Sıkı Tutunun Uzaya Asansör ile Çıkıyoruz!

Bazı araştırmalar, çığır açacak fikirler veya çalışmalar vardır fakat bunların hepsi sözlerden, yazılardan ibarettir. Gerçekleşirse Dünya’ya yön verebilecek bir güçtedir fakat yalnızca konuşulur. İşte böyle çalışmalardan biri de uzay asansörüdür. Uzay asansörü, kulağa çok çılgınca gelen gerçekleşirse bilim, mühendislik başta olmak üzere ekonomiye kadar birçok alanı etkileyecek bir proje. Yıllardır tartışılır, çalışmalar yapıldığından bahsedilir fakat somut bir gelişme henüz ortaya çıkmamıştır.  

Sıkı Tutunun Uzaya Asansör ile Çıkıyoruz!

“Belki de insanlığın, uzay ve astronomi bilimiyle uğraştığı günden bu yana ilerlemesinin önündeki en büyük engellerden biri Dünya’nın yerçekimsel çekiminden kaçmanın yüksek maliyetidir.” diyor, İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nden Zephyr Penoyre ve New York’taki Columbia Üniversitesi’nden Emily Sandford. Uzay asansörleri ise, uzaya ulaşmanın maliyetini önemli ölçüde azaltacaktır, ancak şimdiye kadar teknolojik olarak mümkün olmamıştır. 

Günümüzde uzaya roketle 1 kg yük taşımak 20 bin dolar civarında bir maliyete sahip. Uzay mekiği kazaları, komplike gelişebilecek olaylar, roket yakıtının çevreye verdiği zararlar ise başlıca bir konu. Oysa uzaya insan ve uydu göndermek bu kadar zor olmamalı. Dolayısıyla bilim insanlarının yörüngeye girmenin daha ucuz yollarını bulmaya büyük bir ilgisi var. 1895 yılında, Rus bilim insanı Konstantin Tsiolkovsky, Paris’te Eyfel Kulesi’ni görünce aklına uzay asansörü inşa etmek gelmiş. 19. yüzyıldan 21. yüzyıla kadar en büyük gelişmeyi gösteren millet ise Japonlar olmuş. Japonlar 2050 yılı için mini bir uzay asansörü üzerinde çalışmalarına devam ediyor. Bu asanasörü basitçe Dünya’dan yörüngeye uzanan ve uzaya tırmanmanın yolunu sağlayan bir kablo olarak düşünebiliriz. Tırmanma sürecinin güneş enerjisi ile çalıştırılabilmesi ve bu nedenle gemide yakıt gerektirmemesi ise büyük bir avantaj olarak görülmektedir. Ama aynı zamanda büyük bir sorun da var. Böyle bir kablonun inanılmaz derecede güçlü olması gerekir. Karbon nanotüpler, yeterince uzun yapılabilirlerse uzay asansöründe kullanılacak potansiyel bir malzemedir. Ancak bugün mevcut seçeneklere bakıldığı zaman henüz bu çalışmalar için çok zayıf olduğumuzu söyleyebiliriz.

Peki fikri biraz değiştirirsek? Penoyre ve Sandford, uzay hattı dedikleri kendi uzay asansörü versiyonlarının bugün piyasada bulunan malzemelerle yapılabileceğini söylüyorlar. Geleneksel olarak tasarlanan bir uzay asansörü, zemine sabitlenmiş ve Dünya’nın yaklaşık 42.000 kilometre (26,098 mil) üzerinde, jeosenkron yörüngenin ötesine uzanan bir kablodan oluşacaktır. Böyle bir kablonun önemli bir kütlesi olacaktır. Bu yüzden düşmesini önlemek için diğer ucunda benzer bir yörüngede dönen kütle ile dengelenmesi gerekir. Tüm asansör daha sonra merkezkaç kuvvetleri tarafından desteklenecektir. Uzun yıllar boyunca fizikçiler, bilimkurgu yazarları ve vizyonerler bu güçlerin büyüklüğünü heyecanla hesapladılar, ancak sonuçtan ne yazık ki cesaretleri kırıldı. Bilinen hiçbir malzeme bu güçlerle başa çıkacak kadar güçlü değildir -en güçlü modern karbon fiber polimerleri bile- Bu yüzden Penoyre ve Sandford farklı bir yaklaşım benimsediler. Kabloyu Dünya’ya sabitlemek yerine, onu aya bağlamayı ve Dünya’ya doğru sarkıtmayı öneriyorlar. Bu, uzay asansörü fikrine yeniden odaklanmaya davet eden ilginç bir çalışma. Bu ve buna benzer çalışmalar uzun süre devam edecek gibi görünüyor. Belki de Japonların 2050 yılındaki çalışması daha yakın bir tarihe çekilecektir. Her geçen gün gelişen teknoloji, bilim ve mühendislik çalışmaları bizleri uzay asansörü için çok daha fazla heyecanlandırıyor. En önemlisi de Dünya’da birçok bilim insanı bu fikri ciddiye alıyor. Nitekim geleceğe şimdiden hazırlanalım!

Yazan: Yaren YAKUT

Kaynak*

YouTube Kanalımız

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here