Bitkilerin de Bilinçleri Var

Hiç düşündünüz mü bitkileri budarken acaba canları yanar mı diye? Yada acaba bana küser ve bir daha yeşermez diye…

Küstüm otunu (Mimosa puica) hepimiz biliriz. Küstüm otuna dokunduğumuz zaman yaparaklarını hemen kapatmaya başlar. Bilim insanları bu bitkiyi kapalı bir kutuya koyup, düşük dozda anestezi verdiklerinde, dokunmaya tepki vermediklerini görmüşler. Bitki adeta sersemlemiş ya da uykuya dalmış gibiydi. İleri araştırmalar bu özelliğin yanız küstüm otuna has olmadığı, aralarında Venüs sinek kapanının (Dionaea muscipula) da olduğu bir çok bitkide geçerli olduğu görüldü.

Peki Bu Ne Anlama Geliyor?

Murcia Üniversitesi’nden Paco Calvo, küstüm otunun tepkisi altında yatan biyolojik nedenleri araştırıyor. Bitkinin bayılma tepkisinin göstermiş olmasının altında, bir farkındalığın yattını düşünen Calvo, durumun duygular, sezgi ve duyarlılık ile açıklanıp açıklanamayacağını araştırıyor. Eğer öyle ise bitkilerde de bilincin olduğu anlamına gelir. Bir çok uluslarası bilim insanları ile çalışan Calvo, bitkiler ile ilgili yerleşik görüşleri yerle bir edecek bir çok yeni veriler elde etti.

Çuha çiçeği

Bitkiler karmaşık bir iletim becerisine sahip olduğu ve çevrelerinde olup bitenleri algılayıp tepki verebildiği biliniyor. Şimdi ise bitkilerin bilinci olup olmadığı tartışılıyor. Hatta her bitkinin farklı kişiliği olduğunu düşünen bilim insanları da var. Bunu araştırmak için; hayvanların sinir sistemi ile bitkilerin köklerinden dallarına uzanan elektriksel sinyal sistemi arasında bir bağ kurulmaya çalışılıyor.

Bitkilere Bakış Açımız Değişiyor

Birkilerde yaşam mekanizmasının nasıl işlediğini anlamak oldukça zor. Bundan dolayı genellikle insanlar, bitkilerin bir şeyler yapmadığını düşünürler. Hatta genelde hayatta kalma dışında bir şey yapmayan kimlere “ot gibi yaşıyorsun” derler. Fakat son yıllarda araştırmacılar, bitkilerin son derece gelişmiş ve şaşırtıcı derecede becerikli olduğunu keşfettiler.

Bitkiler, insanlarda çok daha iyi bir şekilde çevrelerinde olup biteni algılıyorlar ve buna göre tepki veriyorlar. Toprağın altından ve üstünden birbirleri ile iletişim kuruyorlar. Hatta bunu “sosyal medyaya” benzeten bilim insanları da var. Yani bitkilerinde birbirleri ile iletişim kurdukları sosyal medyaları var. Üstelik bitkiler bu iletişimde yalnız kendi türleri arasında kalmayıp, farklı türler arasında da iletişim kurabiliyorlar.

Ağacın yer altındaki köklerinin uzantıları, ağacın kendisinden bile çok büyüktür. Ağacınların köklerinin uçları miselyiumun ipeksi beyin ağıyla örülüdür. Ağaçlar köklerini miselyiuma bağlayarak diğer ağaçlara ebeveynlik yapıp onların bakımını üstlenebilirler. 

Hatta bir ağaç kesildiği zaman ona destek olup, yardım ederler. Köklerinin uçlarıyla kesilmiş ağaca ulaşırlar ve miselyium aracılığıyla ağacın hayatta kalması için gerekli maddeler olan su, şeker ve diğer gıdaları ona iletirler. Komşu ağaçlardan gelen bu sürekli serum akışı ile, kesilmiş ağaç kökünü onlarca, hatta yüzlerce yıl hayatta tutabilir. Üstelik bunu yalnız kendi türleri için yapmıyorlar, diğer türlere de destek oluyorlar.

Peki, Bunu Neden Yapıyorlar?

Onların bundan ne gibi çıkarı var” diye düşünebilirsiniz. nedir? Üstelik kesilmiş ağaçların kökleri çok nadiren sağlıklarına tekrar kavuşur ve DNA’ların yayabilir. 

Bu destek olmanın sebebi duygusal yakınlık mı? Kendilerinden çok farklı türden olsa bile, hayatlarının tüm ormanın sağlığına bağlı olmasını biliyor olabilir mi? Ağaçların bizlerden çok daha uzun vadeli düşünüp hareket ediyor olabilir. Örneğin ağaçların harika ebeveynler olduğunu biliyoruz.

Ebeveyn Ağaçlar

Ebeveyn ağaç, kökleri aracılığıyla gıda gönderir. Bize göre pek de genç olmayan 80 yasındaki bir çam agacı yavrularına sürekli olarak ilgi gösterir. Fakat ağaçlar insanlarla aynı hızda yaşlanmazlar.

Genç ağaçlar hızlıca büyüyüp güneşe ulaşmak isterler. Eğer böyle hızlı büyürler ise gövdelerindeki hücrelerinde çok fazla hava boşlukları olacağının farkında olmazlar. Dolaysıyla ileride, fırtınalı havalarda ya da yırtıcılar geldiğinde kolayca zarar görebilirler. Anne çam ağacı, genç ağacı kendi iyiliği için gölgeler. Bölece aşırı güneşe maruz kalır hızlı büyümesini engellemiş olur. Tam anlamıyla iyi bir ebeveynlik örneği.

Dikkat Geliyorlar

20. yüzyılın sonlarına doğru araştırmacılar, Güney Afrika’daki akasya ağaçlarının kendilerini yırtıcılara karşı koruduklarını ve çevredikileri uyarmak için alarm verdiklerini fark ettiler. Bir zürafa sürüsü gelip ağaca en üst yapraklarını yemeye başladığında, ağaç zürafanın hoşuna gitmeyen bir kimyasal salgılamaya başlar. Üstelik yaptığı yakınız bu değildir. Diğer akasyalara etilenden oluşan bir kimyasal mesaj iletir. “Dikkatli olun geliyorlar.

Kötü tadı alan zürafalar ağaçtan uzaklaşmaya başlarlar. Yakın çevredeki diğer ağaçlar da bu tatta olduğu için, mesajı almamış yeni akasya ağaçları bulmak için epey uzağa gitmeleri gerekir.

Ah

Binlerce yaprağı olan kudretli meşe ağacı, yapraklarından birinin üzerinde bile tırtıl yürüse bunu hisseder. Tıpkı hayvanlardaki sinir sistemiminde olduğu gibi ağaç da bir elektrokimyasal sinyal gönderir. Fakat ağaç bunu bizlere göre çok daha yavaş yapar. Bir “Ah!” sinyali dakikada bir santimetreye yakin bir hızda ilerler. Dolayısıyla ağacın bu zararlı böceği kovmak için yeterli kimyasalı üretmesi en az bir saati sürer.

Kimyasal Savaş

Bir işgalci canlı ağaca saldırdığında, ağaç bu canlının salyasından bir parça örnek alarak DNA’sını analiz eder. Sonra zayıf noktalarına uygun özel bir kimyasal tepki hazırlar. Bazen ise düşmanın düşmanını onunla savaşması için çağırır çağırır. Bu özel fermon salgısı ile bazen böcekler kendi kendilerini yer, bazense başka bir böcek gelip onları yer. Ağaçların kimya, böcek bilimi ve diğer bilimlerine dair bilgisini taktir etmemek mümkün değil.

Mantarlar ile işbirliği yapan ağaç kökleri birbirleri ile geniş mikorizal ağlar oluşturur.

Peki sizce bitkilerin bir bilinci var mi? Akıllılar mi? Ya da yalnız çok uzun bir zamanda bulundukları çevrenin onları sınaması ile geliştirdikleri (doğal seçilimle) davranışlar mıdır? Eğer öyleyse yaptıkları bu davranışlar bizim yaptığımız davranışlardan çok mu farklıdır?

Kökün ucuna bahşedilen hassasiyetin ve bitişik organların hareketini yönlendirebilme gücünün, daha az karmaşık hayvanların beyinleri gibi çalıştığını söylemek abartı olmaz, beyin, bedenin en uç noktasına yerleşerek duyu organlarından aldığı izlenimlerle bir çok harekete yön verir.”

– Charles Darwin ve Francis Darwin / Bitkilerdeki Hareketin Gücü

Yazan: Selim ÖZTEMEL

Does your houseplant have feelings?, 24.08.2022, New Scientist

Don’t Waste Your Emotions on Plants, They Have No Feelings, Grumpy Scientists Say, 10.07.2019, Live Science

Kaynak*

Scientists say planetary intelligence is real, but Earth doesn’t qualify yet, 24.02.2022, Live Science

Kaynak**

National Geographic Kozmos – Dünyada Akıllı Yaşam/Ann Druyan/Beta Kitap

YouTube Kanalımız

arı orkidesi

Çuha çiçeği

Fasülye sırığı

Mantarlar ile işbirliği yapan ağaç kökleri birbirleri ile geniş mikorizal ağlar oluşturur.

 

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here