Psikanalizde Savunma Mekanizmaları

İnsan, toplumsal bir varlık olarak yaşamaya mecbur olsa da yapısına uygun olmayan sistemlerde yaşamaya başlayınca ruhsal olarak buna tepki gösterir oldu. Nitekim Psikolog Gündüz Vassaf’da bu durumu “Davranışlar değişiyor çünkü sistem giderek insana daha uyumsuz olmaya başladı.” diyerek ifade ediyor.  Psikoloji de bu sistemin içinde insan olmaya çalışmak için başvurduğumuz alanların başını çekiyor. Psikoloji genel perspektif olarak çok geniş bir alana sahip olduğundan -ve genişlemeye her geçen gün devam ettiğinden – çok sınırlı bir alana değinmek istiyorum. Bu alan psikanalizdeki savunma mekanizmaları.
Bireysel anlamda zorlukla karşılan insan, iki tür savunma durumuna geçebilir. İlk savunma mekanizması, ağlama ve sürekli konuşma gibi davranışlardan oluşurken ikincisi; bastırma, mantığa büründürme, hayal kurma gibi egonun savunma mekanizmalarından oluşur. Detaylandırmak istediğim mekanizmalar ise ikinci grupta yer alanlar.
depositphotos – Psikanalizde Savunma Mekanizmaları
İnsanın bu mekanizmaları kullanma sebebi temelde egonun id ve süperego arasında uyum sağlama çabasından ötürüdür. Dış dünya da yaşanılan olayların, iç bütünlüğü -dengeyi- bozmaması adına kullanılırlar. Bu konuyu ilgi çekici yapan kısımlarından biri ise mekanizmaların bilinçli bir şekilde kullanılmıyor olması. Öğrenmenin önemli olduğu bu süreç bilinçdışı gerçekleştiriliyor. Bu mekanizmalar bazıları şu şekildedir:
Neden Bulma (Rationalization): Günlük hayatta her bir bireyin kullandığı neden bulma mekanizmasına örnek olarak ekşi üzüm teorisi verilebilir. Bu teori masalda geçen tilkinin ulaşamadığı lezzetli üzümlere günün sonunda onların ekşi olduğu düşüncesine sahip olmasından gelir. Hoşlandığı erkekten sevgisine yanıt alamayan kadının, ileride o erkeğin saçlarının döküleceğini ya da normalde de kötü giyindiği vb. sebeplerle reddedilişi yumuşatma örneği de verilebilir. Neden bulma mekanizması sık kullanılsa da hayatın gidişatında gerçek benlikle bireyin arasının açılmasına sebebiyet verebilir. Hayatının gidişatında sürekli çevresinde ki olayları neden olarak gösteren insan gerçekle bağlantısı koparır, kendini kandırır. İnsanın varoluş sorumluluğunu yüklenmesi açısından mekanizmanın doğru ölçüde kullanılması önem arz etmektedir. Ayrıca bu mekanizma genelde dışlaştırma (externalization) mekanizması ile birlikte işler. Dışlaştırma da bireyin gerçek benliği tümden terk edilir ve olaylar benliğin dışında yaşanıyormuşçasına algılanır.
Yansıtma (Projection): Toplum tarafından başlıca kullanılan savunma mekanizmalarından olan yansıtma iki biçimde kendini gösterir. İlkinde kişi kendi yetersizliklerini ve sorumsuzluğunu başkalarına yükler. Sınavda başarısız olan öğrencinin öğretmenin adaletsizlik yaptığına dair söylemleri ya da yetersizliğinden ötürü görevini yapamayan çalışanın patronunu suçlaması bu gruba girer. İkinci biçiminde ise kişi suçluluk duyacağı duyguları çevresinde ki insanlara mal eder. Değersizlik duygusu yaşayan biri çevresindeki insanların kendisini küçümsediği inancına sahip olması örneği verilebilir.
Yüceltme (Sublimaton): Kişinin kabul edilebilir olmayan dürtülerinin toplum tarafından onaylanacak yollara dönüştürülmesidir. Çocuklukta rahatça gözlemlenen yıkıcı eğilimlerin yetişkinlikte silah veya bomba imha uzmanlığı gibi alanlarda meslek seçimine sebebiyet vermesi istenilen savunma mekanizmalarından olan yüceltmeye örnek verilebilir. Yine çocukluktaki aşırı cinsel merakın ilerleyen yıllarda bilimsel araştırmaya döndürülmesi de bu mekanizmaya girer.
Özdeşleşme (Identification): Erkek çocuğunun babasını, kız çocuğunun ise annesini taklit yolu ile özleştirilmesi bu mekanizmaya girer. Ergenlikte ve yetişkinlikte anne babanın yerini çeşitli bireyler (öğretmen, sanatçı vb.) ya da gruplar alır. Birey siyasi grupları, fikir akımlarını, takımları ya da çeşitli ideolojileri kendi ile özdeşleştirerek o toplulukla duygularını paylaşır. Ait hissettiği kurum olumsuz bir durum yaşadığında üzülür, olumlu bir durum yaşadığında ise sevinir. Kişinin kimlik arayışında önemli bir yer tutan bu mekanizma denge de tutulmadığı takdirde bireyi içsel dağılmaya ya da buhrana sürükleyebilir.
depositphotos – Psikanalizde Savunma Mekanizmaları
Duygusal Soyutlama (Emotional Insulation): Bu mekanizma bireylerce çok farklı şekilde kullanılabilmektedir. Kişinin insanlara ya da geleceğe dair yaşamış olduğu hayal kırıklıkları sonucu duygularının üzerini bir nevi kabukla kapatması örneği verilebilir. Bazı bireylerin ilişkilerde duygularını yaşayarak iletişim kurmak yerine; sanat, bilim, spor gibi alanları konuşarak iletişim kurması da bu kategoriye girer. Bu mekanizmayı yoğun kullanan bireylerce kimi zaman duygusallığı küçümseme eğilimi görülebilir. Benzer şekilde, ilişkiler dışında nesneler ile kurulan bağlarda da kullanılabilir.
Yapma- Bozma (Undoing): Birçok dinin öğretisinde yer verilen yapma bozma mekanizması, suçluluk duygusuna yönelik bir işleyişe sahiptir. Günaha girdiğini düşünen birinin günah çıkarması, sadaka vermesi ya da tövbe edip yeniden başlama duygusunun yaşanmasıdır. Yine hata yaptıktan sonra dilediğimiz özürler de bu kategoriye girer. Bu mekanizma Engin Geçtan’ın tabiri ile kişinin kağıda yanlış yazdığı sözcüğü silgi ile silip o sözcüğü tekrar yazmasına benzer.
Karşıt Tepki Oluşturma (Reaction- Formation): Karşıt tepki oluşturma, bireyi gerçek benliğe en çok uzaklaştıran savunma mekanizmalarından biridir. Kişi dış dünyaya, içinde baskıladığı duyguların tam tersi davranışlarını yansıtır. İçeride ki cinsel istekler aşırı ahlakçılık olarak dışa yansıyabilirken, nefret gibi olumsuz duygular sevgi gösterilerine dönüşebilir.
Açıklanan dışında birçok savunma mekanizması mevcuttur. Bunlardan bazıları şunlardır: Dönüşme (Conversion), Somatizasyon (Somatization), Baskı (Repression), İçleştirme (Introjection), Yön Değiştirme (Displacement), Duygudaşlık (Symoathy) – Boyun Eğme (Submission), Yadsıma- Düşleme (Denial- Phantasy), Ödünleme (Compensation).
Her bir bireyin kullandığı bu savunma mekanizmaları psikolojik dengeyi sağlamak amacı ile araç olarak kullanıldıklarında bütünlük sağlarlar. Araç olmaktan çıkıp bireyin gerçeklik ile kopuşuna sebebiyet verdiklerinde nevrotik savunma mekanizmalarına dönüşürler.
Kaynak****

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here