Doğanın Vazgeçilmez Kuvvetleri

Doğanın Vazgeçilmez Kuvvetleri

Hepimiz Newton’un bir ağacın altında otururken ağaçtan yanına düşen bir elma sonucu bir anda aydınlanıp, doğayı denge halinde tutan kuvvetlerin temelini attığı mitine inanırdık. Newton, elbette bir anda aydınlanıp hiçbir çalışma yapmadan yer çekimi kuvvetini bulmadı. Uzun yıllar süren uğraşının karşılığını bir an da aldı. Elmanın ağaçtan yeryüzüne düşmesi, elmadan daha büyük kütleye sahip olan Dünya’nın etkisi olduğunu anlaması geç olmadı. Peki ya Ay? Ay da benzeri bir kuvvetle mi gökyüzünde Dünya yörüngesinde duruyordu. Newton’un bu sorunun cevabını bulması geç olmadı. Nasıl ki, elma Dünya tarafından çekiliyorsa, Ay’da Dünya yörüngesinde ki dönüşü ile kazandığı bir karşı kuvvet sonucunda, dengede durup yere düşmediğini keşfetti. Bu sayede bilim dünyasında önemli bir kapı aralamış oldu.

Sir Isaac Newton/Credit:Wikipedia

Newton, tarihler 1666’yı gösterdiğinde bu kuramına ait hesaplamalarını yayınladı. Dolayısıyla, evrendeki her cismin bir diğerini kendine çektiğini matematiksel olarak kanıtlamış oldu ve bu çekim kuvvetini ‘gravitasyon kuvveti’ olarak adlandırdı. Newton, evrensel gravitasyon yasalarını ve çekim kuvvetlerinin formüllerini çıkardı. Ancak bu kuvvetini sebebinin ne olduğunu belirleyemedi. Newton, bir büyük cismin yüzeyindeki çekim kuvvetinin, cismin bütün kütlesinin sanki merkezde toplanmış gibi olacağını söyledi. İki cisim arasındaki gravitasyon kuvvetinin, o iki cismin kütlelerinin çarpımının arasındaki mesafenin karesinin bölümün eşit olduğunu matematiksel olarak belirledi. Ancak bu formülün bir de sabit bir sayı ile çarpılacağını söyledi. Newton’un bildiği ama belirleyemediği bu sabit sayıyı ‘gravitasyon sabiti’ olarak Henry Cavendish 1798 yılında hesapladı.

İngiliz Faraday, elektrik akımının bir manyetizma ve hareket eden mıknatısın bir elektrik akımı oluşturduğunu göstermişti. Bundan önceleri elektrik ve manyetizmanın birbirinden ayrı iki olay olduğu düşünülüyordu. Maxwell, bu sanının yanlış olduğunu kanıtladı ve elektrik ve manyetizma olaylarını, elektromanyetik alan kuramında birleştirerek , matematiksel denklemleri öne sürdü.

Werner Heisenberg/Credit:Wikipedai

1932 yılında Heisenberg, bir model ileri sürdü. Bu modelde, atomlarda bulunan proton ve nötron arasında devamlı değişen bir bağlayıcı enerji olduğunu öne sürdü. Nötronun, elektron ve protonun bir kombinasyonu olduğunu ve elektronun nükleer gücün temelini teşkil ettiği keşfilenmiş oldu. 1932 yılını takip eden günlerde Japon bilim insanı Yukawa, Heisenberg’in modelini değerlendirdi. Yukawa proton ve nötronları bir arada tutan kuvvetin bazı haberci parçacıklarla gerçekleştiğini düşündü. Bu haberci parçacıklar ne kadar hafif olursa, o kadar uzun yaşamaya devam eder ve menzili de o kadar fazla olurdu. Ağır haberci parçacıkların ise menzillerinin kısa olması gerektiğini öne sürdü.

Yine Yukawa, 1935 yılında kısa bir sürede etkili olan nükleer kuvvetin bir santimetrenin milyon defa milyonda birinin ufak bir kesri kadar olması gerektiğini anladı. Bu aralıktaki kuvvet bir elektronun katlarca ağırlığa sahip bir parçacık tarafından taşınması gerektiğini keşfetti. Bu haberci dediği parçacığa ‘meson’ adını verdi. Meson, orta ağırlıktaki parçacık anlamına gelmekteydi. Meson parçacığının protondan hafif, elektrondan ağır olması gerektiğini öne sürdü. Mesonlar hem pozitif hem negatif elektrik yüküne sahip parçacıklardı. Mesonlar’ın görevi, proton ve nötronarasında sürekli olarak gidip gelerek, onların bir arada durmasını sağlıyordu. Sahip oldukları bu güç sayaesinde çekirdekten kolay bir şekilde çıkmaları neredeyse imkansızdı.

Emilio Segre/Credit:Wikipedia

1948 yılında Emilio Segre, meson gibi tanımlanan bir parçacığın kozmik ışınlar içinde olduğunu çekirdeğin nötronlarla bombardımanı esansında kanıtladı. Bu sayede Yukawa ile birlikte çekirdeğin içinde bulunun ve ‘güçlü nükleer kuvvet’ adı verilen kuvvet keşfedilmiş oldu.

Evren, mutlaka bir denge ve sabitlik içerisindedir. Bu sabitlik elbette evrenin işleyişinin kuvvet kısmı ile alakalı olan bir sabitliktir. Her şeyin ve her alanın dengede olmasını sağlayan kuvvetler ve kuvvetleri bütünü bugün doğanın vazgeçilmezleri arasında konumun korumakta ve her zaman koruyacaktır.

 

Kozmos’tan Kuantum’a/H.Yalçın İNAN

Yazan: Sultan Kış

YouTube Kanalımız

Doğanın Vazgeçilmez Kuvvetleri

Popüler Yazılar

Gökbilimciler Dünyanın Kesin Ölüm Tarihini Hesaplamayı Başardılar

Gökbilimciler Dünyanın Kesin Ölüm Tarihini Hesaplamayı Başardılar Bilim insanları çalışmalarında, gezegenlerin yapısı dışında, yaşanabilir bölgede geçirdikleri zaman ve oradan tekrar ayrıldıkları zamanla da ilgilenirler....

Nikola Tesla ’nın 116 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Röportajı!

Nikola Tesla’nın 116 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Röportajı! Gazeteci: Bay Tesla, sizin için kozmik süreçlere karışan biri diyorlar. Sahiden siz kimsiniz? Tesla: Bu doğru bir soru,...

IQ Yükseltme (%40 Varan Fark)

IQ Yükseltme (%40 Varan Fark) Eski dönemde araştırmacılar, bireyin hafızasını ve IQ seviyesinin yükselemeyeceğini bunu biyoloji bir etken genetik özellik olduğunu iddia ediyorlardı. Fakat günümüz...

Işık Saçan Güneş Ve Yıldızlarla Dolu Olduğu Halde Neden Uzay Siyahtır?

Işık Saçan Güneş Ve Yıldızlarla Dolu Olduğu Halde Neden Uzay Siyahtır? Uzay denildiğinde aklımıza kapkara ve sonsuz bir boşluk gelir. Oysa hepimiz biliriz ki; uzayda...

İlgili Yazılar

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here

%d blogcu bunu beğendi: