Radyoaktif Karbon Yaş Testi

Bilim insanları, bir zamanlar yaşamış olan organizmaların yaşını belirlemek için radyokarbon yaş testini kullanmışlardır. Yöntem organizmada ölümle birlikte bozulup yok olmaya başlayan ve ender görülen bir karbon formu olan Karbon 14’ün miktarının tespit edilmesine dayanır. Cisim ne kadar eskiyse o kadar az karbon 14 içerecektir.

Yeryüzünde yaşayan bütün organizmalar karbon temellidir. Normal karbon atomları (karbon 12) altı proton ve altı nötron içerir. Ancak bazen dünya atmosferine giren kozmik ışınlar  azot 14’ten karbon 14 denilen özel bir tip radyoaktif karbon oluşturur. Karbonun bu formu normal haline göre iki fazla nötron içerir. Bitkiler ve hayvanlar bu iki karbon tipini birbirinden ayıramaz ve her ikisini de tüketirler. Karbon 12 parçalanmayan sabit bir molekülken karbon 14 stabil değildir ve onu tüketmiş olan bir bitki veya hayvan öldüğünde organizmadaki karbon 14 seviyeleri azalmaya başlar. Organizma artık karbon tüketmediği için de yeniden tazelenemez. Ölü bir cismin yaşını belirlemek için karbon 12 ve 14 oranları, yaşayan bir dengindeki oranlarla karşılaştırılır.

Karbon 14’ün yarı ömrü 5730 yıldır, diğer bir deyişle cisim öldükten 5730 yıl sonra içerisinde bulundurduğu karbon 14 miktarı yarıya düşmüş olur. Buna göre bulundurması gereken karbon 14’ün yarısını içeriyorsa 5730 yaşındadır, dörtte birini içeriyorsa 11460 yaşındadır, gibi. Eğer bir cisim 60.000 yıldan yaşlıysa yaşını belirlemek için kullanılabilecek kadar karbon 14 kalmamıştır.

Radyokarbon yaş testi 1950’lerde Chicago Üniversitesi’nde Williard F. Libby tarafından geliştirilmiş ve bu buluş ona 1960 Nobel kimya ödülünü kazandırmıştır.

Aynı mantıkla başka radyoaktif elementler de yaş tayininde kullanılmıştır. Örneğin radyoaktif uranyumun yarı ömrü 704 milyon yıldır ve jeolojik bir ölçekte tarihlendirme için kullanılmaktadır. Yine aynı şekilde insan vücudunda doğal olarak bulunan Potasyum 40’ın yarı ömrü 1,3 milyar yıldır. Bu element dünya üzerindeki yaşamın başlangıcını tarihlendirmek için kullanılmıştır.

Ancak 1940’lardan bu yana gezegendeki nükleer faaliyet, dünya yüzeyinde hemen hemen sabit olan radyoaktif madde miktarlarını değiştirmiş, bu nedenle de ölen bir şeyin analizini radyoaktif karbon düzeyleri kullanarak tespit etmek zorlaşmıştır.

Yazan: Alev Özlem ÖZDEMİR

Kaynak: The Intellectual Devotional; David S. Kidder & Noah D. Oppenheim

YouTube Kanalımız

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here