Daha Fazlası

    Teori Yasaya Dönüşmez!

    Teori Yasaya Dönüşmez!

    Kütle Çekim Yasası, Evrim Teorisi, Termodinamik Yasaları, Big Bang Teorisi…

    Bütün bu terimler kafanızı karıştırıyor mu?

    Evrim Teorisi Gerçek ise Neden Kanun Değil?

    Bilim insanlarının neden bu kavramlardan bazılarına ‘yasa’, bazılarına ‘teori’ dediğini merak ediyor musunuz?

    Hadi gelin o halde sapla samanı birbirinden ayıralım.

    Doğru bildiğimiz yanlışlara bir bakalım.

    İşe, bilimsel yöntemdeki ‘teori’ ve ‘yasa’ kavramlarının anlamlarını açıklayarak başlayalım.

    Burada doğadaki düzene, işleyişe bakıp bilimsel yöntemlerle ilerlemeliyiz. Tabi öncelikle bilimsel yöntemin ne olduğunu doğru anlamalıyız.

    Bilimsel yöntemler genellikle gözlem yaparak başlar ve sonrasında soru sorar.

    Misal, elimizdeki kalemi bıraktığımızda yere düşer.

    Bu bir gözlemdir.

    Peki, neden düşer?

    Soruyu sorduktan sonra konuyla ilgili araştırma yaparız.

    Bu soru daha önceden soruldu mu?

    Sorulduysa hangi cevaplar verildi?

    Bu cevaplar test edilmiş mi?

    Bu gibi soruları sorup konuyu araştırmak, önceki çalışmalarda yapılan hatayı tekrar etmemizi engelleyip vakit kaybını önler ve cevaba daha hızlı ulaşmamızı sağlar.

    Araştırmadan sonra ise, test edilebilir bir hipotez üretmemiz gerekir. Mesela, “Eğer ben elimdeki kalemle aynı anda daha ağır bir kalemi aynı mesafeden yere bırakırsam aynı sürede düşer” gibi…

    Sonrasında bu hipotezi test edeceğimiz kontrollü deneyler yapmalı ve veri toplamalıyız. Topladığınız veriler hipotezimizle uyuşmuyorsa, yeni bir hipotez geliştirmeliyiz. Geliştirdiğimiz hipotezle deneyimizin sonucu uyana kadar tekrara devam etmeliyiz.

    Diyelim ki yaptığımız deneyler, hipotezimizi doğruladı. Bu durumda hipotezimiz bir teoriye mi dönüşmüş olur mu?

    Hayır.

    Peki, bir yasaya mı dönüşmüş olur?

    Ona da hayır.

    Çünkü ‘Teori’ veya ‘yasa’ diyebilmek için, farklı bilim insanlarının bizden ve birbirlerinden bağımsızca deneyi tekrarlaması ve sizinle aynı sonucu bulması gerekir.

    Hipotezin yeterince test edilip doğrulandıktan sonra, teori mi yoksa yasa mı olacağı, en başta sorduğumuz sorunun amacına bağlı olarak sınıflandırılır.

    ‘Yasa’ ne demek?

    Öncelikle ‘yasa’ dedir bir bakalım;

    Yukarıdaki örnekte sorduğumuz soruyu cevaplayan ‘hipotez’, bilimsel aşamaların sonunda Newton’un kütle çekim kanununa dönüşmüştü. Önemli olan nokta şuydu: Newton ne ve nasıl sorularını sorarak cevabı yasa kategorisine sokmuş oldu. (Bu arada “bilim nasıl sorusuyla ilgilenmez” fikrinin yanlışlığını da burada dile getirmek istiyorum.) Newton iki cismin birbirine uyguladığı kuvveti matematiksel olarak ifade etmesine rağmen, bu çekimin neden kaynaklandığını cevaplandıramadı. Çünkü neden sorusu teoriye ait bir soruydu.

    Isaac Newton kimdir? Kısaca hayatıToparlayacak olursak, yasalar bir olgunun nasıl olduğunu açıklar, çoğunlukla matematik kullanarak genel geçer bir formül oluşturulur. Bir bardağı bıraktığınızda yere düşer, bu yasadır. Evrenin toplam enerjisinin korunumu bir termodinamik yasasıdır.

    Canlıların zamanla değişim geçirmesi de bir olgudur, yasadır. Ama bunun nedenini açıklayan olgu teoridir.

    O halde ‘Teori’ ne demek?

    Newton kütle çekim yasasını bulduktan sonra Einstein, “Evet ama neden?” diye sordu ve bir fikir üretti. Ve bu fikir hipotez ve teoriye doğru ilerledi.

    Einstein’ın fikri şuydu: Uzay aslında eğimli bir yapıya sahiptir. Her kütle uzayı belirli bir oranda büker, tıpkı gergin bir çarşafın üzerine top koyduğumuzda topun çarşaf üzerinde bir çukur oluşturması gibi.

    Sonra Einstein matematikçilerden yardım alarak eğimli uzayın geometrisini geliştirdi. Kağıt üzerindeki teorik çalışmaları yani formülleri sonucunda doğadaki cisimlerin birbirleriyle etkileşimini tahmin etti. Tahmin ettiği bu formül, Newton kanunuyla uyumluydu, sadece Newton’un formülüne ufak bir oynama gerekliydi. Bu değişiklik o kadar ufaktı ki, yüksek hızlar ve kütleler söz konusu olmadığı sürece aradaki fark o zamanki teknolojiyle ölçülemeyecek kadar küçüktü.

    Einstein'in Başarı ve Mutluluk Formülleri - Yalın Enstitü

    Yani Einstein aslında Newton’un kütle çekim kanunu yalanlamadı, ona ufak bir düzeltme yaptı. Newton kanunları günümüzde hala fizik derslerinde anlatılıyor, uzay araçlarının ve gezegenlerin hareketini tanımlamada başarılı sonuçlar veriyor.

    Teorik fizikçi Einstein’ın teorisinden sonra birçok bilim insanı bu teoriyi yüksek hızlar ve yüksek kütleler için denedi ve denemeye devam ediyor. Bu teori şimdiye kadar hep doğru sonucu verdi ve teori daha da güçlendi.

    Burada şu husus çok önemli; Teorinin kendisi asla test edilemez. Çünkü biz uzayın bir çarşafa benzeyip benzemediğini gözlemlenebilir bir şey olmadığından direkt gözlemleyemeyiz. Ancak öyle varsaydığımızda evrenin nasıl olacağını belirleyen somut formülleri test edebiliriz.

    İşin özü teori, temelde bir modellemedir. Bu modelin sonuçları, doğadaki yasalarla uyumluysa, bu güçlü bir modeldir.

    Yüzlerce yıldan beri evrenin statik yani sabit olduğu düşünülürken, Edwin Hubble gökadaların bizden ve birbirlerinde uzaklaştığını keşfetti. Üstelik bu uzaklaşma her yerde aynı da değildi, daha uzak galaksiler daha hızlı uzaklaşıyordu. Teorik fizikçiler bu gerçekle çıkarımda bulunarak, “Madem galaksiler ve tüm gök cisimleri birbirinden uzaklaşıyor; demek ki zamanı bir film şeridi gibi geriye sararsak, hepsi birbirine yaklaşır ve nihayetinde tek bir noktada toplanır” hipotezini ortaya attılar.

    “Evren tek bir noktadan genişleseydi şimdi nasıl olurdu?”

    Sorusunun cevabını araştırdılar. Matematik ve mantığı yoluyla bir fikir geliştirdiler. Buna göre, eğer evren tek bir noktadan genişlediyse, bunun bir uzayda bir kalıntısı olmalıydı. Çok geçmeden bu kalıntıyı da buldular:

    Kozmik arka plan ışıması.

    Hani eski tüplü televizyonlarda sinyal alınmadığında karıncalı bir görüntü gelirdi ya, işte o.

    Televizyondaki karıncalanmanın sebebi nedir? | Teknoloskop
    Teori Yasaya Dönüşmez!

    Evrenin her yönünden eşit oranda ve eşit sıcaklıkta gelen bu ışıma, Büyük Patlama Teorisini için güçlü bir kanıttı. Ayrıca evrendeki toplam hidrojen ve helyum miktarı da Big Bang Modelinin öngördüğü oranlardaydı.

    Modelleme yine doğrulandı.

    Şahane değil mi?

    Teorisine uygun kanıtı bulan bilim insanlarının yaşadığı sevinci ve heyecanı düşünsenize…

    Bunlar bilimsel teorilerin gücüne dair sadece birkaç örnek.

    Nihayetinde yasa ve teori ayrı olgulardır.

    Bizlere yıllardır okulda öğretilenlerin aksine, bir teori zamanla asla ve asla yasaya dönüşmez.

    Bu iki kavram arasında hiyerarşik bir düzen yoktur.

    Yasa nasıl sorusunun, teori ise neden sorusunun cevabıdır.

    Evreni sıfırdan oluşturacak bir deney tasarlayamayacağımız yani bu olayı deneyimleyemeyeceğimiz için Büyük Patlama asla bir yasa olmayacak, yasa olmadığından hatalı ya da eksik de olmayacak.

    Peki, teoriler kesin ve değişmez midir?

    Tabii ki hayır…

    Ancak güçlü teorileri bırakıp yeni bir teoriyi kabul etmek o kadar da kolay değil.

    Zaten bir bilim insanından beklenen teorisinden hemencecik vazgeçmemesidir.

    Bir gözlem bir teoriyle uyuşmadığında, bazen sadece ufak bir düzeltme yeterlidir. Bazen de teori çok geçmeden bilimsel çöplüğe atılır.

    Mesela yüzyıllar önce evrenin merkezinin dünyamız olduğu görüşü hakimdi.  Bu bir vakit kaybı mıydı?

    Cevap yine hayır!

    Bilim bu şekilde zamanla, adım adım ve sonu gelmeyen merak ve çabayla ilerler çünkü.

    Edison’un ampulü icat ederken yüzlerce yanlış yöntem denediğini ve pes etmediğini unutmayalım.

    İlginizi çekebilecek videolar:

    Yazan: Burçak YÜCE

    Kaynak*

    Kaynak**

    YouTube Kanalımız

    Burçak Yüce
    Fizik öğretmeni. Mesleğini 18 yıldır özel bir okulda sıradanlıktan uzak halde yürütüyor. Yaklaşık on yıldır yazıyor. Üç kitap ve iki proje kitabı var. Teolojiye sevdalı. Felsefeye takıntılı. Ressam. Sergilerde ve imza günlerinde sevenleriyle buluşmak en tatmin edici hobisi. Dizi izlemez, dize gelmez. Tv de kayda değer program izler. TRT Belgesel araştırma sorumlusu. Az uyur. Korku filmi forever... Anne ve kız evlat sahibi. Önceki hayatında kesin kediydi. Şakacı. Akıllı değil! Zeki. Güneşe aşık ve denize tutkulu.

    Popüler Yazılar

    İlgili Yazılar

    Leave a reply

    Please enter your comment!
    Please enter your name here

    %d blogcu bunu beğendi: