Ölü Doğan Yıldızlar: Kahverengi Cüceler

Kahverengi cüceler, hiçbir zaman tam teşekküllü yıldızlar olacak kadar kütle kazanmamış, çok sönük, parlayan nesnelerdir. Eğer kahverengi cüceler ve yıldızlar arasındaki net farka değinirsek, kahverengicücelerde hidrojenin termonükleer füzyonunun gerçekleşmemesi ile oluşan kararsız parlaklık nedeniyle varoluşsal bir fark yaratır.

Çoğu gökbilimci, Jüpiter’in kütlesinin 10 katı ile 90 katı arasında herhangi bir yıldızı kahverengi cüce olarak sınıflandırır. Araştırmalarda bu kütle baz alındığında, yıldızlardan farklı olarak kahverengicüceler merkezlerinde oluşan yetersiz sıcaklık sebebiyle nükleer reaksiyonlarını başlatacak seviyeye gelememiştir. Mevcut teorilere göre, nükleer füzyonu sürdürmek için gereken kütle, bir güneş kütlesinin yaklaşık 1/12’sidir (veya Jüpiter’in kütlesinin yaklaşık 90 katı). Genel olarak da bir nesnenin bir gezegen olarak değil, kahverengi bir cüce olarak sınıflandırılması için bir Güneş kütlesinin 1/80’inden daha büyük bir kütle gereklidir.

İlk keşfedilen kahverengi cüceler, ne gezegen ne de yıldız kategorisine konabilen Gliese 229 a ve Gliese 229 b yıldızlarıdır. Bu iki ömrünü tamamlamış yıldızın yaklaşık yaşları 10 milyon yıl olarak tahmin edilebiliyor. Daha sonra kütlelerinin büyüklüğüne, sıcaklıklarına ve renklerine göre sıralanmış kategorilerden T ve Y sınıflarına yerleştirilmiştir. Kahverengicüceler aslında tahmin edildiği gibi kahverengi değildir, ancak sıcaklıklarına bağlı olarak koyu kırmızıdan Macenta rengine kadar görünebilirler. 

Düşük sıcaklıklara sahip bu nesneler yeterince soğuyana kadar kırmızı ve kızıl ötesi spektrumda ışık kaybına uğrarlar. Yaşlandıkça soğuyan ve böylece karanlığa mahkum olan kahverengi cüceler ölü doğan yıldız olma görevini sonunda tamamlar.

Yazan: Beyzanur DURSUN

Kaynak*

Kaynak**

YouTube Kanalımız

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here