Kanda Aranan İpucu Nobel Ödülü’nü Kazandırdı

Kanda Aranan İpucu Nobel Ödülü’nü Kazandırdı

Hepatit C, günümüzde artık tedavi edilebiliyor. Çünkü ; Hastalığın arkasındaki virüsün keşfiyle, Harvey Alter, Michael Houghton ve Charles Rice bunun yolunu açtılar: Bu keşifleri Onlara, Nobel Tıp veya Fizyoloji Ödülü’nü getirdi.

Covid-19 salgınının ardından, bu yıl birçok küresel sağlık sorunu arka plana atılmak zorunda kaldı. Ancak sadece Sars-CoV-2 değil, bulaşıcı hastalıklar her zaman insanlar için zaten bir sorun olmuştu. Bunlardan biri hepatit C idi. Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre, dünya çapında 70 milyondan fazla insan karaciğer iltihabından etkileniyor. Her yıl yaklaşık 400.000 kişi hastalığın uzun vadeli etkilerinden dolayı ölüyor ve tedavi edilmediği edilmediği takdirde siroz ve karaciğer kanserine yol açabiliyor.

Hastalığın nedenini ararken, doktorlar çok uzun yıllar boyunca karanlıkta kalan sebepleri bulamadılar. Artık bunu bugün gün yüzüne çıkarmaları, Harvey J. Alter, Michael Houghton ve Charles M. Rice sayesinde olmuştur.

İngiltere ve ABD’den üç bilim adamı, karaciğer iltihabının ardındaki virüsü bulmayı başardılar. Bu nedenle Stockholm’deki Karolinska Enstitüsü komitesi, hepatit C virüsünün keşfi nedeniyle Pazartesi günü (5 Ekim 2020), bu bilim insanlarını Nobel Tıp ve Fizyoloji Ödülü ile onurlandırdı. 

Enstitü, basın açıklamasında, Alter, Houghton ve Rice’ın çalışmalarının yalnızca kronik hepatite ışık tutmakla kalmayıp, aynı zamanda milyonlarca hayatı kurtaracak olan kan testleri ve tedavilerinin de temelini attığı belirtti.

Kanda Aranan İpucu Nobel Ödülü’nü Kazandırdı

İki Çeşit Hepatit

1940’ların başlarında bilim adamları, nedenlerine ve seyrine göre birbirinden farklı olan iki farklı karaciğer iltihabı olduğunu fark ettiler. Bir yandan, esas olarak kirli içme suyu veya kontamine yiyecekler yoluyla bulaşan ve bulantı, kusma, şişkinlik, ağrı, ateş veya ishal gibi semptomlara neden olan hepatit A vardı. 

Ancak, hastalığın on yıllarca boyunca tespit edilemeyen bir çeşidi daha vardı. Bu çeşidi oldukça tehlikeliydi. Çünkü : Hastalar uzun süre hiçbir semptom hissetmedikleri için genellikle ölümcül olan karaciğer sirozu veya karaciğer hücresi kanseri gibi etkiler ortaya çıkana kadar vücutta neler olup bittiğine dair, tıbbın hiçbir fikri yoktu. Bu, hepatitin ikinci formu yalnızca enfekte olmuş kişiler için tehlikeli değildir. Aynı zamanda, kanla temas yoluyla hastalık aktarıldığından, birçok insan da kan nakli sırasında fark edilmeden hastalığa yakalanmış oluyordu.

1960’larda Amerikalı doktor ve biyokimyacı Baruch Blumberg, hepatitin bu tehlikeli formundan sorumlu olan patojeni enfekte etmeyi başardı. Hepatit B virüsü. 1976’da Nobel Tıp Ödülü’ne layık görüldü.

Tıp doktoru Harvey J. Alter ise, o sırada ABD Ulusal Heath Enstitüsü’nde (NIH) çalışıyordu ve hastaların kan naklinden sonra nasıl ilerlediklerini inceliyordu. Bu sırada başka birinden kan almış olan birçok kişinin bu hastalığa yakalanmış olduğunu fark etti. İşte bu gözlem,, kan naklinden sonra karaciğer iltihabını tetikleyen başka bir patojenin var olup olmadığı sorusuna dikkat çekti.

En azından Alter ve meslektaşlarının şüphesi bu yöndeydi. Hastalığı kan nakli yoluyla alan hastaların varlığını doğrulamak için şempanzelere kan yoluyla hastalığı verdiler . Bu deneyler, şüphelerini doğruladı: Daha ileri deneyler ise, bir virüsün buna sebep olduğunu gösterdi.

Uzun süre boyunca, Hepatit A ve hepatit B virüslerini tespit etmek için kullanılan tüm yöntemler başarısız olmuştu. Şu anda hâlâ Kanada  Alberta Üniversitesi’nde bulunan İngiliz virolog Michael Houghton liderliğindeki ekip, bir süre sonra belirleyici bir atılım yaptı ve virüsün genetik dizisini izole etmek için birkaç teknik denedi.

Sonunda bu teknikler işe yaradı. Nihayet, yaklaşık 10.000 nükleotidden oluşan ve yapısı belirsiz bir şekilde bilinen RNA virüslerini tam bir genetik parçaya indirgeyebildiler. Bu sınıflandırmalar, virüsün flavivirüs ailesine ait olduğunu gösterdi. 

Araştırmacılar daha sonra buldukları bu virüse “hepatit C virüsü” adını verdiler. 

Ancak, bulaşma sürecindeki bulmacanın bir parçası hâlâ eksikti. Etkilenenlerin kanlarında antikorlara sahip olduğu bir virüs var olduğu tespit edildiği halde, hepatit C virüsünün aslında kendi başına kronik karaciğer iltihabına neden olabileceğine dair hiçbir somut kanıt yoktu. Bunu yapmak için, kopyalayabilen virüsleri izole etmek ve onları bir konak organizma ile temas ettirmek mümkün olmalıydı. Ve işte burada ABD’den Charles M. Rice ve meslektaşları devreye girdi.

Diğer birçok grup gibi, virolog Rice ve çalışma grubu da RNA virüsleriyle ilgileniyordu. Fakat bu araştırmacılar da başlangıçta test hayvanlarına çoğalabilen bir hepatit C patojeni enfekte etmeyi başaramadılar. Bununla birlikte, Rice, hepatit C virüsü genomunun sonunda, virüsün konakçı hücrelerinde çoğalması için belirleyici faktörlerden biri olan bir bölge olduğunu fark etti. Bilim adamlarının izole ettiği bazı virüs örneklerini bu doğrultuda değiştirildi. 

Rice ve meslektaşları, enfeksiyon sürecinde önemli diziyi değiştirmelerinin artık mümkün olamayacağı RNA dizilerine sahip virüsler üretti. Daha sonra bu varyantların şempanzelerin karaciğerlerine enjekte edildiğinde çoğalabildiği ortaya çıktı.

Virüsün enjekte edildiği şempanzeler, hepatit C hastalığı olan insanlara benzer semptomlar gösterdi. Aynı zamanda, virüsün RNA’sı da kanda da tespit etmeyi başardılar. Transfüzyon hastalarında kronik karaciğer hasarından aslında virüsün sorumlu olduğunun kanıtı böylelikle sağlanmış oldu.

Hepatit C virüsü, 9500 nükleotidden oluşan zarflı, tek sarmallı bir RNA virüsüdür. Bugün araştırmacılar, bu virüsün nispeten yüksek bir mutasyon oranına ve yüksek genetik değişikliğe sahip olduğunu biliyorlar. Artık, farklı alt tiplere sahip yedi farklı genotip olduğu bilinmektedir. Hepatit A, B ve C virüslerine ek olarak, hepatit D ve hepatit E virüsleri de bilinmektedir.

Hepatit D, yalnızca Hepatit B ile aynı anda meydana gelebilen bir tür süperinfeksiyonu betimler. Hepatit E virüsü ise, hepatit A’dan neredeyse ayırt edilemeyen ancak bazen daha şiddetli olan akut karaciğer iltihabını tanımlar.

Hepatit C’ye karşı bir aşı, hepatit A ve B’nin aksine, henüz mevcut değildir. Ancak etkili tedavi yöntemleri: Robert Koch Enstitüsünün web sitesinde yazdığı gibi, 2014 yılından bu yana, hepatit C tedavisi için birkaç yeni, antiviral madde onaylanmıştır . WHO’nun verilerine göre, çoğu hasta artık bu antiviral maddeler ile tedavi edilebiliyor.

Nobel Komitesinden Thomas Perlmann, “İnsanlığı bu yıl onurlandırılan bu çok özel araştırma kadar büyük bir hizmet veren bir şey bulmak zor” dedi.

Çünkü bu buluş sayesinde, gelişmiş tarama süreçleri ile, virüs artık dünyanın birçok yerinde çok nadiren kan nakli yoluyla bulaşır hale geldi. 

Almanya’da 1991’den beri tüm kan ürünleri virüse karşı test ediliyor. Bu durumda, tanısal müdahaleler veya operasyonlarda dahi hastalık kapma riski çok düşük kalıyor. 

Yalnız, diğer insanlarla şırıngalarını paylaşan uyuşturucu kullanıcılarının, enfekte olma riski çok yüksektir.

Harvey J. Alter, Michael Houghton ve Charles M. Rice ve onları destekleyen birçok araştırmacının çalışmaları olmasaydı, tüm bu başarılar pek mümkün olamazdı. Bu yılki ödülleri Pazartesi öğleden sonra 11.35 civarında açıklayan Nobel Komitesi’nden Thomas Perlmann’ın bu kadar hevesli olmasının nedenlerinden biri muhtemelen buydu. Çünkü : Üç bilim adamının çalışması, dünya çapında milyonlarca insanın hayatını etkiliyor.

Bununla birlikte, herkesin aynı şekilde yararlanabilmesi için daha yapılacak uzun bir yol var. Şimdiye kadar, WHO’nun web sitesinde yazdığı gibi, etkili hepatit C tedavilerine erişim hala çok sınırlı. 2017 yılında, dünya çapında etkilenen 70 milyondan fazla insanın sadece yüzde 19’u hastalığından haberdar. Ve bu yaklaşık 13 milyon hastadan sadece beş milyonu uygun antiviral ilaçlarla tedavi edildi. Dünya Sağlık Örgütünün hedefi, bu durumun 2030’a kadar değişmesidir: O zamana kadar, en azından etkilenenlerin yüzde 80’i yeterli tedavi görmelidir. Virüsü, aşı olmadan da yenebilmek umudunu veren bilim insanları Nobel ödülünü fazlasıyla hak ediyorlar..

Çeviri: İ. KAYA 

Kaynak*

YouTube Kanalımız

Kanda Aranan İpucu Nobel Ödülü’nü Kazandırdı

Selim Öztemelhttps://cilginfizikcilervbi.com
Çılgın Fizikçiler ve Bilim İnsanları kurucusu, yazarı, YouTube kanalı editörü

Popüler Yazılar

Gökbilimciler Dünyanın Kesin Ölüm Tarihini Hesaplamayı Başardılar

Gökbilimciler Dünyanın Kesin Ölüm Tarihini Hesaplamayı Başardılar Bilim insanları çalışmalarında, gezegenlerin yapısı dışında, yaşanabilir bölgede geçirdikleri zaman ve oradan tekrar ayrıldıkları zamanla da ilgilenirler....

Güneşin 2,5 milyon katı parlaklığındaki Yıldız Kayboldu

Güneşin 2,5 milyon katı parlaklığındaki Yıldız Kayboldu Bilim insanları 2019 yılında Güneşin 2,5 milyon katı parlaklığındaki büyük kütleli bir yıldızın ortadan kaybolduğuna tanık olmuşlardı. Astrofizikçilerden oluşturulan...

Her Şeyi Değiştiren Teori – Genel Görelilik Teorisi

Her Şeyi Değiştiren Teori - Genel Görelilik Teorisi Merhabalar bugün tam 104 yıl önce 1916 yılında bir deha tarafından ortaya atılan bir teori hakkında konuşacağız. Genel...

Nikola Tesla ’nın 116 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Röportajı!

Nikola Tesla’nın 116 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Röportajı! Gazeteci: Bay Tesla, sizin için kozmik süreçlere karışan biri diyorlar. Sahiden siz kimsiniz? Tesla: Bu doğru bir soru,...

İlgili Yazılar

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here

%d blogcu bunu beğendi: