Daha Fazlası

    Bakteri Dünyamız

    Bakteri Dünyamız

    Son zamanlarda net bir şekilde herkesin öğrendiği bir şey varsa o da göremediğimiz minicik canlılarla bir arada yaşıyor olduğumuzdur. Bu canlıların vücudumuzu çok sevdiği de ortada. İşin ilginç yanı vücudumuzda o minik canlılara oldukça değer veriyor. Öyle ki canımızın istediği yiyeceklerden tutun, eş seçimize kadar onlara söz hakkı veriyor. Tabi ki bu demek değildir ki vücudumuz demokratik bir ülke her gelen canlıya söz hakkı veriyor. Neyse ki o kadar demokratik değil. Söz ettiğimiz mikrobiyota halkı bağırsaklarımızda yaşayanlar. Yoğun olarak kalın bağırsağımızda yaşayan bu minik canlılar 1000 farklı türde yaklaşık 100 trilyon sayıları ile oldukça kalabalıklar. Yaşam yerlerinin sınırlılığı ve kısıtlı besin kaynağından olsa gerek aralarında oldukça çekişmeli bir rekabet var. Bu rekabette kimin kazanacağını etkileyen en önemli faktörlerden biri ise yediklerimiz. Karbonhidrat tüketerek provotella grubunu mu destekleyeceğiz, yağlı besinleri tercih edip bakteroidetes grubunu mu yoksa hakkımızı lifli gıdalardan kullanıp bifidobakteria grubunu mu destekleyeceğiz?

    Bizim amacımız yalnızca guruldayan karnımızı susturmak ya da zevk almak olsa da yediklerimizin içeride olan savaşta güç olduğunu unutmamız gerek. Kimin kazanacağının da bizim üzerimizde ciddi etkileri olabileceğini eklemek gerek. Nasıl mı? İstediği besinleri alan bakteri grubu güçlenerek vagus siniri (çeşitli kimyasallar salgılayarak) üzerinde ki hakimiyeti artacaktır ve hep daha fazlasını isteyen birçok canlı gibi o da kendisi için gerekli olanı beyinden isteyecektir. Ve iradesi yüksek bizlerde (!) beşinci baklava dilimine uzandığımızda ‘canımız çekti’ diyeceğiz. Bu nokta da düşünmemiz gerek, gerçekten canı çeken biz miyiz yoksa beynimize yolladığı sinyallerle kontrol mekanizmamıza karışan minik provotella grubu mu? Savaştan çıkmış grubun hatırı sayılır söz hakkı olacağını düşünenlerdenim. Her lokmayı “hangi bakteriyi desteklemeliyim?” sorusu ile midemize yolcu etmek pek uygun olmayacaktır. O halde yapılması gereken adil olmak. Tek tabanlı beslenmeden kaçıp, çeşitli beslenerek her bakteriye hak ettiğini vermek. Mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin %95’inin salgılandığı, ödül olarak salgılanan dopaminin de yarısının salgılandığı bağırsaklarımızın hak ettiğini vermezsek açıktır ki buradan en büyük zararı alacak olan bizleriz.

    İstediklerimiz konusunda söz hakkı olan mikrobiyotamızın yiyecekler söz konusu olduğunda agresif olduklarını öğrendik. Peki ya eş seçimlerimiz? Gil Sharon ve arkadaşlarının 2010 yılında sirke sinekleri ile yaptığı çalışmaya değinmemiz gerek. Normalde nişasta ile beslenen bir grup sirke sineğini iki gruba ayrıldı. Bir grup nişasta ile beslenmeye devam ederken diğer grup pekmez ile beslenmeye başlandı. İlerleyen zamanlarda bir araya getirilen grupların eş seçimleri izlendiğinde pekmez ile beslenenler pekmez yiyenleri tercih ederken nişasta ile beslenenler nişasta yiyenleri tercih etti. Bu durumun mikrobiyota ile ilişkisini net ölçmek adına iki gruba da antibiyotik verilerek mikrobiyotaları temizlendi. Ve mikrobiyotaları temizlenen sirke sinekleri eş tercihi yaparken pekmezciler ve nişastacılar ayrımından çıkarak karma eş seçimlerinde bulundular. İşte, o küçük(!) bakteri gruplarının ortadan kaldırılması ile değişen eş seçimlerinin gösterdiği: Onların hiçte küçük işler yapmadığıdır.

    Bu konu bildiklerimiz az söyleneceklerin çok olduğu konulardan biridir. Son olarak sağlıklı mikrobiyota demek çeşitliliğinin olduğu mikrobiyota demektir. Ki yapılan bazı çalışmalar obez kişilerin mikrobiyota çeşitliliğinin az olduğunu göstermiştir. Hafızamızı, psikolojik yaşamımızı, davranışlarımız ve tercihlerimiz konusunda oldukça söz sahibi olan bu minik dostlarımızla sağlıklı bir ilişki kurmak zorundayız. Çeşitli bakterilerle dolu mikrobiyotanızın olması dileğiyle.

    Yazan: Nazlıcan İLHAN

    Kaynak: Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum – Serkan Karaismailoğlu

    YouTube Kanalımız

    Nazlıcan İlhan
    15 Nisan 1999 doğumlu, İstanbul üniversitesi- FTR Bölümü öğrencisi, bilime ve sanata meraklı.

    Popüler Yazılar

    İlgili Yazılar

    Leave a reply

    Please enter your comment!
    Please enter your name here

    %d blogcu bunu beğendi: