Daha Fazlası

    Francis Bacon’un Putları ve Bilimsel Yöntemi

    Francis Bacon’un Putları ve Bilimsel Yöntemi

    Sevan Nişanyan’a göre bilim kelimesi Kırgızcada ‘bilgi’ kelimesinden türemiştir. Etimoloji açısından baktığımızda dahi bilimi oluşturan varlığın bilgi olduğunu kavrayabiliyoruz. Doğru bilim için doğru bilginin gerekliği herkesçe kabul edilen bir görüş. Ancak doğru bilgiye giden yolun nasıl olacağını bilmek antik çağdan bu yana kesin çözümlemesi yapılamayan bir şeydir. Antik çağda Platon’dan Aristo’ya, ilerleyen yıllarda ise Descartes’den Francis Bacon’a kadar birçok görüş ortaya atılmıştır. Sürekli bir yöntem arayışında olmanın ilerlemenin zorluğunu kolaylaştırmak yerine zorlaştıracağından olsa gerek, uzun yıllar eksiği ile doğrusu ile kabul edilen görüşler olmuştur.

    Francis Bacon’un Putları ve Bilimsel Yöntemi

    Zaman zaman Galileo gibi birçok insan tarafından eleştirilse de bilimde ve düşüncede yıllarca hakim olan görüş Aristoteles Metodu olmuştur. Aristoteles Metodu’nun oturduğu temel, Francis Bacon’un ileride tepetaklak edeceği tümdengelimdir. Aristoteles için bilim yapmak demek fenomen bilgisinden fenomenin nedeninin bilgisine geçmek demektir. Asıl bilimsel bilgi açıklayıcı ilkelerden tekil durumlara geçmektir. Daha sonra karşılaşılan fenomeni, açıklayıcı ilkeye dayanarak açıklamak bilimsel bilgidir. “Neden”i bulmayı sağlayacak temel soru, Aristoteles’te “Niçin?” sorusudur. Kısaca bu metodun temelinde ki tümdengelim basamak basamak aşağı inerek sonucun nedenine inmek demektir. Burada ki sıkıntı ön kabullerin (en üst basamak) doğru bilgiye (inilen basamaklar) ulaşmakta sorun yaratabileceği kuşkusudur. Bu ve benzer birçok kuşkunun oluşuyor olması da hakikate ulaşmak çabasında olan insanların bu yönteme şüpheci yaklaşmasına yol açmıştır. Bu şüphecilerin başını da rönesansın sonlarında özerk felsefi düşünür Francis Bacon çekmiştir. Modern bilimin kurucularından sayılan Francis Bacon 1620 yılında yöntem ve bilgi üzerine yayınladığı ‘Novum Organum (Yeni Organon)’ adlı kitabında Aristo mantığını eleştirerek kendi yöntemini ortaya atmıştır. Bacon yöntemin önemini Descartes gibi yol örneği üzerinden dile getirmiştir:

    “Doğru yolda giden bir topal, yoldan çıkan süratli bir kişiyi yarışta geçer ve doğru yolda koşmayan birinin ustalığı ve hızı da onun hatasını artırmaktan başka bir işe yaramaz.”

    Francis Bacon’un Putları ve Bilimsel Yöntemi

    Bilgiye sağlam bir temel oluşturma çabaları arasında Francis Bacon’un yöntemi Aristoteles’in tam tersi olan tümevarımdır. Deney temeline oturan tümevarım yöntemi; gözlem yapmak, tek tek gözlenen veriler üzerine düşünmek ve sonunda tüm gözlemlenen verileri ortak olarak ifade edebilecek genel bir açıklama oluşturmaya dayanır. Olguları açıklayıcı değil betimleyici olan tümevarım yöntemi Bacon için temel olsa da onun tümevarım yöntemi daha karmaşıktır. Aristoteles yalnızca tümdengelime başvurmadığı gibi Bacon’da yalnızca tümevarıma başvurmamıştır, yöntemler daha kompleks yapıdadırlar. Bu iki yoldan her biri, duyulardan ve tikellerden başlayarak, en kapsamlı genelemelere kadar çıkar. Fakat onların arasındaki fark hesap edilemeyecek kadar büyüktür. Çünkü birisi, deneyin ve tikellerin sınırlarına sadece dokunurken, diğeri gereken şekilde ve düzenli olarak onların içinden geçer; yine birisi daha başlangıçta bazı soyut ve faydasız genel ilkeler koyarken, diğeri, gerçekten, tabiatta tamamen ortak olan bu genel ilkeleri derece derece meydana çıkarır. (Bacon)
    Bacon’ın tümevarımında bilgiye ulaşmak için betimlemeler, genellemeler yapmadan önce zihnin arındırılması gerektiğini düşünür. Zihinde barınan ve hakikati görebilmeyi engelleyen putlar vardır ve bu putlar (idol) 4 grubda kategorize edilmiştir. Bunlar; Soy İdolleri, Mağara İdolleri, Çarşı-Pazar İdolleri ve Tiyatro İdolleridir.
    Soy idoller Aristeles’in mantığını eleştirir. Bacon’a göre, insanlarda gerçek olmasını istedikleri şeylere inanma, bunları doğru kabul etme, hatta bunların var olduğunu kanıtlama meyli söz konusudur. Sonuçta, insanlar (adım adım, yavaş ve zahmetli bir şekilde kanıt biriktirmek yerine) doğrudan sonuca atlamaya ve vaktinden erken yargılarda bulunmaya eğilimlidir. Doğruyu ayna da net görmek yerine hızlıca kendi zihnin önermelerinden yola çıkarak onu yansıtır. Bunu Bacon
    “İnsan zihni ışınları yayması, çarpıtması ve şeklini bozması bakımından kendi özelliklerini farklı nesnelere veren içbükey ve dışbükey aynalara benzer” (Bacon, 1999: 16) diyerek özetlemiştir.
    Mağara İdolleri soy idolleri gibi genel değil daha çok bireyseldir. Kişinin kendi mağarasını, kendi gerçekliğini oluşturan faktörleri içerir. Bunlar bireylerin aile geçmişleri, çocukluk deneyimleri, eğitimleri, yetiştiriliş tarzları, cinsiyetleri, dinleri, sosyal sınıfları ve benzeri özelliklerine bağlı olarak maruz kaldıkları ferdi bozukluklar, tahribatlar, ön yargılar ve inançları yansıtır. Kişi bu ‘oluşturulmuş’, ‘edinilmiş’ mağaradan çıkmadığı sürece gerçeği göremez. Bacon bu noktada Herakleitos’un sözünü hatırlatır: İnsanlar bilgiyi küçük dünyada ararlar, daha büyük ve ortaklaşa yaşadığımız dünyada değil.” (Bacon. 1999. 16).
    Çarşı-Pazar İdollerinde  insanların birbirleriyle olan ilişkilerinden ve bu ilişkinin temelinde yer alan dil kullanımından ortaya çıkan idollerdir. Dilin, özelde ise sözcüklerin uygunsuz yapılanması, yani tanımların muğlak, açıklamaların belirsiz olduğu durumlarda açığa çıkan yanlış anlama ve yönlendirme durumudur. Bilim dilinin net, sade ve belirli olmasının amaçlanmasının ardında zihnin Bacon için bu idollerden temizlenmesi amacı yer alır.
    Tiyatro İdolleri, insan zihnini saran çeşitli düşünce yapılarından (felsefe sistemlerinden, ideolojilerden vb) edinilmiş dogmalar ve yöntemlerdir. Bunlar, Bacon’ın ifadeleriyle, gerçek dünyayla ilişki kurmayı engelleyen kurgusal ve tiyatrovari bir dünya yaratırlar. Bu anlamda Bacon’ın karşı karşıya olduğu tiyatro idolü Ortaçağ yorumlarıyla bezenmiş Aristoteles Felsefesidir.
    Bacon bu putlardan arınılmadığı sürece hakiki bilgiye ulaşılamayacağını düşünür. Bacon bu zihin putları ile ona göre kusurlu Aristoteles’in uzun yıllar hakim olan görüşünün neden hakim olduğunu da açıklamış olur. Sonrasında yaylacak olan tümevarımsal genellemeye örnek verecek olursak:  Demir çubuk ısıtılınca genleşir tespiti, ısı ile demir çubukta görülen değişim arasında bir ilişki kurduğunda bunun hemen ardından tüm metal cisimler ısıtıldıklarında genleşirler önermesinin gelmesi hatalıdır. Bunun yerine izlenecek yol, mümkün olduğunca çok demir çubukta ısıya bağlı genleşme olgusunun gözlemlenmesinin ardından, (a) demir çubuk ısıtılınca genleşir, (b) demirden yapılmış nesneler ısıtılınca genleşirler, (c) bütün metaller ısıtılınca genleşirler, (d) bütün katı nesneler ısıtılınca genleşirler ifadesine varmaktır. (a)’dan (d)’ye varan süreç bir tümevarımsal genellemedir. Burada sıralama, gözlemler, sabit bağıntılar, daha geniş kapsamlı korelasyonlar ve –Baconcı terimle- formlara (en genel ilkelere) doğru bir tümevarımsal genellemedir. (Örnek Dr. Ömer Faik ANLI’dan alıntıdır.)
    Ampirik (deneysel) felsefenin öcülerinden kabul edilen Francis Bacon’un deneye ve gözleme dayandırdığı metodu da her görüş gibi döneminde olduğu gibi günümüzde de eleştirilmektedir. Bunların arasında; bilimin yalnızca olgularla, olguların betimlenmesi ile değil, olgular arası bağlantıların açıklanması ile ilerleyeceğini dile getirenler olmuştur. Birçok önemli olayda olduğu gibi bilim dünyasının yönteminde de yalnızca bir bayrağın havada olması mümkün değildir. İnsanlık var olduğu sürece birçok görüşün, birçok eleştirinin ve birçok yöntemin olacağı ve hepsinin de belirli noktalarda haklılık payının olacağı bir gerçektir. Bacon
    “Bilim insanı; ne ağını içinden çekerek ören örümcek gibi ne de çevreden topladığı ile yetinen karınca gibi davranmalıdır. Bilim insanı; topladığını işleyen, düzenleyen bal arısı gibi yapıcı bir etkinlik içinde olmalıdır.” demiştir. Bilim ile birleşen bilgelikle birlikle belki de bilim insanı, kimi zaman örümcek ve karınca gibi kimi zamanda arı gibi olmayı bilebilen kişi olmalıdır.
    Kaynaklar
    Ömer Faruk Anlı: Aristoteles ve Yöntem-Tümevarım ve Tümdengelim (Makale)
    Francis Bacon’un Putları ve Bilimsel Yöntemi
    Nazlican ilhan (Bronz Yazar)
    15 Nisan 1999 doğumlu, İstanbul üniversitesi- FTR Bölümü öğrencisi, bilime ve sanata meraklı.

    Popüler Yazılar

    İlgili Yazılar

    Leave a reply

    Please enter your comment!
    Please enter your name here

    %d blogcu bunu beğendi: