İnsanoğlu Nasıl “Dünya Dönüyor” Diyebildi?

İnsanlık, bilgi birikimini toparlaması ve doğruya doğru yolla ulaşma metodununu geliştirmesi hiçte kolay olmadı. Bu uğurda çok kez yanlış yollara sapıldı ve bir çok önemli kişi ve düşünce yok edildi. Fakat insan doğası ve anlamlandırma çabası evreni ve evrendekileri anlama çabası ilk kez gök yüzüne bakması ile başlamıştır.   

Tanrıların Altın Çağı

İnsanlar çevrelerinde olup bitenleri anlamlandırma ve dolayısı ile bunlardan kendilerini korumak için, yalanlar uydurdular. Örneğin gökyüzünde olan olaylar için Zeus – Jüpiter (Gökyüzü Tanrısı) tanrısını uydurdular. Bu tanrıya “Tanrıların ve İnsanların Babası” ünvanını verdiler. Zamanla Yunan mitolojisinin en güçlü ve önemli tanrısı oldu. Gök yüzünde olan olaylar bu tanrının sinirlenmesinden dolayı olduğunu düşündüler. 

Ardından Poseidon – Neptün (Deniz Tanrısı) geldi. Denizde olan olaylar da Poseidon’un sinirlenmesinden kaynaklanıyordu. Poseidon; denizlerin, depremlerin ve atlar tanrısıydı. Böyle bir tanrıyı kızdırmazsanız iyi olur. 

Bir de “Ölüler Ülkesi” tanrısı Hades – Plüto (Yeraltı Tanrısı) var. Hades’e, ölülere hükmeden yeraltı tanrısı ünvanını vermişler. Bilimden yoksun ilk insanlar, anlamadıklar ve nedenleri bilmedikleri her olayı açıklamak için bir tanrı üretmiş. Bu şekilde tanrılara kurbanlar vererek felaketlerin önüne geçip, bolluk bereket ummuşlar. Fakat nafile…

Felsefe İşe El Atıyor

Ne kadar kurban verilirse verilsin bu kaprisli tanrıların felaketlerinden kaçamadığını anlayan bazı insanlar, sistemi ve tanrıları sorgulamaya başlamışlar. Bu sorgulamalar bilimsel düşüncenin ortaya çıkışına da zemin oluşturacak.  

Örneğin Demokritos (MÖ 460 – MÖ 370) geliştirdiği atomcu evren teorisi ile gerçeği aramaya ve anlamlandırmaya çalışmıştır. 

‘‘Sonsuz içinde, yalnız bir evren bulunduğunu söylemek, koca bir tarlada sadece bir başağın sürdüğünü söylemek kadar saçmadır.’’

Demokritos

Geçeği arayan diğer filozoflardan biri de Sisamlı Aristarkus’tur. (MÖ 310 – MÖ 230) 

Dünya’nın, Güneş çevresinde döndüğünü “Dünyaya” ilk kanıtlayan insan Kopernik olmasına rağmen, Kopernik’ten 1.800 yıl önce yaşamış olan Aristarkus bu konuda ilk doğru tahmini yapan kişiydi. Aristakus, yerküre ve gezegenlerin güneş etrafında döndüğünü iddia etmekle kalmamış, Dünya, Ay ve Güneş’in birbirlerine göre büyüklük ve uzaklıklarını da hesaplamayı başarmıştır.  Evrenin merkezine “İnsanı” yani Dünya’yı değil, Güneşi koyan günmerkezlilik inanışının bilinen ilk savunucusu oldu. Bu düşüncelerinden dolayı Ay’daki Aristarkus Krateri’ne onun adı verildi.

Sisamlı Aristarkus

Doğa üzerine düşününen büyük düşünür Lukretius, (Titus Lucretius Carus) (MÖ 99 – MÖ 55), 6 kitaptan oluşan De Rerum Natura (Doğa Üzerine) adlı eseri kaleme almış. Lukretius; “Hiçten, hiçbir şeyin çıkmayacağını” ve “Hiçbir şeyin ortadan kaldırılamayacağını” savunmuştur. Ayrıca kitapta sonsuz bir evren olması gerektiğini ileri sürmüş ve bir düşünce deneyi kaleme almıştır. 

Titus Lucretius Carus – İnsanoğlu Nasıl “Dünya Dönüyor” Diyebildi?

Deneyde;  Evrenin kıyısında durup bir ok attığınızı hayal edin, ok ilerlemeye devam ederse evrenin kıyısı olduğunu  düşündüğümüz yerden ötesinin de olduğu anlamına gelir ama ok ilerlemeye devam etmezse mesela bir duvara çarparsa bu sefer duvar da evrenin sınırı olduğunu olduğunu düşündüğümüz yerin ötesinde olur. Şimdi de duvarın üstüne çıkıp bir ok daha attığınızı hayal edin, gene iki ihtimal söz konusu olur. Ok ya sonsuza kadar ilerleyecek yada bir engele çarpacak ve siz gene engelin üstünden bir ok daha atacaksınız. Her halükarda evrenin sınırı bulunmuyor.”

Ptolemy ya da Batlamyus (Klaudyos Ptolemaios) (MS 85 – MS 165) ise gök cisimlerini kapsayan, iç içe kürelerden oluşan bir evren öne sürdü. Üstelik bu evren merkezinde “İnsan” yani Dünya bulunuyordu. 

Ptolemy ya da Batlamyus (Klaudyos Ptolemaios) – İnsanoğlu Nasıl “Dünya Dönüyor” Diyebildi?

Fakat İskenderiyeli Hypatia (MS 370–MS 415) ise Güneş merkezli sistemi savunmuş ve hatta Güneş’in farklı dönemlerde neden uzak yakın olduğunu yörüngesinin elips şeklinde olmasından bulmuştur. Hypatia, Dünya’nın dönüşünden dolayı neden savrulmadığımızı da bağıl hareket ile açıklamayı başarmıştır.

İskenderiyeli Hypatia

Gemide giderken direkten bırakılan maddelerin geminin arkasına değil de direğin dibine düşmesi ile örneklendirmiş ve bağıl hareket ile Dünya’nın dönmesinin problem yaratmayacağını ispatlamıştı. 

“Dünya Dönüyorsa Neden…” Soruları?

İlk olarak Güneş yörüngesinin değişmesi insanların kafasını karıştırmıştır. “Güneş Dünya etrafında dönüyorsa uzaklığı neden değişiyor?” Gezegenlerin hareketlerini açıklamak için uzun zaman çemberlere takılıp kalınmıştı. Bu yüzden Güneş merkezli sistemde çembersel sistem tutmuyordu. Fakat Dünya merkezli sistemde çember içinde çember sistemi bu sorunu çözüyordu. 

Bir diğer sorunda bağıl hareketin bilinmemesiydi. “Dünya dönüyorsa neden zıpladığımızda aynı yere düşüyoruzda, geriye düşmüyoruz ya da savrulmuyoruz?” Burada hata zıpladığımızda bizim ilk hızımızın 0 olduğunu düşünülmesi. Oysa ilk hızımız, Dünya’nın hızı ile aynıdır. Bu sayede ivmelemedikçe bu ilk hızı fark edilemez. Sabit hızda tren içerisinde elma yukarı atıldığında, yine elma elinize düşer, geriye değil. Çünkü elma havaya atılmadan önce, elma tren ile aynı hızda hareket eder.  

Hıristiyanlık Yükselişi ve Kilise Baskısı 

Hıristiyanlık, diğer dinler gibi tanrıdan geldiğini ve gerçeği açıkladığını iddia eder. Din, bilimden farklı olarak tüme varım yerine tümden gelim metodunu kullanır. Bu tüm tanrı olacağından hata yapış olamaz. Bu yüzden din adamları dinin tutarlılığını korumak için bazen bilinçsiz, bazense bilinçli şekilde yanlış ya da hataları savunurlar. Bu yüden Hypatia’dan, Galileo kadar bir çok fikir ve kişi susturuldu.

Galileo Engizisyon mahkemesinde – İnsanoğlu Nasıl “Dünya Dönüyor” Diyebildi?

Muhafazakâr yapıdan dolayı yeni fikirler otoriteyi sarsacağından dolayı hep karşı çıkılmıştır. Fakat gerçeklerin ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu var!

Dümeni Bilim Alıyor 

Demirleyen Santa María Gemisi

Cenevizli kaptan ve kaşif olan Kristof Kolomb, (1451 – 20 Mayıs 1506)  Atlantik Okyanusu’na yaptığı toplam dört seferi tamamlayarak coğrafi keşifleri başlatmıştır. Böylece Dünya’nın sanılandan daha büyük olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar Kolomb Dünya’nın yuvarlak olduğunu düşünerek yeni kıta Amerika’yı Hindistan sanmıştı. Ama Dünya’nın düz olmadığı ve kenardan düşülmeyeceğini kanıtlamış ve Dünya’nın yuvarlak olup turlanabileceği tohumunu bir kere ekmiştir. 

Kristof Kolomb

Portekizli kaptan ve kaşif olan Ferdinand Macellan, (1480 İlkbaharı – 27 Nisan 1521) 1519’dan 1522’ye kadar dostu Juan Sebastián Elcano ile birlikte Doğu Hint Adaları’na sefer düzenlemiş ve dünyanın çevresini dolaşan ilk insan olmuştur. Böylelikle Dünya’nın yuvarlak olduğu kesinlikle kanıtlanmış oldu.

Ferdinand Macellan- İnsanoğlu Nasıl “Dünya Dönüyor” Diyebildi?

Nicolaus Copernicus, (19 Şubat 1473 – 24 Mayıs 1543) Kopernik Teorisi olarak geçen ve Dünya ile diğer gezegenlerin Güneş etrafında döndükleri esası kabul eden heliosentrik (Güneş merkezli) esası açıklamayı başardı.

Nicolaus Copernicus

Din adamı Giordano Bruno (1548 – ö. 17 Şubat 1600) her ne kadar bilim insanı olmasa da, evren hakkında isabetli tahminler yapmıştı. Lukretius’un “Doğa” isimli kitabından etkilenen Bruno, evrenin merkezinde Dünya’nın olmadığı, Dünya gibi bir çok gezegenin olduğunu ve tanrı gibi sonsuz bir evrende yaşadığımızı söylemiştir. Fakat bu fikirler kilisenin hiç hoşuna gitmedi ve Bruno’yu yakarak susturdular.

Giordano Bruno Heykeli / Roma – İnsanoğlu Nasıl “Dünya Dönüyor” Diyebildi?

Bruno: Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı’yı kullanırlar.” 

O Dönemde Evren

Neden Bruno’ya bu kadar işkence yapıp öldürdüler? 

Kilise, Dünya merkezli evren modeli (geosentrik model) bir evrende yaşadığımızı öne sunuyordu. Çünkü tanrı her şeyi insan için yaratmıştı. Bu yüzden evren de insan için yaratıldığından, her şey “biricik” olan Dünya’nın etrafında dönmekteydi. Bu fikrin sarsılması ile hrıstiyanlıkta diğer fikirlerde sorgulanır hale gelecekti. Dolayısı ile papalığın otoritesi sarsılacaktı. 

Alman gök bilimci ve matematikçi olan Johannes Kepler, (27 Aralık 1571 – 15 Kasım 1630) gezegenlerin hareketlerini açıklamak için 3 yasa oluşturdu. 

Johannes Kepler
Kepler’in Gezegensel Hareket Yasaları

1. Yasa: Her gezegen, Güneşin merkezlerinden birinde bulunduğu bir elips üzerinde hareket eder. 

2. Yasa: Bir gezegeni Güneş’e bağlayan çizgi, eşit zaman aralıklarında eşit alanlar tarar. 

3. Yasa: Bir gezegenin yörüngesel periyodunun karesi, dolandığı elipsin ana eksen uzunluğunun küpü ile doğru orantılıdır.

2. yasa yani, “Bir gezegeni güneşe bağlayan çizgi eşit zaman aralıklarında eşit alanlar tarar.” ifadesi “alansal hız”‘ı (birim zamanda taranan alan) ifade eder. Matematiksel olarak bu ifadenin zamana göre türevinin sıfır olması, gezegen tarafından birim zamanda taranan alanın sabit olduğu anlamına gelmektedir. 3. yasa ise, ”Bir gezegenin yörüngesel periyodunun karesi, dolandığı elipsin ana eksen uzunluğunun kübü ile doğru orantılıdır.” gezegenin yörüngesel periyodu ve  yörüngenin ana eksenidir. Orantı sabiti güneş çevresinde dolanan tüm gezegenler için aynıdır.

Hollandalı bir gözlük imalatçısı olan Hans Lippershey (1570 – Eylül 1619) tarafından 1608 yılında icat edilen teleskop, kısa süre içerisinde büyük merak uyandı ve kas sürede bu icad popüler hale geldi. 

Hans Lippershey – İnsanoğlu Nasıl “Dünya Dönüyor” Diyebildi?

Teleskoptan Evrene ilk Bakış

İtalyan astronom, fizikçi, mühendis, filozof ve matematikçi olan Galileo Galilei, (15 Şubat 1564 –  8 Ocak 1642) yaptığı çalışmalar ve ortaya koyduğu teoriler ile “gözlemsel astronominin babası”, “modern fiziğin babası” ve “bilimin babası” gibi unvanlar almıştır. Galileo, Dünya’nın döndüğü ve evrenin merkezinde olmadığını söylemiştir. Dünya gibi bir çok gezegen olduğunu ve bunların Güneş etrafında dolandığını belirtmiştir. Geliştirdiği teleskop ile gezegenleri gözlemlemiş ve onların da uyduları olduğunu bulmuştur. Yazdığı kitapta Güneş merkezli biri ile Dünya merkezli birinin fikirlerini çarpıştırmış ve Güneş merkezli sistemin haklılığını ortaya koymuştur. 

Galileo Galilei

Kilise bu durumdan hiç hoşlanmamış, Galileo’yu engizisyonda (1615 – 1632)  2 kere yargılamıştır. Galileo, papaya teleskoptan bir kere baksa, doğru söylediğine inanacağını belirtmesine rağmen papa, teleskoptan bakmayı reddetmiştir. Galileo çarptırıldığı ev hapsinde bile çalışmalarına devam etmiş, bilime önemli katkılar sunmuştur. 

Galileo; “Kuşku, bilimin babasıdır demiştir. 

Evrensel Kütle Çekimi Formülü

İngiliz fizikçi, matematikçi, astronom, mucit, simyacı, teolog ve filozof olan Isaac Newton, (25 Aralık 1642 –  20 Mart 1727) 1687’de yayımladığı Philosophiæ Naturalis Principia Mathematica (Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri) kitabını yayınladığında, artık hiç bir şey eskisi gibi olamayacaktı. Newton gösterdiği denklem ile elmalardan, gezegenlere kadar maddelerin hareketlerini matematiksel olarak gösterdi. Artık Güneş’in merkezde olduğuna dair hiç bir şüphe kalmamış üstüne üstelik nasıl hareket ettikleri tam olarak ortaya çıkmıştı. 

Isaac Newton

Bu büyük keşif üzerine Alexander Pope, (21 Mayıs 1688 – 30 Mayıs 1744) Newton için; “Doğa ve Doğanın yasası, karanlıkta saklıydı. Tanrı: Newton olsun! dedi ve her şey aydınlandı demiştir. 

Durağan Evrenden Sonsuz Genişleyen Evrene

Newton gezegenlerin hareketini çok iyi açıklamış olsa da, evrenin durağan olduğunu düşünüyordu. Ayrıca kütle çekimini biliyordu fakat, bunu neyin yaptığını bir türlü bulamamıştı. 

Alman hekim ve astronom Heinrich Olbers’in, (11 Ekim 1758 – 2 Mart 1840) 1823 yılında kaleme aldığı makalesinde Olbers paradoksunu ortaya attı. Evren ezeli ve sonuz ise, mutlaka her yöndeki doğrultuda bir yıldız olmalıydı. Bu yüzden gökyüzü geceleri karanlık olmamazdı. Bu yüzden ya evren sonsuz değil ya da ezeli değil. 

Heinrich Olbers- İnsanoğlu Nasıl “Dünya Dönüyor” Diyebildi?

Teorik fizikçi Albert Einstein, (14 Mart 1879 – 18 Nisan 1955) evrenin bükülüğü ve maddelerin en kısa yolu tercih ettiğinden dolayı bu hareketi yaptığını keşfetti. Artık uzay ve zaman yoktu. Uzay-zaman tekilliği. Işık hızı sonsuz hızda değil, sabit bir hızda ilerliyordu. Evren ezeli değil, 13,8 milyar yıl önce gerçekleşmiş Big Bang (Büyük Patlama) ile meydana gelmişti. Işığı bize henüz ulaşmayan yıldızlar bulunuyordu. 

Albert Einstein

Genel Görelilik ilkesine göre; Kütlesi olan her şey, bu uzay zaman eğrisini, kütlesi oranında basınç uygular ve bir çökme sebeb olur. Çekim kuvvetin sebebi de budur.

Dünya’ya Dışarıdan Bakan İlk İnsan

Sovyet kozmonotu Yuri Alekseyeviç Gagarin, (9 Mart 1934 – 27 Mart 1968) 12 Nisan 1961’de Vostok 1 uzay aracıyla uzaya çıkan ve Dünya yörüngesinde turunu tamamlayan ilk kişi oldu. Uzayda 1 saat, 48 dakika geçirdi.

Yuri Alekseyeviç Gagarin

Amerikalı astronot Neil Armstrong, (5 Ağustos 1930 –  25 Ağustos 2012) Apollo 11 uzay aracıyla Ay’a gitmiş (20 Temmuz 1969) ve Ay’a ayak basan ilk insan olmuştur. Apollo 11’de Neil Armstrong, Buzz Aldrin (Edwin Eugene “Buzz” Aldrin, Jr – 20 Ocak 1930) ve Michael Collins (31 Ekim 1930 – 28 Nisan 2021) bulunuyordu. Buzz Aldrin,  Armstrong’tan sonra Ay’a ayak basmış fakat Collins ekibi uzay aracında beklemiştir. 

Neil Armstrong, Buzz Aldrin, Michael Collins

Armstrong uzayda 8 gün, 3 saat, 18 dakika, 35 saniye kalmıştır. Ve meşhur; ‘‘Bu benim için küçük, insanlık için büyük bir adımdır’ sözünü söylemiştir. Bu olay ilk kez evimiz olan Dünya’dan başka bir yere gitmiş olduğumuz için çok önemlidir. 

Artık yeni hedef komşu gezegenimiz Mars. Hem de bu sefer misafirliğe değil, taşınmaya hazırlanıyoruz. 

Astronomlar evrende, evimiz olan Dünya benzeri gezegenlerin, “100 milyar Dünya” olduğunu söylüyorlar. Belki ilerde uzak komşularımızla da iletişime geçebiliriz. Ne dersiniz?

Yazan: Selim ÖZTEMEL

Kaynak*

YouTube Kanalımız

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here