Karbon Ayak İzi

Son zamanlarda küresel ısınma, kaynakların tüketimi gibi sıkça karşımıza çıkan ve gün geçtikçe ciddiyeti artan kavramlardan biri de ‘Karbon Ayak İzi’ kavramıdır. Peki nedir bu karbon ayak izi? Karbon ayak izi; insanların aksiyonları sonucunda çevreye salınan toplam sera gazı miktarına denir. Karbon ayak izi kavramı, birincil karbon ayak izi ve ikincil karbon ayak izi olmak üzere iki başlık altında incelenir.

Karbon Ayak İzi Nedir?

Karbon ayak izi; günlük yaşantımızda kullandığımız, tükettiğimiz, rutin haline getirdiğimiz alışkanlıklarımızdan dolayı doğaya salınan CO2 (karbondioksit) ve CH4 (metan) gibi çeşitli sera gazlarının miktarına denir. Dünya Sağlık Örgütü karbon ayak izini şöyle tanımlar:

‘İnsan faaliyetlerinin fosil yakıtların yakılması ile üretilen CO2 (karbondioksit) miktarı üzerindeki etkisinin ölçülmesine karbon ayak izi denir ve üretilen bu CO2 ağırlığının ton olarak ölçülmesi ile ifade edilir. ‘

Karbon ayak izinin birincil ve ikincil karbon ayak izi olmak üzere ikiye ayrıldığını söylemiştik. Birincil karbon ayak izi, fosil yakıtların yakılması ile; evsel tüketim ve ulaşım sonucunda açığa çıkan CO2 emisyonlarına denir.

İkincil karbon ayak izi ise, kullandığımız ürünlerin başlangıçtan son ana kadar geçtiği yollardan (Aldığımız bir ürünün üretilmesi, dağıtımı ve son olarak bozunmalarını izleyen yol) dolayı açığa çıkan CO2 emisyonlarına denilmektedir.

Karbon Ayak İzi Nasıl Azaltılır?

Karbon ayak izi, günlük yaşantımızın bir parçası olan ürünlerin kullanım ömürlerinin bitmesi ile, her arabaya bindiğimizde, her alışveriş yaptığımızda açığa çıkar. Bir bireyin yıllık ortalama üretmesi normal sayılan karbon ayak izi miktarı 2 ton olarak kabul edilmektedir. Yapılan araştırmalara göre, küresel olarak bir birey ortalama 4 ton karbon ayak izi üretirken, Amerika’da yaşayan bir bireyin, yıllık ortalama olarak ürettiği karbon ayak izi 16 tondur! Karbon ayak izinin artmasının en büyük nedenlerinden biri de maalesef ki tüketim toplumu olmamızdan kaynaklanmaktadır.

Peki nasıl azaltıp, kontrol edeceğiz bu karbon ayak izini?

Fotoğraf :epy.com.tr

Öncelikle tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz. Plastik kullanımını en aza indirmeli ve olabildiğince az atık çıkarmak için çabalamalıyız. Alışveriş alışkanlıklarımızı düzenlemeliyiz; şişe suyu (pet şişe, damacana vs) kullanmayı bırakmalı, bunun yerine musluk suyu veya arıtma cihazlarını tercih etmeliyiz.

Alışveriş yaparken aldığımız ürünün nereden geldiğine bakmalıyız ve en kısa mesafeden gelmiş ürünü, tercihen yerli ürünleri tercih etmeliyiz. Bunun sebebi ise, ürün ne kadar uzaktan geliyorsa, ürünü transfer etmek için araba, uçak, gemi vs yolu ile daha çok CO2 üretilmesidir.

Ambalajlı ürün kullanımını en aza indirmeli, tek seferlik poşetler yerine sürekli kullanacağımız alışveriş çantalarını tercih etmeliyiz.

İhtiyaç dışı tekstil ürünleri almamalı, alacağımız kıyafetlerin etiketlerini kontrol ederek 1000 milden daha uzak mesafelerden gelmemiş olduğuna emin olmalıyız.

Bireysel araç kullanımını azaltmalı, daha çok toplu taşıma kullanmalıyız. Yürümeyi ve bisiklete binmeyi daha çok tercih etmeliyiz. Kişisel araç kullanmayı tercih ediyorsak da, ortak yolculuklar yapmayı tercih etmeliyiz. Gereken durumlar dışında uçak ile seyehat etmeyi tercih etmemeliyiz.

Fosil yakıt kullanımını bırakmalı, yenilenebilir enerjiye yönelmeliyiz. Elektrik ve ısınma için güneş enerjisi kullanmalıyız.

Et tüketimini en aza indirmeli, mevsimsel ve lokal yiyecekleri tüketmeli, olabildiğince az ürün ziyan etmeliyiz. Bunlara ek olarak geri dönüşüm konusuna önem vermeli, dönüştürebileceğimiz her atığı dönüştürmeliyiz.

Bu adımları yaşam stilimiz haline getirerek, karbon ayak izini fark yaratabilecek oranda azaltabiliriz.

Fotoğraf :CO2-Neutral label

Karbon Ayak İzini Kontrol Etmek Neden Önemlidir?

Karbon ayak izini azaltmak için çabalamak mevcut gündemde pek de önemli bir konu gibi gözükmeyebilir. Ancak bu konuya gereken önemi vermemek, tek ve ortak yaşam alanımız olan Dünya kaynaklarını tüketmekte, ekosistemleri yok etmektedir. Eğer küresel olarak karbon ayak izini 2 tonun altına düşüremezsek, bu durum sıcaklığın küresel olarak 2°C artmasına yol açacaktır. Bunun sonucunda uzun vadede küresel ısınma dolayısıyla buzullar daha çok eriyecek ve buzul hayvanları evsiz kalacak, su seviyesinin artmasına bağlı seller görülebilecek, orman yangınları çıkacak ve on binlerce canlı yanarak yok olma tehlikesi ile karşılaşacaktır.

Doğanın, canlıların ve ekosistemin zarar görmesi demek yaşamın zarar görmesi demektir. Çünkü bütün canlıların yaşamı birbirine bağlıdır ve türlerin yok olması yaşamı tehdit eden bir unsurdur.

Kaynaklarımızın sınırlı olduğunu ve bir gün tükenebileceğini biliyoruz; şimdi ise karbon ayak izimizi ve gezegenimizi tüketmeyi azaltmak için en doğru zaman!

Yazan: Elif IŞIK

Kaynak*

Kaynak**

YouTube Kanalımız

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here