Güneş’in ve Güneş Rüzgarları’nın Yapısı Nasıldır?

Güneş’in Özellikleri

Güneş Sistemi’ne can veren ve sistemimizin başrol oyuncusu olan Güneş’in özelliklerinden biraz bahsedelim. İlk önce; Güneş, herkesin bildiği üzere Güneş Sistemi’nin merkezinde bulunur ve diğer yıldızlara oranla “Orta Boyutlu Yıldızlar” kümesinde yer alır. Güneş’in bulunduğu yıldız kategorisinin sistematik ismi ise G-0 veya G-2(Sarı Cüce) olarak ifade edilir. Güneş, Güneş Sistemi kütlesinin tam tamına 99.8%’lik bir kısmını oluşturmaktadır. Geriye kalan 0.2%’lik kütle ise Güneş Sistemi’nde bulunan Gezegenler, Kuyruklu Yıldızlar, Asteroitler ve kozmik tozlar gibi “kozmik maddeler”den oluşmaktadır.

Güneş’in yarı çapı tam 685.508km’dir. Güneş, orta boyutlu bir yıldızdır dedikten sonra bu bilgi kafaları biraz karıştırmış olabilir. Fakat unutmamak gerekir ki yıldızlar, simetrik bir gök cismi olarak en büyük “hacimli” gök cisimlerindendir demek yanlış olmayacaktır. Güneş, saniyede 200km hızla ilerler ve her 1 saatte 1.5 m küçülür. Güneş’in yaşı 4.6 milyar(bazı kaynaklarda 5 milyar yıl olarak geçer)yıldır. Bizim “yaşlı kurt” diye ifade edeceğimiz Güneş, aslında çok genç… bu bilgi de birçok insanı şaşırtmaktadır. Güneş’in özelliklerini ele aldığımıza göre artık “Güneş Rüzgarları”ndan bahsedebiliriz.

Güneş Rüzgarları’nın Keşfi

Güneş Rüzgarları’nın varlığından haberdar olmamızın etkenlerinden biri kuyruklu yıldızlardır. Bilim insanları, kuyruklu yıldızların gözlemini gerçekleştirdiği esnada hiç değişmeyen bir özelliğin farkına varmıştır. Bu özellik ise kuyruklu yıldızların, Güneş’e belli bir mesafeye kadar yaklaştığında, kuyruk kısmının daima Güneş merkezinden dışa yönelik olarak konumlandığı gerçeğinin fark edilmesi olmuştur. İlk başlarda Güneş tarafından gerçekleşen bir parça salınımı olduğu düşünülmese de devam eden süreçlerdeki çalışmalarla bu olaya neden olan etkenin Güneş Rüzgarları olduğu kesinleştirilmiştir.

Bir diğer bulgu ise radyo dalgalarıdır. Radyo dalgaları, Güneş hakkında bu tarz bir düşüncenin yeşermesinde ilk ve en etkili rolü oynamış olan  olgudur. Bu gözlem, manyetik fırtınalar esnasında atmosferde gerçekleşen değişimler sonucunda radyo dalgalarının iletiminde gerçekleşen büyük sıkıntılara dayanır.

Güneş Rüzgarları’nın Yapısı

Güneş, hiç durmadan, sürekli en üst atmosferinden kütle ve enerji kaybetmektedir. Bu kütle ve enerji ise plazma dalgaları şeklinde salınır ayrıca bu kütle-enerji  kaybına da “Güneş Rüzgarları” adı verilmiştir. Güneş tarafından gerçekleştirilen plazma dalgası salınımları yaklaşık olarak  1.5 ile 10 keV arasında olan elektron, proton ve alfa parçacıklarından meydana gelmektedir. Güneş, Güneş Rüzgarlarından dolayı her gün  yaklaşık on üzeri eksi dört Dünya kütlesi kaybeder. Güneş’in gerçekleştiği bu manyetik enerji salınımı aslında Dünya için çok büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Güneş ve Dünya arasında tam  149, 597 milyon km vardır ve Güneş gezegenlere karşı 45°lik bir açı yapar bu açı ve mesafe ile birlikte Güneş’in mevcut boylamı hesaba katılınca Güneş Rüzgarları’nın hızları yol aldıkça azalır. Güneş’ten gerçekleşen bu salınımın meydana geldiği andaki hızının saniyede 800km’den fazla olduğu dahi düşünülüyor. Tabi bu hız Dünya’ya ulaştığı esnalarda saniyede 300-400 km hız gibi rakamlara da düşüyor. Güneş Rüzgarları’nın hızları uzay boşluğunda sekteye uğradığı gibi Dünya’ya ve diğer gezegenlere vardığında da çeşitli nedenlerden ötürü hızlarında azalma meydana gelebilir. Bu azalmalara yol açan sebeplerden biri de dünyanın manyetik alanın kutuplara doğru incelirken, ekvatora doğru genişleyip kalınlaşmasıdır. Güneş Rüzgarları’nın hızları  Ekvatoral bölge de saniyede 300-320km hız iken, kutuplarda 400+ olarak gözlemlenebilir. -Peki, madem bu manyetik enerji salınımları bu kadar güçlü ve tehlikeli, neden yeryüzünde bunun olumsuz etkileri gözlemlenmiyor- şeklinde bir soru aklınıza takılabilir. Bu sorunun cevabı ise gerçekten çok basit;

Güneş Rüzgarları’nın Etkileri

Dünya’yı aslında zırhlı bir şövalye olarak düşünebiliriz. Dünya’nın, bir şövalyeden tek farkı zırhının demir ya da  çelik gibi metal ve metal alışımlarından değil de kendi manyetik alanından meydana gelmiş olmasıdır. Dünya’nın manyetik alanı kutuplara doğru  incelir, ekvatora doğru ise daha geniş ve kalınlaşır. Bu yüzden de Güneş Rüzgarları’nın hızları biraz önce bahsettiğimiz gibi farklı bölgelerde değişiklik gösterebilir.

Güneş Rüzgarları yüzünden Dünya bir zarara uğramasa da doğal uydumuz olan Ay’ın yanında Merkür gibi birçok gezegen ve bu gezegenlerin doğal uyduları da zarar görmektedir. Tabi ki bu manyetik salınımlarım bize hiçbir zararı yok diyemeyiz ne yazık ki… Güneş Rüzgarları’nın uzaya saçtığı bol miktardaki yüklü parçacıklar bizim yörüngedeki uydularımıza karşı çok büyük zararları mevcuttur. Birçok uydumuz bu yüzden işlevini kaybetmesinin  yanında bunun önüne geçilebilmek için de çalışmalar yoğun bir şekilde devam ediyor.

Yazan: Emir Tarık DAŞTAN

Kaynak*

Kaynak**

Kaynak***

YouTube Kanalımız

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here