Mikro ve Makro Alemler

Mikroskop insana önemini gösterdi; teleskop da önemsizliğini…”

Manly P. HallManly P. Hall - Wikipedia

Sözü çok hoşuma gider doğrusu.

Gelişen teknoloji çevremizle ilgili farkındalıklarımızı da hayli yükseltti.

Misal mikroskop sayesinde vücutlarımızın derinlerine ve detaylarına daldıkça orada da sonu görünmeyen bir evren saklı olduğunu gördük.

Teleskobun keşfiyle de koca evrende zerre bile sayılamayacağımızı idrak ettik.

Mikro boyutun da makro boyutun da henüz sınırlarını belirleyemedik. İşin ilginç yanı bu gerçeğe, sınırlarını keşfetmek üzere bulduğumuz teknolojik aletler sayesinde vakıf olduk. Teknoloji geliştikçe ve ürettiğimiz her yeni icatla açılan kapılardan geçtikçe her adım atışımızda ardı ardınca açılacak yeni kapılar keşfettik.

Kısaca içinde yaşadığımız boyutun altına da üstüne de baktıkça her kapının yeni evrenlere açıldığını anladık.

Mikro boyuta yöneldikçe;

Organizmadan sistemlere, sistemlerden organlara, organlardan dokulara ve dokulardan canlılığın en küçük birimi hücreye kadar gittik.

16. yüzyılın ortalarında Robert Hooke tarafından mikroskop sayesinde keşfedebildiğimiz hücre ile yolculuğumuzu sonlandırdık derken bu keşiflerle başımıza büyük bela aldığımızı fark edemedik.

Petrix Mikroskop Set Pm1000 Fiyatı - Taksit Seçenekleri

Bela aldık diyorum çünkü her adımda yolun sonuna geldiğine inanıp, “Tamam artık bulacak bir şey kalmadı.” dedikçe sanki ucundan biri yolu sürekli uzatıyormuşçasına bir hisse kapılmak zaman zaman bilim insanlarının üzerinde ister istemez sinir bozucu bir etki yarattı. Bu hayret verici manzara kiminin de aksine şevkini, gayretini artırdı.

Mikroskopun ardından 20. yüzyılın başlarında icat edilen elektron mikroskobu aracılığıyla bu sefer de hücrenin içyapısını, organellerini, bu organellerin ne işe yaradığını, hücrenin çekirdeğini hatta çekirdeğin de içini görebildikçe, evren içinde yeni evrenler keşfettikçe bu yolun sonu olmayabileceğini düşünmeye başladık.

Koronavirüs gibi virüsleri keşfederek aşılarını, tedavilerini bulma yolunda ilerledik.

Mikro ve Makro Alemler

Böylece bilim camiasında bir nevi yarışa girildi. Hızla gelişen teknoloji ve birbiri ardınca ortaya atılan teorilerle bir bilim insanının çalışmasını, bir sonraki yüzyılda diğer bilim insanı yanlışladı.

Atoma bile bölünemez derken günümüzde parçalarına ayırdık.

Bu serüvende kimi önemli isimler belki de yılgınlıktan Newton fiziğinde takılı kaldı; kimiyse Einstein, Max Planck, Schrödinger gibi isimlerin peşinden sürüklenerek kuantum yani atom altı parçacıklar dünyasına daldı.

Dünyamızı, ardından güneşimizi evrenin merkezi sanırken bırakın merkezini bulmayı, teleskop sayesinde henüz sınırlarının bile belirlenemediğini idrak ettik.

Şimdiyse makro âlemi yakından incelemek üzere uzaya yolladığımız sayısız uydular, teleskoplar, robotlar sayesinde diğer gök cisimlerinin özelliklerini inceler olduk, bizden çok uzaktaki galaksileri keşfettik ve gözümüzü daha da ileriye diktik.

Orada da mikro âlem gibi âlemler içinde âlemler saklandığını ve bu yolun sonunun nereye varacağını kestiremez olduk.

Biz teknolojik ve bilimsel açıdan geliştikçe evren içindeki evrenler de bizlere kapılarını açtı.

Bu heves, heyecanla ve motivasyonla bu yıl başta Amerika, Çin ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere birçok ülke ve özel şirketler Mars’a keşif araçları göndermek üzere sıraya girdi.

Uydular Dünya'yla Nasıl İletişim Kuruyor? | Bilimsel Dünya

Hatta malumunuz Amerika Mars’a uzay aracını indirerek yüzeyinden görüntü almayı başardı.

Ben yeni keşifler için son derece heyecanlıyım. Bilimin son yüzyılda kat ettiği mesafeyi gördükçe heyecanım artmakta.

Yazan: Burçak YÜCE

Kaynak*

YouTube Kanalımız

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here