Havai Fişekler Nasıl Patlar?

Geçtiğimiz yıl Sakarya’da bir havai fişek fabrikasında meydana gelen ve dört vatandaşımızın vefatıyla sonuçlanan elim kazadan sonra uzunca bir süre gündemi meşgul eden havai fişekleri bu haftaki yazımda kısaca ele almak istedim.

Büyükçekmece'de havai fişek yasaklandı

Genelde mutlulukla hatırladığımız anlarımızın süsüdür kendileri. Aniden parlayan rengârenk ışıklarla gökyüzündeki manzarası gerçekten büyüler bizleri.

Biliyor musunuz? Havai fişeklerle özel günleri ve bayramları kutlama geleneği çok eskilere uzanır. Piroteknik denilen bu sanat, size şaşırtıcı gelebilir ama Çin’de M.Ö. 2000 yıllarında bile biliniyordu.

%75 güherçile (potasyum nitrat), %15 odun kömürü (karbon) ve %10 kükürt ihtiva eden ve ‘Piroteknik karışım’ denilen, daha yaygın adıyla barut olarak bilinen bu karışım, Çin’de havai fişeklerde binlerce yıldır kullanmasına rağmen, Avrupa’ya ancak M.S. 1300’lü yıllarda gelebilmiştir.

Bilindiği gibi yanma olayının olması için oksijene dolayısıyla havaya ihtiyaç vardır. Ancak Piroteknik karışımın istisnai bir özelliği vardır ve hava olmadan da yanar. Nitratın içindeki oksijen, karbon ve kükürdün yanmasını sağlar ve karışım bitinceye kadar yanmayı sürdürür.

İçerisindeki bu maddeler ne kadar iyi hapsedilmişlerse, etrafa saçılma da o kadar infilak şeklinde olur.

Piroteknik karışımın Avrupa’da iyice tanınması ve havai fişekten önce ateşli silahlarda patlayıcı olarak kullanılması ancak 14. Yüzyılın ortalarında gerçekleşebilmiştir. Zamanla dinsel festivallerin, bayramların, törenlerin ve özel günlerin ve ille de yılbaşı gecelerinin bir parçası haline gelen havai fişekler, 19. yüzyılın başlarına kadar sadece tek renkten ibaretlerdi yani sarı ışıklar saçıyorlardı.

Maddeler belirli bir sıcaklığa hatta akkor haline kadar ısıtıldıklarında kendilerine has bir ışık yaydıklarından ötürü bu durumun keşfedilmesiyle sadece havai fişekler renklenmedi, kimya alanında da çok önemli bir aşama kaydedildi. Artık kimyacılar bir maddenin içindekileri analiz edebilmek için iyice ısıtıyorlar ve çıkan renklere göre spektrometre denilen bir cihazla karışımın hangi maddeden ne kadar miktar içerdiğini tespit edebiliyorlardı.

Bu buluş, proteknik karışıma, yanmayla değişik renkler veren çeşitli metallerin ilavesi sonucu havai fişeklerin de gökkuşağı gibi renklenmelerini sağladı. Artık proteknik uzmanları, canlı renkler veren bileşimleri özellikle araştırıyor, bir ressamın tablosunu yaparken renkleri karıştırdığı gibi bunları kendi içinde kaynaştırıyorlardı.

Karışıma katılınca değişik renkler veren başlıca elemanları merak edenler için listeleyelim: kalsiyum, lityum, Stronsiyum (kırmızı), sodyum (sarı), baryum, Çinko (yeşil), bakır, arsenik, kurşun, selenyum (mavi), potasyum (mor).

Değişik renkler elde etmek kadar, havai fişeklerin gökyüzündeki görüntüsünü dizayn etmekte bir o kadar önemlidir. Karışım tam homojen, toz halinde ve ince tanecik boyutunda olmalı, istenmedikçe tutuşma riski olmadan saklanabilmeli ve taşınabilmelidir. Ancak havai fişek tasarımında üzerinde durulması gereken en önemli şey elbette patlamadaki zamanlamadır.

Karışım önceden farklı renklerde, küçük yıldızlar biçiminde hazırlanır. Daha sonra bunlar bir veya birkaç kere ateşlenip patlayacak şekilde düzenlenerek havai fişeğin ana gövdesi içine yerleştirilir. Ana gövde sağlam malzemeden yapılmış bir kovandır ve ayrı bir bölümünde bulunan boru sayesinde roket gibi yükselir.

Omar'ın kazasından sonra… Havai fişek yeniden gündemde: Çok kolay alınıyor! - Son dakika haberleri

Gövde istenilen yükseklikte patlayarak, karışımın yeterli miktarda ısınmış ama tam yanmamış parçacıklarının, kullanılan malzemeye göre rengârenk, yıldız şeklinde bir kıvılcım yağmuru olarak etrafa saçılmalarını sağlar. Gösteriyi daha etkileyici kılmak, patlama sırasındaki görüntünün daha net görünmesini sağlamak üzere zemin rengini daha siyah yapabilmek için karışma bol miktarda kandil isi ve odun kömürü de ilave edilir.

Bu arada önemli bir bilgi! Havai fişeğin infilak şiddeti ve menzili ne kadar fazla olursa canlılara ve çevreye verdiği zarar ne yazık ki o oranda artar.

Evet, izlemesi son derece keyifli lakin ekosisteme verdiği tahribatı da düşünmek gerekir.

Yazan: Burçak YÜCE

Kaynak*

YouTube Kanalımız

Önceki İçerikÖlü Doğan Yıldızlar: Kahverengi Cüceler
Sonraki İçerikGünün Kitap Önerisi: Yapay Zeka
Fizik öğretmeni. Mesleğini 18 yıldır özel bir okulda sıradanlıktan uzak halde yürütüyor. Yaklaşık on yıldır yazıyor. Üç kitap ve iki proje kitabı var. Teolojiye sevdalı. Felsefeye takıntılı. Ressam. Sergilerde ve imza günlerinde sevenleriyle buluşmak en tatmin edici hobisi. Dizi izlemez, dize gelmez. Tv de kayda değer program izler. TRT Belgesel araştırma sorumlusu. Az uyur. Korku filmi forever... Anne ve kız evlat sahibi. Önceki hayatında kesin kediydi. Şakacı. Akıllı değil! Zeki. Güneşe aşık ve denize tutkulu.

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here