırakabilmek için birbirleriyle rekabete girdiler ve bu rekabet sonucunda da erkekten çocuğa rekabetçi, saldırgan ve hırslı genler aktarıldı ve bu durum nesilden nesile devam etti. Kadınlar ise soyunun devam etmesini istiyorsa çocuğa bakması gerekiyordu ve bu yüzden kendisine yiyecek getirecek bir erkeğe ihtiyacı vardı ve erkeğin sunduğu hayat koşullarını çaresizce kabul etmek zorundaydı. Bu sayede uysal bakıcı kadınların genleri kuşaktan kuşağa aktarıldı. Bu hayatta kalma stratejileri sonucunda erkekler daha hırslı olduğu için ticarette ve siyasette başarıya, kadınlarsa yoldan çekilip çocuk bakmaya programlandı.

    Halbuki bu yaklaşım bonobo şempanzeleri ve filler üzerinde denendiğinde çok farklı sonuçlara ulaşıldı ve bu sayede bu teori de yalanlanıyor gibi oldu. Bu teorilerin doğruluk payı tam olarak kanıtlanamadı ve hâlen de araştırmalara açık bir konudur. Zaten kadın ve erkeklerin toplumdaki farkı halen fazla da olsa bu fark git gide azalmaktadır. Umarım 21.yüzyılda kadınla erkeğin eşit olduğu bir toplum görebiliriz.

    Yazan: Yasmina YEGE

    Kaynak: Yuval Noah Harari / Hayvanlardan Tanrılara – Sapiens

    YouTube Kanalımız

    Yasmina Yege
    Merhabalar ben Yasmina Yege. Yıldız Teknik Üniversitesi Fizik bölümünde hazırlık sınıfındayım aynı zamanda da İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümünde 2.üniversitemi de okuyorum. Bilimi, sosyal bilimleri çok seviyorum ve aynı zamanda da çeşitli sanat dallarıyla ve sporla da ilgileniyorum. Hayalim ülkem için çok güzel işler yapmak.

    Popüler Yazılar

    İlgili Yazılar

    Leave a reply

    Please enter your comment!
    Please enter your name here

    %d blogcu bunu beğendi: