Daha Fazlası

    Geçmişin Aynası Gökyüzü

    Geçmişin Aynası Gökyüzü: Gökyüzü Geçmişimiz Hakkında Neler Söylüyor?

    Bulutsuz bir gece kafanızı kaldırıp gökyüzüne baktığınızda gördüğünüz o ışıldayan yıldızlar, aslında birer imgeden ibarettir. İmge derken neyi mi kastediyorum? Gördüğünüz o parlak, göz alıcı yıldızların sanal görüntülerinden bahsediyorum. Hem de geçmişteki hallerinin! Evet, eğer ilk kez duyuyorsanız belki de bir miktar şaşırmışsınızdır. Daha şaşırtıcı bir şey de şu ki, o gördüğünüz yıldızlar hiçbir zaman size göründükleri konumda olmamıştır. Nasıl mı? Detaylıca inceleyelim.

    Hiçbir Şey Anlık Değildir

    Geçmişin Aynası Gökyüzü: Gökyüzü Geçmişimiz Hakkında Neler Söylüyor?

    Işık hızı, uzaydaki haliyle rakamsal olarak saniyede 299.792,458 kilometre, akılalmaz bir büyüklüktedir. Işık o kadar hızlıdır ki siz bu cümleyi okurken Dünya’nın etrafında yaklaşık 26 defa tur atabilir. Ne var ki bu inanılmaz hızı, gökadalar arası mesafeleri düşündüğümüzde şaşırtıcı derecede yavaş kalır.

    Bir yıldız her parladığında ışığı kendisinin bir imgesini taşır. Bu imge uzayda ışık hızıyla uzak mesafeler kateder. Uzay ve yıldızlararası mesafeler o kadar büyüktür ki o imge hiçbir zaman bize anında ulaşamaz.

    Gökyüzü Bizi Ne Kadar Geçmişe Götürür?

    Bu soruya net bir cevap vermek doğru olmayacaktır. Çünkü gökyüzünde gördüğümüz her bir yıldızın bize olan uzaklığı farklıdır. Dolayısıyla her biri bizi farklı bir zaman kesitine götürür.  Mesela eğer bu yazıyı gündüz okuyorsanız ve Güneş’e bakarsanız (ki bunu kesinlikle tavsiye etmem) yaklaşık 8 dk önceki halini görürsünüz. Ya da gece çok uzaklara bakarsanız,  muhtemelen şu an ölü olan yıldızları görürsünüz. Mesafelerin ne denli önemli olduğunu buradan çıkarabilirsiniz. Neyse ki Güneş’imiz diğer yıldızlara kıyasla bize o kadar da uzak değil. Biz de bu sayede onun 8 dk 20 sn önce canlı olduğunu bilebiliyoruz. Oldukça ilginç, değil mi?

    Gökyüzüne Bakarak Geçmişi Görebiliyorsak Büyük Patlama Öncesi Hakkında Ne Söyleyebiliriz?

    Bu konuda söyleyeceklerimize gökyüzüne bakarak karar veremeyiz. Ne yazık ki evrenimiz 13,8 milyar yıl öncesine kadar ışık geçirmiyordu. Dolayısıyla bundan daha ötede yani büyük patlama öncesinde ne olduğunu göremiyoruz. Karanlık bir duvar var ve bizi geçmişten ayırıyor gibi düşünebiliriz. Duvarın görebildiğimiz tarafına “Gözlemlenebilir evren” diyoruz. Şimdi Dünya’dan gördüğümüz şekliyle evrenimizin tarihinin  sadece belirli bir dilimini oluşturabiliriz. Tamamı hakkında söyleyeceklerimiz tahminden ileri gidemez.

    Geçmiş Hakkında Bilgi Edinmemizin Başka Yolları Var Mı?

    Eylül 2015 ‘e kadar teknoloji, bize evrenimizin geçmişi hakkında bilgi toplamak için pek seçenek sunmuyordu. Kısacası kozmosun uzak köşelerini araştırmak için elimizdeki en iyi yöntem ışığı kullanmaktı. Fakat yeni bir araç oldukça işimize yarayacak bir sinyal saptadı: Kütleçekim Dalgalarının Sinyali. Bu başarısıyla 2017 Nobel Ödülü kazanan üç bilim insanı, kaydettikleri sinyalin Einstein’ın Genel Görelilik Teorisi’ne tamı tamına uyduğunu belirtti. Artık ışık kullanarak gözlemleyemediğimiz şeyleri bu kütleçekim dedektörleri sayesinde gözlemleyebilmeyi umuyoruz. Kara delikleri ve Büyük Patlama anını mesela…

    Yazan: Gül Zeynep Sinan

    Kaynak*

    YouTube Kanalımız

    Gül Zeynep Sinan
    Elektrik Elektronik Mühendisliği öğrencisi. Robotik, otomasyon ve astrofiziğe meraklı. Bilim ve sanat tutkunu.

    Popüler Yazılar

    İlgili Yazılar

    Leave a reply

    Please enter your comment!
    Please enter your name here

    %d blogcu bunu beğendi: