Gaia Hipotezi Nedir?

Adını antik Yunan Dünya tanrıçasından alan Gaia hipotezi, Dünya’nın ve biyolojik sistemlerinin devasa bir varlık gibi davrandığını öne sürer. Bu varlık özünde süper organizmadır.Bu organizma; gezegendeki koşulları, yaşama elverişli sınırlar içinde tutan, yakından kontrol eden ve  kendi kendini düzenleyen negatif geri besleme döngülerine sahiptir tıpkı bir insan bedeninde olduğu gibi. 1970’lerin başında ortaya atılan bu fikir, kimyager ve mucit James E. Lovelock ve biyolog Lynn Margulis tarafından tasarlandı. Fikir, 1960’ların sonundaki başlangıcından ve 1970’lerin başında yaratıcısı JE Lovelock ve uzun süredir birlikte çalıştığı L. Margulis tarafından yayınlanan ilk resmi açıklamalardan beri tartışmalı olmuştur. Hâlâ tartışmalı olan kavram, bilimsel olmadığı ve test edilemez olduğu ve kabul edilemez derecede teleolojik olduğu için saldırıya uğradı Küresel ekolojiye ve evrime bakmanın bu yeni yolu, fiziksel koşullar menüsüne, biyolojik bir yanıt olarak, ekolojinin klasik resminden farklıdır.

Birlikte evrim fikri, Biyoloji ve her birinin diğerini etkilediği fiziksel çevre, 1700’lerin ortalarında önerildi, ancak asla biyolojinin cansız çevreyi kontrol etme gücünü iddia eden Gaia kadar güçlü değildi. Daha yakın zamanlarda, Gaian bilimi veya Gaian teorisi terimleri, eleştirilere yanıt olarak yapılan değişiklikler ve bilimsel anlayışımızın genişlemesi nedeniyle orijinal Gaia hipotezinden daha yaygın hale geldi.

Biyosferde Kendi Kendine Örgütlenme

 Muhtemelen kendi kendini örgütlemeye dayanan en iddialı ekolojik teori , biyosferin kendisinin homeostatik bir duruma evirdiğini öne süren Gaia hipotezidir.

Daisyworld ve Woollyworld, gezegen sistemlerinin son derece basitleştirilmiş tasvirleridir: ilki Lovelock (1979) nedeniyle ve ikincisi Schellnhuber (1999) tarafından ana hatlarıyla açıklanmıştır. Daisyworld’de sadece iki yaşam formu vardır: beyaz ve siyah papatyalar. (a) Güneş parlaklığı zamanla arttıkça farklı papatyalar tarafından kapsanan Daisyworld gezegeninin bir kısmı; (b) Daisyworld’deki küresel ortalama gezegen sıcaklığının papatyalar tarafından nasıl ‘kontrol edildiği’; (c) Woollyworld sakinlerinden bazılarının şeması: otlayan, güneş radyasyonunu yansıtan ve sera gazı metan (CH 4 ) yayan koyunlar tarafından doldurulur . (Kaynak: (a) ve (b) bölümleri, McGuffie ve Henderson-Sellers, 2005’ten sonra.)

-Lovelock, Daisyworld modelini bu sürecin nasıl meydana gelebileceğinin bir örneği olarak önerdi. Varsayımsal Daisyworld modeline göre:

‘’Siyah ve beyaz papatyalar uzay için rekabet eder. Her iki papatya türü de aynı sıcaklıkta en iyi şekilde büyüse de, siyah papatyalar beyaz papatyalardan daha fazla ısı emer. Güneş daha parlak bir şekilde parlayıp gezegeni ısıttığında beyaz papatyalar yayılır ve gezegen yeniden soğur. Güneş karardığında, siyah papatyalar yayılarak gezegeni ısıtır. Bu şekilde, papatyalar arasındaki rekabetçi etkileşimler, bir bütün olarak gezegen için homeostatik bir mekanizma sağlar.’’

Bu hipotezin  arkasındaki fikir, ekosistemlerin kendi kalıcılıkları için gerekli olan abiyotik koşulları teşvik etmeleri durumunda hayatta kalacağı ve daha etkili bir şekilde yayılacağıdır. Böylece, ekosistemler giderek daha sağlam olacak şekilde evrimleşebilir ve bu küresel ölçekte gerçekleşirse, biyosferin kendisi kendi kendini düzenleyen bir sistem gibi davranabilir. Öte yandan, bu kavram ilk başlarda bilimsel olmadığı, test edilemez olduğu ve kabul edilemez derecede teleolojik olduğu için çoğu kez  saldırıya uğradı. Gerçekten de ekosistemlerdeki Gaian süreçleri için kanıtlar zayıf kalıyor  ve teorik olarak akla yatkınlıkları halen tartışmalıdır. Ama Lovelock’un dediği gibi “Öncelikle değişimin korkunç hızını aklımızda tutmalı ve harekete geçmek için ne kadar az zamanımız kaldığını idrak etmeliyiz.”

Yazan: Aslı TAŞCİ

Kaynak*

Kaynak: Ekoloji Ansiklopedisi (İkinci Baskı),Cilt 4 , 2008 , Sayfalar 86-90

YouTube Kanalımız

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here