Daha Fazlası

    Kozmik Hız Limitini Aşmak

    Kozmik Hız Limitini Aşmak

    Yakın geçmişte Apollo Ay görevlerinin başladığı yer olan Johnson Uzay Merkezi’nde NASA’nın bilim insanları çığır açacak bir deney üzerinde çalışmaya başladılar. Deneyin amacı kuvvetli bir elektrik alanı kullanılarak uzayı ve zamanı bükmek.

    Genel olarak bakıldığında, NASA’nın tasarladığı bu deney bilimkurgudan gerçek bilime geçiş niteliğinde. Teorik fizik üzerine doktora yapan Miguel Alcubierre, filmlerde insanların yıldızlararası yolculuğu kısa sürede gerçekleştiriyor olmasından çok etkilenmiş ve bunu gerçek hayata uyarlamanın mümkün olup olamayacağını merak etmiş.

    Bunu düşünürken Alcubierre’i sınırlayan bir şey vardı: “Kozmik Hız Limiti”. Einstein’ın görelilik teorisine göre evrende hiçbir şey ışıktan daha hızlı yol alamaz. Ne var ki filmlerden esinlenen Alcubierre, uzay-zamanın herhangi bir hızda bükülebileceğini belirterek kozmik hız sınırını aşmanın kuramsal olarak mümkün olduğunu düşünüyordu. Büyük Patlamadan sonra olan da buydu zaten: Evren, ışık hızının 1021 katı bir hızla genişlemeye başladı.

    Alcubierre’in gözlemlerine göre, eğer uzay-zaman geminin ön tarafında bükülebilip arka tarafında genişletilebilirse gemi öne doğru çekilebilirdi.

    Geraint Lewis bu konu hakkındaki düşüncelerini şu şekilde dile getiriyor: “Kulağa bilimkurgu romanından fırlamış bir düşünce gibi gelse de ışık hızını aşmak teorik olarak mümkün olabilir. Bunu başarmak için de uzay-zamanın belirli bir şekilde bükülmesi gerekiyor. Bu sayede bükülmeden bırakılan uzay-zaman parçası evrende istediğimiz bir yöne doğru harekete geçirilebilir.”

    Alcubierre fikirlerini öne sürdüğünde sadece matematiksel bir olasılık olarak bakılıyordu. Yakın zamanda ise bunun gerçekliğe dönüşebilmesi için araştırmalar başladı. Kozmik hız limitini aşmak için gerekli enerji ilk hesaplandığında Güneş’in ortalama 10 milyar yılda ürettiği enerji gibi bir sayı elde edilmişti. Son 20 yıl içinde Alcubierre’in fikirleri yeniden tasarlayıp geliştirildikten sonra, bunun daha az enerjiyle de mümkün olabileceği hesapladı. İlk hesaplanana kıyasla daha az olsa gereken enerji halen çok fazlaydı. Yaklaşık olarak yerküredeki tüm insanların 130 yıl boyunca hızlıca koştuğunda ortaya çıkaracakları enerji kadar. Kısaca bu denli hızlı yolculuk yapabilmek için çok daha gelişmiş enerji üretim metotlarına ihtiyacımız var.

    2011 yılında NASA bu alanda deneyler yapmaya başladı. Lewis, zaten doğanın uzay-zamanı büktüğünün bilindiğini söylüyor. Kütle, sözgelimi bir bowling topunun brandanın üzerinde bırakacağı etki gibi, uzay-zamanı büker. Aynı şekilde enerji yeterince sıkıştırıldığında da bu bükülmeyi sağlayabilir. NASA’daki deneylerde çok kuvvetli bir elektrik alanı oluşturularak, bu bükülmeyi gözlemlemek amaçlanıyor. Sonucu görmek için de oluşturulan elektrik alanından lazer ışını geçiriliyor. Uzay-zamanın sıkışması lazer ışının kat ettiği mesafeyi de kısaltacaktır. Lazer ışınının hem elektrik alanı açıkken hem de kapalıyken kat ettiği yolu hesaplayarak, geliştirdikleri makinenin uzay-zamandaki gerekli bükülmeyi sağlayıp sağlamadığını görecekler.

    Deneyde elde edilen ilk sonuçlar yetersizdi. White ve ekibi kullandıkları cihazın hassasiyeti üzerinde ayarlamalar yaparak daha doğru bir mesafe ölçümü gerçekleştirmeyi başardılar. İlk kullandıkları cihaz 100 nm’lik bir bükülmeyi ölçerken, yeni geliştirilen cihaz 5 nm’lik bükülmeyi dahi ölçebiliyordu.

    White’ın ekibinin deneyi, olumlu sonuçlar verse de bu sadece uzay mekiğinin önündeki uzay-zamanı sıkıştırarak bükülebileceğini gösterecek. Lewis’e göre zor olan kısım, mekiğin arka tarafında ki uzay-zamanı genişleterek bükmek. Bunun da ancak karanlık madde kullanarak gerçekleştirilebileceğine inanılıyor. Karanlık maddenin evrende var olduğu biliyoruz, fakat henüz yapısını belirleyebilmiş değiliz. Dolayısıyla üretilmesi ya da üzerinde oynanması şimdilik imkansız olarak görülüyor.

    Proje şimdilik bir esrar perdesi altında. NASA bu projeyi gerçekten iyi bir yere geleceğini düşündüğü için mi gizli tutuyor, yoksa uçukluğu yüzünden alay konusu olmamak için mi saklıyor, bilemiyoruz. Ama teorik fizikçiler bu projeye pek de şans vermiyorlar. Gerçekleştirmenin neredeyse imkânsız olmasını hesaba katmasak bile, çalışan bir Alcubierre motorunun başka felaketlere de yol açabileceği düşünülüyor. Yani kısaca, geminin içindekilerin dışarıyla iletişimlerinin kesileceği, dolayısıyla hedeflerine vardıklarında duramayacakları düşünülüyor. Dahası, gemi hedefe vardığında yavaşlamaya geçse bile, uzun yolu boyunca üzerinde biriken atomlar ve parçacıklar kuvvetli bir radyasyon sağanağı olarak ileri doğru fışkıracak ve muhtemelen önünde bulunan canlıları yok edecek. Yabancı bir uygarlık ile tanışmak için daha kibar bir yol bulsak iyi olur.

    Yazan: Alihan KÜÇÜK

    Kaynak*

    Kaynak**

    YouTube Kanalımız

    Alihan Küçük
    Celal Bayar Üniversitesinde Bilgisayar Programcılığı Bölümü Öğrencisi, Yapay Zeka, Makine Öğrenmesi, Veri Bilimi ve Doğal Dil İşleme Üzerine Çalışmaları Mevcut.

    Popüler Yazılar

    İlgili Yazılar

    Leave a reply

    Please enter your comment!
    Please enter your name here

    %d blogcu bunu beğendi: