Neden Yaşlanıyoruz?

Yaşlanmak, canlılığa ait birçok faktörde olduğu gibi, karmaşık ve farklı bir olgudur. Fizyolojik açıdan bakıldığında beden makinasının zaman içerisinde birçok olaya bağlı olarak onarım ve yenileme esnekliğini kaybetmesidir. Bu açıdan bakıldığında yaş almak ile yaşlılık arasında bağlantının lineer bir ilişkide olacağı düşünülse de, öyle değildir. Birden fazla etmene bağlı olduğu için canlıları yaşlandıran ‘olaylar zincirinde’ zamanın etkisi daha az olduğu düşünülmektedir.
Sağlıklı bir bireyin zaman içerisinde doğal olarak yaşaması gereken yaşlılık, geçmişten bugüne farklı teoriler ile açıklanmaya çalışılmıştır. Bu açıklamalara kısaca aşağıdadır.
Neden Yaşlanıyoruz? Görsel Kaynak: Depositphotos

Serbest Radikaller Teorisi

Yaşlanmayla ilgili ilk açıklamak istediğim teori, serbest radikaller teorisi. Temelini 1956’da Denham Harman ortaya atmıştır. Adından da anlaşılacağı üzere teorinin merkezinde mitokondri ve serbest radikaller vardır. Mitokondri, hücrelerimizde elektrik santrali olarak düşünülebilir. Yediğimiz yiyecekler belirli aşamalardan geçerek, ayrışarak, mitokondriye ulaşır ve burada oksijen ile tepkimeye girerek vücudumuz için enerji (ATP) üretilir.
Serbest radikaller ise vücutta tepkimeler sırasında meydana gelen, kararsız yapıda ki kimyasal maddelerdir. Teoride bizleri yaşlılığa götüren temel faktör serbest radikallerin varlığıdır. Serbest radikaller kararsız yapıdadırlar ve kararlı yapıya geçmek isterler. (Elektron eksikleri vardır ve o eksiği kapatmak isterler.) Kararlı olmak içinde etrafında ki diğer atomlarda elektron almaya çalışırlar. Vücut için önemli olan çeşitli yağ asitleri ile tepkimeye girerek lipit peroksitleri oluştururlar. (Kararlı yapıları kararsız hale getirirler.) Hücre bariyeri için önemli olan yağ moleküllerinin bu şekilde yapılarının değişmesi ile hücrenin korunma gücü zayıflar. Çalışmalarda bunların hücre yırtılmasına yola açtığı, membran akışkanlığının ve hücre elastikiyetinin geri dönüşümsüz olarak hasara sebep olduğu gösterilmiştir.
Gençlik zamanında vücut serbest radikalleri karalı hale getirmekte, elimine etmekte başarılı olsa da, zamanla bu durum azalır. Bedende biriken serbest radikallerde yaşlanmayı getirir. Aynı zamanda hastalıkları da. Son zamanlarda yapılan çalışmalar birçok hastalığın kaynağında serbest radikallerin varlığını saptamıştır. Besinlerle ve birçok faktörle ilişkimizi şekillendirebilecek olan, günümüzde de geçerliliğini koruyan bir teoridir.

İmmünite Teorisi

İmmünite teorisi, belirli bir yaştan sonra vücudun bağışıklık sisteminin düşmesi sebebi ile hastalıklara açık hale geldiğimizden yaşlandığımızı söyler. 40’lı yaşlardan sonra gerileyen immün sistemde, çeşitli koruyucu salgılar azalır. Hücreler birbirlerini tanıma özelliklerini kaybetmeye başlarlar ve kendi yıkımlarına sebebiyet verirler. Beslenme, uyku, stres, vb. faktörlerin bağışıklık sisteminde ve dolayısıyla da yaşlanma da oldukça önemli yer tutar.
Neden Yaşlanıyoruz?

Telomer Teorisi

Teorinin temelini oluşturan telomerler, kromozomların DNA ve protein içeren uç noktalarıdır.
Telomerlerin kısaldığını da keşfeden Leonard Hayflick, telomerlerin uzunluğu ile yaşlanma arasında ilişki olabileceğini öne sürmüştür. Yaşa ve hücre tipine göre uzunluğu değişen telomerler hücre her bölündüğünde belirli oranda kısalmaktadır. Kromozomlar, Hayflick Limiti (M1) olarakta bilinen kritik boy sınırına ulaştıklarında hücre döngüsü durdurulur ve yaşlılık programı başlatılır. kısalık M1 noktasının ardından ‘kriz noktası’ olarak adlandırılan M2 noktasına geldiğinde hücre ölümü gerçekleşir.
2009 yılında telomerlerde ki bu kısalmayı onaran ‘telomeraz enzimi’nin keşfi ile Nobel tıp ödülü alan Elizabeth Blackburn, yaşlanmayı tetikleyen telomerlerin dışarıdan etkilenebileceğini düşüncesinin önünü açmıştır. Nitekim çalışmalar yoğun stresin telomeraz enziminin aktivitesini baskıladığını göstermiştir. Aynı zamanda oksidatif stresin (serbest radikallerin birikimine bağlı stres) telomor kısalığını hızlandırdığı, sigara ve obezitenin telomer oranını azalttığı saptanmıştır. Saç beyazlaması, saç dökülmesi, ateroskleroz, yaraların geç iyileşmesi gibi durumlarda tremor kısalığı ile ilişkilidir.
Ek olarak, antioksidanların tremorların uzunluğunu olumlu etkilediği de gözlemlenmiştir.
Yaşlanmaya dair birçok teori vardır. Birçok fizyolojik olayda olduğu gibi bu zincirde de sürecin yavaşlaması ya da hızlanması da yine birkaç faktöre bağlanıyor; besin, uyku, stres kontrolü…

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here