Bilim Tarihinin En Hatalı Deneyi

Bir suya taş atığınızda dalgalar ile su hareket eder. Bir video açtığınızda ses dalgaları hava ortamında hareket eder ve kulağımıza ulaşır ve duyarız. Peki ışık dalgaları nasıl hareket eder? Daha doğrusu ışığın hareketi için hangi ortam gerekli?

Işığın durumu özel bir durumdur. Havada suda olduğu gibi uzaydaki mutlak boşlukta bile hareket etmeyi başarır. 

Peki bu nasıl oluyor? Bir ortam olmadan ışık nasıl hareket ediyor?

Eskide bilim insanları da bu soruyu sormuşlar kendilerine. cevap olarak evrenimizi kaplamayan esir adında bir madde olduğunu düşünmüşler. Düşüncelerine göre esir ya da eter gözle görülmeyen özelliklerini tam olarak bilmediğimiz fakat evrenimizin her yerini doldurmuş bir maddeymiş. 

Ohio’da bulunan Case Western Reserve Üniversitesi çalışanı Alper Michelson ile Edward W. Morley Esir’i ispatlamak için bir deney yaparlar. Bu deney daha sonraları bilim tarihinin en hatalı deneyi olarak anılacak.

Michelson ve Morley’in teorisi şu şekildeydi: Dünya Güneşin etrafında dolandıkça esire çarpıyor ve bir esir rüzgarı oluşturuyordu. Işınlar bu rüzgar yönünde hareket etiği sürece ters yönde giden ışınlardan daha hızlı ilerliyor olmalıydı. Çok düşük farklar olsada bunu ölçmek istediler ve 1880 yılında bir deney düzeneği oluşturdular. Oluşturulan bu cihaz ışık kaynaklarını bir araya getirerek tıpkı suya atılan bir taş gibi bir girişim deseni oluşturdu. Işık tek yönlü bir aynadan yollanıyor ve ikiye ayrılıyor. Işınlar belli bir mesafe gittiklerinden sonra oraya yerleştirilmiş aynalardan geriye dönüyor.

Beklenen ışınların bir tanesinin esirle etkileştiğinden dolayı diğerinden daha geç gelmesidir. 

Michelson ve Morley hassas girişim ölçerlerini titreşimlerden korumak için civa havuzunda yüzen taş bir plaka üzerine yerleştirdiler. Böylelikle plakaya ulaşan ışınların esir yüzünden farklılaşmasını beklediler.

Fakat hiçbir şey olmadı. Işığın hızı hiç bir şekilde değişmedi. İki ışında eşit sürede geldi. Bu ne anlama geliyordu. Bu iki bilim insanı henüz o an ne kadar büyük bir keşif yaptığının farkında değilerdi. Hatalı bir deney modeli olduğunu düşünüp kenarıya bıraktılar.

Daha sonraları Albert Einstein isimli genç bir fizikçi bu deneyden de esinlenerek 1905 yılında olaya bambaşka bir yaklaşım getirdi: Özel görelik. Esir denen bir şey yoktur ve ışığın hızı sabittir. 

Yazan: Selim ÖZTEMEL

Kaynak

Kaynak**

YouTube Kanalımız

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here