Darwin’in Cinsel Seçilim Teorisi Geçersiz mi?

Charles Darwin dikkatli bir bilim adamıydı. 19. yüzyılın ortalarında, türlerin doğal seleksiyonla evrimleştiği teorisi için kanıt toplarken, bunun aynı türdeki erkeklerin niçin dişilerden farklılık gösterdiğini açıklamadığını fark etti. Mesela erkek tavus kuşlarının süslü kuyrukları, erkek geyiklerin gösterişli boynuzları varken; dişilerinde neden bunların olmadığını açıklayamıyordu.

Bu tuhaflıklar için Darwin ikinci bir teori önerdi: Bir hayvanın bir eş bulma ve üreme şansını artıran özelliklerin seçimidir. Yani cinsel seçilim. Rakipleri bastırmak için kullanılan boynuzlar, mahmuzlar, dişler ve büyük boy gibi silahlar ile karşı cinsi cezbetmeyi amaçlayan özellikler arasında dikkatli bir şekilde ayrım yapıyor.

Darwin, cinsel olarak seçilen özelliklerin eşit olmayan cinsiyet oranlarıyla açıklanabileceğini düşündü. Bir popülasyonda dişilerden daha fazla erkek olduğunda ya da tam tersi daha az dişi olan bir erkeğin, onlardan birini eş olarak güvenceye almak için daha çok çalışması gerekeceğini ve bu rekabetin cinsel seçilimi yönlendireceğini düşündü.

Biyoçeşitlilik Profesörü olan Tamas Szekely, meslektaşlarıyla yaptığı bir araştırmada; Darwin’in şüphelendiği gibi, cinsel seçilim ile cinsiyet oranları arasında bir bağlantı doğruladı. Ancak bulgular, şaşırtıcı bir şekilde Darwin’in işleri ters yöne çevirdiğini gösteriyor. Eşeyli seçilimin en çok potansiyel eşlerin kıt olduğu zamanlarda değil, bol olduklarında belirginleştiğini buldular. 

Darwin’in zamanından beri, vahşi hayvan popülasyonlarında yaygın olan eşit olmayan cinsiyet oranları hakkında çok şey öğrendik. Örneğin, insanlar da dahil olmak üzere birçok kelebek ve memelide, yetişkin dişilerin sayısı, yetişkin erkeklerin sayısını aşmaktadır.

Bu çarpıklık, keseliler arasında aşırılık gösteriyor. Örneğin keseli Antechinus farelerinde çiftleşme mevsiminden sonra tüm erkekler aniden ölür, bu nedenle hiçbir yetişkin erkeğin hayatta olmadığı ve tüm yetişkin popülasyonun hamile kadınlardan oluştuğu zamanlar yaşanır.
Buna karşılık, birçok kuş popülasyonlarında dişilerden daha fazla erkek nüfusu vardır. Örneğin bazı cılıbıtlarda erkeklerin sayısı dişilerin sayısının altı katıdır.

Öyleyse neden birçok kuş türü daha fazla erkeğe sahipken, memelilerde genellikle daha fazla dişi var? Tam olarak bilmediğimiz bazı şeyler var ama somut deliller de mevcuttur.

Eşit Olmayan Cinsiyet Oranlarını Açıklama

Bazı eşit olmayan cinsiyet oranları, yaşam süresi farklılıklarıyla kısmen açıklanabilir . İnsanlar da dahil olmak üzere dişi memeliler, genellikle erkeklere göre daha uzun yaşarlar. Örneğin; İnsanlarda dişiler, erkeklerden ortalama %5 daha uzun yaşar. Bununla birlikte Afrika aslanları ve katil balinalarda dişilerin ömrü %50’ye kadar daha uzun olduğunu biliyoruz.

Avcı tercihleri ​​de cinsiyet oranlarında farklılığı açıklama bir rol oynayabilir. Afrika aslanları dişi bufalodan yaklaşık yedi kat daha fazla erkek öldürür, çünkü erkek bufalo tek başına dolaşma eğilimindeyken dişiler sürüler içinde korunur. Buna karşılık çitalar, muhtemelen dişi ceylanları – özellikle de hamile olanları – daha kolay geçebildikleri için, dişi ceylanlarını erkeklerden çok daha fazla öldürür.

Son olarak, erkekler ve dişiler genellikle parazitlerden ve hastalıklardan farklı şekilde etkilenirler. COVID-19 pandemisi bunun çarpıcı bir örneğidir: Çoğu ülkede enfekte kadın ve erkek sayısı benzerdir, ancak erkek hastaların ölüm oranları kadınlara göre daha yüksektir.

Cinsiyet Oranları ve Cinsel Seçilim

Eşitsiz cinsiyet oranlarına ilişkin artan bilgimize rağmen, Darwin’in cinsiyet oranlarını cinsel seçilim ile ilişkilendirmesi bilim adamlarından çok az ilgi görmüştür. Yapılan çalışmada, Darwin’in argümanını yeniden gözden geçirmek için bu iki evrim teorisini bir araya getirerek bunu ele almaya çalışıldı.

Özellikle farklı türlerdeki büyük erkeklerin evrimine bakıldı, bunlar genellikle dişi üyelerden birkaç kat daha büyüktür. Bunu örneğin erkek babunlarda, deniz fillerinde ve göçmen kuşlarda görüyoruz. Bazen, Afrika Jakanası gibi bazı kuş türlerinde olduğu gibi, dişiler erkeklerden daha büyüktür. Bir türdeki bir cinsiyetin diğerinden daha büyük olması için kullanılan bilimsel terim “ eşeysel boyut dimorfizmi ”dir.

Afrika Jakanası (Actophilornis africanus)

Eşeyli seçilimin bazen boyut dimorfizmi yaratabileceği açıktır. Bir düşmanı nakavt etmek kas gücü gerektirirken, dövüş dayanıklılığı dayanıklılık gerektirir. Dolayısıyla daha büyük olmak, çoğu zaman rakiplere hükmetmek, dolayısıyla evrimsel üreme fırsatı kazanmak anlamına gelir.

462 farklı sürüngen, memeli ve kuş türünü analiz edilen çalışmada, cinsel boyut dimorfizmi ile cinsiyet oranları arasında sıkı bir ilişki bulundu ve Darwin’in varsayımlarını doğruladı.

Ancak bu eğilim, Darwin’in sınırlı kanıtlarıyla öngördüğü eğilimin tam tersiydi. Dişilere göre daha büyük erkeklerin gösterdiği en yoğun cinsel seçilimin, Darwin’in önerdiği gibi dişi kıtlığı yerine, erkeklerin seçebileceği çok sayıda dişinin olduğu türlerde meydana geldiği ortaya çıktı.

Cinsel Seçilim İçin Çıkarımlar

Bu, Darwin’in doğal seçilim ve cinsel seçilim teorilerini hiçbir şekilde geçersiz kılmaz. Bulgular basitçe, Darwin’in önerdiğinden farklı bir mekanizmanın, cinsiyet çarpık popülasyonlarda yaşayan hayvanlar için çiftleşme rekabetini tetiklediğini gösteriyor.

Bu, popülasyonda çok sayıda potansiyel partner olduğu zaman, üst düzey bir erkek – yapılan çalışmaya göre, en büyük ve en ağır olanı – orantısız olarak yüksek bir kazanç elde ederek, çok sayıda dişiyi dölleyebilecektir.

Bu tür çalışmalar, Darwin’in orijinal cinsel seçilim teorisini temel alarak, doğanın nasıl çalıştığına dair eşi görülmemiş yeni anlayışlar sağlayabilir.

Yazan: Bilge KAPLAN

Kaynak*

YouTube Kanalımız

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here