Einstein’ın Evreni (Çekiç, Tüy Ve Bowling Topu)

Einstein’ın Evreni (Çekiç, Tüy Ve Bowling Topu)

Apollo 15 astronotları 1971 Temmuzunda Ay yüzeyinde bir deney yaptılar. Yaptıkları bu deneyde atmosfersiz ortamda serbest düşmeye bırakılan kuş tüyü ve çekicin aynı anda yere ulaştıklarını gözlemlediler.

Zaten bu sonuca ulaşacaklarını Galileo’dan beri biliyorduk. Galileo havada kalma süresinin sürtünmesiz ortamda kütleye bağlı olmadığını bize matematiksel olarak ispatlamıştı.

Günlük hayatta yani sürtünmeli ortamda algımıza ters gelen bu deneyin bir benzerini 2014’te  Brian Cox’un sunduğu “İnsanlık Evreni” isimli belgesel için NASA’nın Cleveland’daki Uzay Güç Merkezinde tekrarlandı.

Peki, bunun sebebi neydi? Neden farklı kütleli bu iki cisim aynı anda yere ulaşıyordu?

İsaac Newton’ göre aynı anda düşmelerinin sebebi, maddeler üzerine anlık etkide bulunan ve aşağıya doğru çeken temas gerektirmeyen bir kuvvetten olmasıdır.

Tıpkı mıknatısın çekmesi ya da itmesi gibi.

Albert Einstein’a göre bu düşüşün sebebiyse; maddeler uzay-zaman dokusunu bozduğundan küçük kütleli maddelerin büyük kütleli maddelerin büktüğü yolu izlemesinden dolaydır.

Bu olayı anlamak için şöyle basit bir deney tasarlayabiliriz.

İyi bir şekilde gerdirilmiş bir çarşafın (buradaki çarşaf uzayı temsil etmektedir), merkezine büyük kütleli bir madde koyarsak, çarşaf biraz içeri çöker. Yani kütlemiz uzayı bükmüş olur. Ardından bu çarşafa bilyeler atarsak maddelerin hareket davranışlarını anlamış oluruz.

Einstein’ın, Newton’un kütle çekimine karşı çıktığı ilk konuda Kütle Çekiminin anlık yani sonsuz hızda olamayacağıdır.

Örneğin Güneş bir anda kaybolsa bile biz bu olayı ancak sekiz dakika sonra anlardık. Dünya bu sekiz dakika boyunca yörüngesinden sapmayıp, normal dolanım hareketinde devam ederdi. Yani çarşaf düzleşene kadar.

Einstein’ın ikinci büyük fikriyse, dünya üzerinde gözlem yapan bizlerin maddeleri yere düşüyor gibi görme sebebin aslında bir illüzyondan ibaret olduğudur.

Mesela dünya üzerinde duran Newton ile uzayda 1G (bir ci diye okunuyor) ile ivmelenen Newton’un yaptıkları deneyde her olay ve sonuç aynı olacaktır. Bu yüzden yaptıkları deneylerle kendilerinin Dünya’da mı uzayda mı olduklarını belirleyemeyeceklerdir.

O yüzden bu iki durum birbirine denktir. Bur durumda olay yorumu gözlemcinin hareketine göre değişim göstermektedir.

Cox’un yaptığı deneyde eğer arka planı görmeseydiniz top ve tüyün yere düştüğünü söyleyemezdiniz.

Bu yüzden de Einstein’a göre,  kütle çekim kuvveti diye bir kuvvet yoktur.

Selim Öztemel

You may also like...

3 Responses

  1. 15 Mayıs 2020

    […] iki protonun çarpışmasından ortaya çıkacak enerjinin gücü. Deneysel parçacık fiziği Einstein’ın ünlü E=mc2 (kütle ve enerji birbirine dönüşebilir) denklemine uygun olarak, yüksek […]

  2. 17 Mayıs 2020

    […] 20. Yüzyılın başlarında Einstein, araştırmacıların Maxwell’in denklemlerini daha ciddiye almaları gerektiğini öne […]

  3. 22 Mayıs 2020

    […] Young, 1773-1829 yılları arasında, Einstein‘dan 100 yıl önce yaşamış bir İngiliz fizikçi. 2 yaşında okumayı öğrendi ve 16 […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: