Tardigradlar (Su Ayıları Ya da Yosun Domuzcukları)

 Tardigradlar (Su Ayıları Ya da Yosun Domuzcukları)

 

Tardigrad nedir?

Su ayısı ya da yosun domuzcukları olarak da bilinen tardigradlar hemen hemen her ortamda rahatlıkla yaşayabilen çok hücreli organizmalardır. Tardigrad kelimesi Latince olarak yavaş yürüyen, yavaş tempolu anlamlarına gelmektedir. İlk olarak 1773 yılında Alman hayvanbilimci Johann August Ephraim Goeze bulmuş ve “su ayısı” adını vermiştir. 1776 da ise biyolog Lazzaro Spallanzani “tardigrade” ismini vermiştir. Animalia alemine ait olan tardigradların bilinen ve tanımlanan 1000’den fazla, tanımlanmayan ise binlerce türü olduğu söyleniyor. Boyları 0.1 milimetre ile 1.5 milimetre arasında değişen bu mikroskobik canlıların her bacağında 4-8 çift pençe olan dört çift bacağı vardır. Tıpkı insanlarınkine benzer kas, sinir ve sindirim sistemlerine sahiptirler. Hareket ederken tıpkı suda yüzen bir ayı gibi vücudunu sağa sola çevirdikleri için su ayısı olarak da bilinen bu canlıların kafaları vücutlarından bağımsız olarak hareket edebiliyor. Vücut hücreleri ise sabit yani “eutelic” durumundadır. Bu canlıların yaşamlarının sonuna kadar hücre sayısı sabittir. Aynı türler aynı hücre sayısına sahiptir. Bazı türlerinde 40.000 hücre varken bazı türlerinde daha az veya daha fazla hücre bulunabiliyor.  Işık mikroskobu altında gözlemlenen su ayısının neredeyse saydam olduğu görülmüştür ve bu özelliği ile mikroskopla incelerken üzerine ışık tuttuğumuzda iç organlarını bile görebilme ihtimalimiz vardır.

Su ayılarının yaşam şartları nelerdir?

Belki de dünyanın en dayanıklı canlıları olan tardigradlar, diğer canlılardan yaklaşık 1000 kat daha fazla radyasyon ve basınca dayanabiliyorken aynı zamanda -272 C ile +150 C arasında rahatlıkla yaşayabiliyor. Tardigradlar meteor çarpması, yıldız patlamaları ve gama ışınları gibi birçok olaya da dayanıklılık gösteriyor. Araştırmacılara göre tardigradları yok edebilecek tek şey Güneş’in patlaması.

Bu canlıların ihtiyaç duyduğu en önemli şey ise su. Su onlar için oksijen ve besin kaynağı. Kritik seviyede olmayan bir susuzluk halinde ise çevrelerindeki diğer tardigradların vücutlarından sıvı emerek yaşamlarına devam edebiliyorlar. Solunum organları olmadığından gaz alışverişi yapamazlar. Hava ile solunum yapmadıklarından dolayı bu özellikleri ile çok uzun zaman yaşayabilirler.     

Çok düşük sıcaklığa ve susuzluğa maruz kaldığında ise kriptiyobiyoz yapıyorlar. Kribtiyobiyoz yaşama koşulları düşük olan zor çevre koşullarında ( donma, kuraklık, aşırı sıcak, radyasyon, oksijen yetersizliği, toksik ortam) metabolizmasını düşürmesi hatta durdurması ve çevre koşulları iyileşene kadar durumunu koruması olayıdır. Kriptiyobiyoz gerçekleşirken metabolizma normalin %0.01’i kadar çalışır. Vücutlarındaki suyun yaklaşık %95’ini kaybederek, vücutlarını yuvarlak haline getirip küçülürler. Birkaç damla su olan bir ortamda bulunduklarında ise tekrar eski yaşantılarına hiçbir şey olmamış gibi devam edebilirler. Su ayıları bu durumda çok uzun bir süre kalabilirler. Hatta bildiğimiz kadarıyla müzelerden birinde 100 yıldır kriptiyobiyoz halinde olan su ayıları uygun koşullar sağlandığında neredeyse hepsinin yaşamlarına kaldığı yerden devam ettiği görülmüştür.

Su ayıları nasıl beslenir?

Tardigların beslenmesi alışılmışın biraz dışında diyebiliriz çünkü bu canlılar etraflarındaki hücrelerden çektikleri besin ile besleniyorlar. Her ne kadar pençelerini kendinden daha küçük bakteri ya da canlıları yemek için kullanıyor olsalarda bu canlıların çoğu otçuldur. İçlerinde avcı rolü üstlenen bazı tardigradlar da vardır. Çevresindeki diğer canlılarla av-avcı olarak yaşayan su ayıları; böcekler larvaları, örümcekler ve kendi hemcinsleri gibi birçok canlıya yem de olabiliyor.

Su ayıları nasıl ürer? 

Aslında tardigradların üremeleri, içinde bazı bilinmeyen gizemleri barındırsada ben sizinle bildiğim birkaç bilgiyi paylaşmak istiyorum. Su ayıları eşeyli üreme veya partenogenez  (Bireyin döllenmemiş yumurta hücresinden meydana geldiği üreme şeklidir. Bu türlerde bazı dişi bireyler erkek gibi davranarak çiftleşme taklidi yapar ve dişi bireyin yumurtlaması sağlanır) ile ürerler. Genelde hermafrodit (iki eşeyli) olan bu canlıların bazılarının biseksüel davranışlar gösterdiği biliniyor. Yapılan gözlemler sonucunda döllenmenin dişi vücudu dışında gerçekleştiği ve çiftleşmeden önce karşı uyarım olduğu gözlenmiştir. Bireylerin yumurtadan çıkması için 5 ile 40 gün arasında bir zaman dilimi gerekmektedir. Yumurtadan çıkan birey direk gelişim göstermeye başlar.

Su ayıları nerelerde bulunur?

Bataklıklar, çamur birikintileri, tatlı sular, kara yosunları, solmuş yaprak yüzeyleri, denizler, kum, ağaç likenleri ve buna benzer birçok nemli alanlarda bulunabilirler. Su ayılarına dünyanın neredeyse her yerinde rastlayabilirsiniz çünkü bu canlılar dünyanın her yerine dağılmış durumda.

Su ayıları ölür mü?

Ee bu kadar dayanıklılıktan bahsettikten sonra kolayca öldüklerini söyleyemeyiz fakat ekstremum koşullara bile dayanabilen bu canlıların aktif halde olduklarında ömürleri sadece birkaç yıl. En iyi ortamda yaşayan bir tardigradın bile 2 yıldan biraz daha fazla yaşadığı biliniyor. Kriptiyobiyoz gerçekleştirerek yaşam sürelerini uzatabiliyorlar. Bu sevimli, biraz korkutucu, biraz şaşırtıcı ve bu kadar dayanıklı canlılar 5 kitlesel yok oluştan kurtulmayı başardı.

  • Gelin şimdi de biraz geçen yıl yaşanan olayı konuşalım. SpaceIL’ın yürüttüğü proje dahilinde Beresheet 22 Şubatta Florida’dan SpaceX Falcon roketiyle fırlatımış ve ay yüzeyine iniş yaparak burada incelemeler yapacaktı. Bu proje kapsamında NASA ve ABD’li bir vakfın hazırlamış olduğu içinde Dünya’ya, insan ırkına ait bilgiler bulunduran ve mikroskop altında okunabilen bir cihaz (birkaç mikron kalınlığı olan nikelden oluşan DVD benzeri), araçla birlikte uzayın derinliklerine gönderildi. Fakat açıklandığı gibi cihaz içinde sadece bilgiler ve dijital kütüphane yoktu. Açıklanırken atlanan önemli bir detay vardı. Gönderilen cihaz içinde insan DNA’sı ve kriptiyobiyoz halinde binlerce tardigrad vardı. Bu durum ile ilgili SpaceIL şirketinin bilgisi yokmuş.  Yönetim kurulu başkanı olan Nova Spivack şöyle bir açıklama yaptı:”Tardigradların kurtulmuş olma olasılığının çok yüksek olduğuna inanıyoruz” dedi ve ekledi “Tardigradların mikroskobik, çok hücreli ve Dünya gezgeni üzerindeki en dayanıklı yaşam formlarından biri olmaları nedeniyle ideal canlılar”. Ancak proje tahmin edildiği gibi başarıyla tamamlanamadı. Söylenenlere bakılırsa gönderilen komutun motorları kilitlemesi üzerine Beresheet çok şiddetli bir şekilde ay yüzeyine çakılmıştır. Bu yüksek hızlı düşüş ile DVD benzeri bu cihaza ne olduğu bilinmiyor belki de şu an yüzlerce tardigrad ay yüzeyine dağılmış bir durumda bekliyor. Tardigradların ay yüzeyindeki koşullarda aktif hale geçebilmeleri neredeyse olanaksız. Çünkü aydaki gece ile gündüz arasındaki aşırı sıcaklık farkı, radyasyon ve besin şartları aktifleşmesine engel olacak gibi görünüyor. Bu nedenle belki de biz tekrar onları bulana dek fıçı halinde kalacaklar. Aylarca, yıllarca, yüzyıllarca… 
  • Bilim insanları yaptığı deney ve gözlemler sonucunda ekstremum koşullara dayanabilen bu canlıları küresel iklim değişikliğinin olumsuz etkilediğini fark etti. Araştırma yüksek sıcaklığa alışık olmayan 4 aktif su ayısı ile yapıldı. Bu canlılar 37.1°C ’de 24 saat bekletilmesi üzerine ölüm oranının %50’ye ulaştığı görüldü. Diğer koşullarda gerçekleştirilen bir araştırmada ise tardigradlar 30°C’de 2 saat kadar bekletildikten sonra 35°C’lik ortama alınması üzerine ölüm eşiğinin yaklaşık 0.5°C arttığı yani 37.6°C’ ye çıktığı görüldü. Bu da demek oluyorki iklime alıştırma olayı bu canlılarda ölüm oranını düşürdü.
  • Su ayılarının bu kadar dayanıklı kalmasını sağlayan şeyin DNA’sını saran DSUP proteini olduğu keşfedildi.

Yazan: Cansu ASLANTÜRK 

YouTube Kanalımız

Popüler Yazılar

Gökbilimciler Dünyanın Kesin Ölüm Tarihini Hesaplamayı Başardılar

Gökbilimciler Dünyanın Kesin Ölüm Tarihini Hesaplamayı Başardılar Bilim insanları çalışmalarında, gezegenlerin yapısı dışında, yaşanabilir bölgede geçirdikleri zaman ve oradan tekrar ayrıldıkları zamanla da ilgilenirler....

Güneşin 2,5 milyon katı parlaklığındaki Yıldız Kayboldu

Güneşin 2,5 milyon katı parlaklığındaki Yıldız Kayboldu Bilim insanları 2019 yılında Güneşin 2,5 milyon katı parlaklığındaki büyük kütleli bir yıldızın ortadan kaybolduğuna tanık olmuşlardı. Astrofizikçilerden oluşturulan...

NASA’dan Çılgın Kampanya

NASA’dan Çılgın Kampanya Bir değil, iki değil, üç değil, dört değil tam yedi yeni gezegen bir arada. NASA tek bir yıldız etrafında dönen yedi dünya benzeri...

Her Şeyi Değiştiren Teori – Genel Görelilik Teorisi

Her Şeyi Değiştiren Teori - Genel Görelilik Teorisi Merhabalar bugün tam 104 yıl önce 1916 yılında bir deha tarafından ortaya atılan bir teori hakkında konuşacağız. Genel...

İlgili Yazılar

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here

%d blogcu bunu beğendi: