Az Yiyerek Uzun Yaşamak Mümkün mü?

Genellikle ölümün bilinmezliğine atlamaktansa, yaşamın uzun sürmesini istiyoruz. Nitekim çeşitli sebeplerle sorulan 3 dilek hakkında ‘sonsuz yaşam’ sık verilen cevaplar arasında. Cevaplar ve nedenler uzun tartışma konusu olsa da, uzun yaşama arzusunun varlığı bir gerçek. Haliyle elimizde olan yegane yaşamı kaliteli hale getirmek ve uzatmak amacı ile birçok deneysel çalışma yapılıyor. Bu çalışmaların bizi götürdüğü temel ise yine besinlerde yatıyor gibi görünmekte.
Vücut her bir fonksiyon için enerjiye ihtiyaç duyar ve bizi enerji kaynaklarımız olan besinlere yönlendirir. Yani besinlerle olan temel ilişkimiz ‘enerji’ üzerine kuruludur. Gıdaya ulaşımın kolaylaşması, konforun artması ve birçok faktöre bağlı olarak besinlerle olan ilişkimiz günümüzde farklı bir boyuta taşınmıştır.
Kalori kısıtlaması, canlının temel gereksinimlerini karşılayacağı ölçüde alacağı besinlerin azaltılması işlemidir. 1980’lerde National Institute on Aging (NIA) kurumu ve Wisconsin Üniversitesi insanla genetik olarak yüzde 93 oranında benzerliği olan Rhesus maymunları üzerinde bir çalışma yaptılar. Araştırma da yer alan 200 maymunun yarısı, miktar olarak az ancak kendi gereksinimlerini karşılayacak yeterlilikte bisküvilerle beslenirken, kalan yarısı normal besleniyorlardı. Az yemekle beslenen maymunlar açlık belirtisi ya da farklı semptom göstermiyorlardı. Deneye 16 yaşındayken başlamış Sherman adlı maymun, kendi türünün yaş ortalamasına göre yaklaşık 20 yıl uzun yaşadı. Yaşamın uzunluğu kadar kalitesini de göz önüne alırsak, Sherman ve grubundaki diğer maymunlar, yaşına göre kaliteli bir hayata ve genç görünüşe sahiptiler.
Az Yiyerek Uzun Yaşamak Mümkün mü?
Deneyde karşılaştırılan diğer özelliklerde hastalıklardı. Kalori kısıtlaması yapılan deney grubundaki maymunlar diğer gruba göre diyabet, kanser, kalp hastalıkları gibi rahatsızlıklarının riskleri %50 oranında düştüğü gözlemlenmiştir.
Bu deney bizlere kalori kısıtlaması konusunda, maymunlar üzerinde net sonuçlara ulaştırmış olsa da, insanlar hakkında net bir çizelge oluşturmuyordu. Ancak Boston’da Tufts Üniversitesi’nde Diyetisyen Susan Robert’ın 10 yıl boyunca yürüttüğü deneyde de benzer bulgular elde edilmiştir. Susan Robert deneyde 21-50 yaş aralığına sahip 218 kişiyi iki gruba ayırıyor ve bir gruba normal porsiyonlarda yiyecek verirken, diğer gruba %25 daha az porsiyonlarda yiyecek veriyor. Altı ayda bir sağlık taramasından geçirilen bireylerden elde edilen veriler 2015’te yayımlandı. Kalori kısıtlaması yapılmış bireylerde diğer gruba kıyasla; tümör oluşumu ile ilgili moleküllerin %25 azaldığı, diyabet belirtisinin ve insülin direncinin %40 azaldığı, tansiyonun genel olarak düştüğü gözlemlenmiştir. Deneyden elde edilen sonuçlarla kalori kısıtlamasının herkes için uygun olduğu düşünülse de Susan Robert bu konuda dikkatli olunması görüşünde. Herkese uygulanabilirliği için daha çok çalışma ve veriye ihtiyaç var.
Umut verici gelişmeler var. Yaşa bağlı kronik hastalıkların ortaya çıkmasını ne kadar geciktirirsek o kadar iyi. Kimse bu hastalıklarla yaşamak istemez.
– Susan Robert
İnsanlar üzerinde yapılan bir diğer çalışma da Cell Metabolism dergisinde yayımlanmıştır. 2 yıl süren deneye 21-50 yaş aralığına sahip, obez olmayan 51 sağlıklı birey katılıyor. Diğer deneylerde olduğu gibi bireyler iki gruba ayrılıyor. Bir grup istediğini yerken diğer grup kalori kısıtlamasına gidiyor. Deney sonucunda kalori kısıtlaması yapılmış bireylerin diyabet, kanser gibi hastalık risklerinin düşmesinin yanı sıra metabolizma hızlarının da azaldığını ve dolayısı ile de oksidatif stresin de azaldığı yönünde açıklama yapıldı. Çeşitli kurumlardan sonucun ilişkilendirildiği nokta eleştirilse de deneyin sonucu bizi serbest radikaller teorisine götürüyor.
Az Yiyerek Uzun Yaşamak Mümkün mü? Görsel Kaynak: Depsitphotos
Çalışmanın yazarı Leanne Redman “Kalorileri kısıtlamak, bazal metabolizmanızı yavaşlatabilir ve metabolizmanın yan ürünleri yaşlanma süreçlerini hızlandırırsa, birkaç yıl boyunca sürdürülen kalori kısıtlaması, kronik hastalık riskini azaltmaya ve yaşam süresini uzatmaya yardımcı olabilir” açıklamasında bulundu.
Bu deneyler dışında diğer çalışmalara bakacak olursak; kemirgenlerde yapılan bir çalışmada, normal besinin % 60 oranında kısıtlanması ile yaklaşık 40 ay olan ömrün 56 ay’a kadar çıkarılması başarılmıştır.
Albino sıçanlarda yapılan çalışmalarda normal diyetle beslenenlerin ortalama 23 ay; maksimum olarak ta 33 ay yaşadıkları belirlenmiştir. Ancak, 1/3 oranında kalori kısıtlaması uygulanan grupta ortalama ömür 33 ay; maksimum ömür ise 45 ay olarak bulunmuş ve bu grupta genç kalma süresinin de arttığı tespit edilmiştir.*
Yine maymunlar üzerinde yapılan diğer çalışma da; maymunlar kontrol grubu için normal diyetleri günde 688 kalori iken; deney grubuna günde 477 kalorilik diyet verilmiş. Sonuçta, kısıtlı diyetle beslenenlerde kan basıncı, kan glikozu, insulin seviyesi, trigliseritler ve vücut ağırlığının azaldığı görülmüştür. Benzer şekilde mortalite oranı da azalmıştır.
Son olarak kalori kısıtlaması yapılan bireylerde motor fonksiyonların, hafızanın zayıflaması, unutkanlığın artması gibi nörobiyolojik bozuklukların oluşum insidansının düşürebileceği tahmin edilmektedir.
Kalori kısıtlaması ile ilgili yapılan diğer pek çok deneyde hemen hemen benzer sonuçlar elde edilmiştir. Elde edilen veriler çok kıymetli olmasının yanı sıra her insanın farklı bir genetiği, yaşam tarzı ve alışkanlıklarının varlığı göz önüne alınmalıdır.

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here