İnsanlığın Başlangıcı

İnsanlığın Başlangıcı

İnsanlık tarihi yaklaşık 200 bin yıl önce başlamıştır. Yapılan arkeolojik kazılar sonucunda insanlığın Afrika kıtasından Dünya’ya yayıldığı tespit edilmiştir. Yeni keşfettikleri bölgelere adapte olamayan insanlar yaşamlarını yitirirken, adapte olmayı başaran insanlar yaşamlarına devam etmişlerdir.

İlk çağ olarak bilinen M. Ö. 3500 ile M. Ö. 500 yılları arasında insanlar avcı-toplayıcı olarak yaşamışlardır. Bu insanlar en az 450 kişi olmak üzere gruplar halinde yaşarken, bu gruplarda resmi bir kanun yoktu. Bir veya iki kişi kümelerdeki adaleti sağlayıp önder olarak nitelendirilir.

Yiyecekleri bulmak için ya hayvanları avlar, veya çevrelerinden toplarlardı. Göçebe yani yerleşik bir hayatları olmadıkları için yiyecekleri üretemiyorlar, çok fazla mal edinemiyorlardı. Para henüz icat edilmediğinden dolayı takas yöntemiyle alışveriş yapıyorlardı.

Küme içerisindeki cinsiyetler arasında iş paylaşımı söz konusudur. Erkekler hayvanları avlarken, kadınlar ise hayvanların kürklerinden giysi yapımı ve çocuk bakımı gibi işleri yapıyorlardı. O zamanlarda yerleşik hayat olmadığı için ev temizliği yapılıyordu çünkü ortada bir ev yoktu. Erkek ve kadın iş ayrımı avcı-toplayıcı dönemden günümüze kadar gelmektedir. Yani bazı ayrımlar bizlere atalarımızdan kalmıştır.

Bir kümenin  bütün üyeleri akrabalardan oluşmaktadır diyebiliriz. Çünkü küme içerisinde mahremiyet söz konusu değildir. Kümede ki bireyler bir arada uyur, bir arada yemek yer yani bütün günlük yaşam özelliklerini bir arada yaparlar. Bu kümeler ailelerden oluştuğu için başka bir kümede ki bir kızla evlenmek isteyen erkek o kümede ki erkeklere hediye vermek zorunda kalır. Günümüzde başlık parası diye geçen geleneklerimizden bir tanesi avcı-toplayıcı dönemden günümüze kadar gelmektedir.

Avcı-toplayıcı grubun avantajlarını ise şu şekilde sıralayabiliriz.

  • Beyinleri daha büyüktü ve doğada yaşadıkları için tetikte ve çevik olmak zorundalar.
  • Doğanın her yerinde besin kaynakları olduğu için çok yönlü bir beslenme anlayışları vardı. Bu sayede sağlıklı ve dengeli besleniyorlardı.
  • Çalışma saatleri bizim çalışma saatlerimizden azdı. Genellikle, günde 3-6 saat toplayıcılık yaparak ve üç günde bir avlanarak çalışıyorlardı. Doğada yaşadıklarından dolayı ev işleri yapılmıyor.
  • Durmadan gezinti halinde oldukları için bulaşıcı hastalıkların yayılmalarına izin vermiyorlardı. Bir kişi hastalandı zaman o kişiyi geride bırakarak kendileri başka bir yere gidiyorlardı. Bu sayede hastalanma riskleri azalıyordu.

Avcı-toplayıcı grubun dezavantajlarını ise şu şekilde sıralayabiliriz.

  • Besin piramidinin ortalarında yer alıyorlardı. Yalnızca kendileriyle değil, baskın türlere de rekabet halindedirler.
  • Baskın bir tür olmadıkları için yırtıcı hayvanlara av oluyorlardı.
  • Aşırı soğuk ve aşırı sıcak iklim koşullarına dayanamıyorlardı.
  • Doğada yaşamın zor olmasından dolayı ortalama yaşam süreleri düşüktü.
  • Gezinti halinde oldukları için çocukların kendi ayaklarının üzerinde durana kadar yer değiştiremezlerdi. Bu yüzden de yavaş ve az üremek zorunda kalıyorlardı.

Doğada yaşadıkları tecrübelere dayanarak hangi bitkilerin zehirli, hangi böceklerin yenilebilir oldukları yaşam tecrübelerinden yararlanarak biliyorlardı.

Bizim atalarımız avcı-toplayıcı grup olduğuna göre zamanla evrim geçirerek şu an ki halimizi almış bulunmaktayız. Önceden vahşi olarak nitelendirdiği iz hayvanlar şimdi ise evimizde bizimle yaşamaktalar, besin piramidinde üst kısımları da yer almaktayız. O zaman Bi düşünelim bundan yüz yıllar sonra hangi durumda yer alacağız. Şimdi ki vahşi olarak bildiğimiz hayvanları mı evcilleştirmiş olacağız yoksa evcilleştirdiğimiz hayvanlar tekrardan mı vahşi olacak dersiniz.

Yazar: Makbule Bolat

Kaynak*

YouTube Kanalımız

İnsanlığın Başlangıcı

İlginizi çekebilecek bir yazı daha: İnsanların Diğer Canlılarla Olan Gen Benzerliği

İlginizi çekebilecek bir yazı daha: Parmaklarımız Nasıl Evrimleşti?

İlginizi çekebilecek bir yazı daha: Neandertal Geni Olan Kadınlar Daha Fazla Çocuk Doğurur

Popüler Yazılar

Gökbilimciler Dünyanın Kesin Ölüm Tarihini Hesaplamayı Başardılar

Gökbilimciler Dünyanın Kesin Ölüm Tarihini Hesaplamayı Başardılar Bilim insanları çalışmalarında, gezegenlerin yapısı dışında, yaşanabilir bölgede geçirdikleri zaman ve oradan tekrar ayrıldıkları zamanla da ilgilenirler....

Güneşin 2,5 milyon katı parlaklığındaki Yıldız Kayboldu

Güneşin 2,5 milyon katı parlaklığındaki Yıldız Kayboldu Bilim insanları 2019 yılında Güneşin 2,5 milyon katı parlaklığındaki büyük kütleli bir yıldızın ortadan kaybolduğuna tanık olmuşlardı. Astrofizikçilerden oluşturulan...

NASA’dan Çılgın Kampanya

NASA’dan Çılgın Kampanya Bir değil, iki değil, üç değil, dört değil tam yedi yeni gezegen bir arada. NASA tek bir yıldız etrafında dönen yedi dünya benzeri...

Her Şeyi Değiştiren Teori – Genel Görelilik Teorisi

Her Şeyi Değiştiren Teori - Genel Görelilik Teorisi Merhabalar bugün tam 104 yıl önce 1916 yılında bir deha tarafından ortaya atılan bir teori hakkında konuşacağız. Genel...

İlgili Yazılar

1 Comment

  1. Yazidaki neredeyse tüm bilgiler yanlış. En sonda belirtilen kaynak ile metin arasinda hicbir alaka yok. Duzeltilemeyecek kadar kotu bir yazi oldugu icin sayfadan kaldirilmasini oneriyorum.

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here

%d blogcu bunu beğendi: