Uzay Yolculuğunda Anemi Sorunu

Kan Hücrelerindeki Büyük Kayıplar

Uzay İstasyonlarında yerçekimsiz ortamda uçan astronotlara özeniyor ve eğlenceli olduğunu düşünüyoruz. Oysa ki, yerçekimsiz ortamda uçan o vücutların iç kısmında, her saniye nasıl hasarlar oluştuğunun farkında bile değiliz. Maalesef bu hasarların sebebini anlamadan ve çözümünü bulmadan Mars yolculuğu gibi uzun uçuşlar, hayal olarak kalmaya devam edecek. 

Bu sorunun farkında olan Ottawa Üniversitesi’nden Guy Trudel ve ekibi yıllardır, uzayda kemik iliği sağlığı ve kan üretimi, araştırmasına odaklandılar. 

Dünyada ilik nakli üzerine çalışan Marrow projesinin bir parçası olan bu araştırmada Uzay anemisinin sebebinin neden şimdiye kadar sır kaldığı araştırılıyor. Acaba spesifik olarak, daha önce kan hücrelerinin düşük üretimi mi yoksa artan parçalanma mı uzay anemisine neden oluyor, etkileri ne zaman ortaya çıkıyor ve ne kadar sürüyor? Bu sorulara cevap bulma, araştırmanın temel konusu. 

Uzay Yolculuğunda Anemi Sorunu

Bu nedenle araştırmacılar, Uluslararası Uzay İstasyonu ISS’de, ortalama 167 gün geçiren on bir erkek ve üç kadın astronotun verilerini inceledi. Uzay yolculuğu yapan astronotların kanının değiştiği, uzay anemisine yakaladıkları zaten biliniyor fakat dünyaya döndüklerinde de tekrar tekrar kanda oksijen taşıyan hücrelerin (eritrositler) seviyesinde neden azalma olduğunu bilinmiyor.

Araştırmaya göre, astronotlarda iyi bilinen “Anemi” fenomeninin arkasında ne olduğunu artık biliyoruz. Şöyle ki ; Yerçekimsiz ortamda artık beden yer tarafından çekilmeyip, havada yüzüyor iken , aynı zamanda insan bedeninin içinde bulunun bütün her şeyde yüzüyor. 

Birçok araştırma, bu içerideki her şeyinde yüzüyor olmasının insan sağlığı üzerinde çok kritik riskleri barındırdığını gösteriyor.  

Ağırlıksız ortamda bulunulduğunda, kırmızı kan hücrelerinin kaybı normal seviyenin çok üzerinde ve maalesef tekrar yerçekimli ortama geçilse bile sadece belirli bir dereceye kadar telafisi mümkün olabiliyor. Ağırlıksız ortamda olmanın sebep olduğu yan etki ve kan hücre kaybının düzelmesi, kısmen de olsa, en az bir yıl sürüyor.  

Bu nedenle, bu araştırma uzay yolculuğu için çok önemli ve ayrıca uzay anemisi üzerine yapılan araştırmalar, aneminin Dünya versiyonlarına da ışık tutabilecek.

Dünyadaki yaşama adapteli insan vücudunda, kan hücrelerinin dönüşümü sürekli olarak devam eder. Vücutta bulunan toplam 30 trilyon eritrositinin, her saniyede yaklaşık iki milyonu yok olur ve karşılık gelen miktar kemik iliğinde tekrar tekrar üretilir. Araştırmacılar, çalışmalarında, kırmızı kan hücrelerinin artan yıkımının, uzay anemisinin temelini oluşturduğu şüphesini özel olarak araştırdı. Bu nedenle uzaydaki astronotlarda kaç tane kırmızı kan hücresinin parçalandığını, bunun Dünya ortamından farklı olup olmadığını araştırdı. 

Araştırmacılar nihayet, astronotların ağırlıksız ortama maruz kaldığı andan itibaren, kırmızı kan hücrelerinin belirgin ölçüde artarak çözüldüğünü belgeleyebildi. Somut olarak, normalden yaklaşık yüzde 54 daha fazla eritrositin yok edildiği, yani saniyede iki milyon yerine yaklaşık üç milyon eritrositin kaybı olduğu görüldü. 

İşte bu yüzden, uzun uzay uçuşlarında, astronotlar şiddetli anemiden muzdarip olup, uzayda yerçekimli bir ortama iniş yaptıklarında ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirler. Trudel, “Vücut ağırlıksız olduğunda, etkinin neden olduğu azalan kırmızı kan hücresi sayısı uzayda çokta önemli bir sorun değil. Aneminin etkileri, yerçekimli ortama girene kadar hissedilmez bile. Dünya’ya, Mars’a, diğer gezegenlere veya aylara inerken, bu tür anemi hissedilir. Bu da enerjiyi, dayanıklılığı, gücü bozabilir ve  görevi tehlikeye atabilir” dedi.

Astronotların Dünya’ya dönmesinden bir yıl sonra bile, kırmızı kan hücresi yıkımının uçuş öncesi seviyelerine göre hâlâ yüzde 30 fazla olduğu görüldü. Neden vücut bir yıl süre sonunda bile kendini tam onaramıyor, neden artan eritrosit çürümesi var? Sebebi hâlâ belirsizliğini koruyor.

Yine de, araştırmacılar, yeni bulguların Dünya’daki belirli anemi türlerinin nedenlerine de ışık tutabileceği söylüyor Uzun süre yataktan kalkamayan hastalarda, anemi sıklığı ve bunun da hastanın iyileşme ve hareketlilik kazanma yeteneğini olumsuz yönde etkilediği biliniyor. Buna neyin sebep olduğu hâlâ belirsiz. Trudel, bu anemi formunun ve uzay versiyonunun altında , çok benzer mekanizmaların olabileceğinden şüpheleniyor. Araştırma ekibi şimdi bu ipucunu takip eden araştırmalara yoğunlaştı. Trudel, “Bu anemilere tam olarak neyin sebep olduğunu bulabilirsek, hem astronotlardaki hem de Dünya’daki hastalarda anemiyi tedavi etme veya önleme şansımız olabilir” dedi. 

Çeviri; İ. Kaya

Kaynak*

YouTube Kanalımız

1 Comment

  1. Merhaba,
    Yüzey enerjisi ve entropisi en düşük olan şekil yuvarlaktır. Uzay anemisinde, eritrositler dahil, yuvarlak veya yuvarlağa en yakın formlar, yerçekimi olmadığında bu formlarını hızla kaybediyor ve boğumlanıyor ve kopuyor olabilirler. Ayrıca her formun zarı(çeperi),uygun aktivasyondaki haraketli ve kilitleyici yuvarlak dışı formların kaçış noktasıdır. Hem eritrositlerin hızla boğumlanması, hem de eritrositler içindeki lamel vb.yuvarlak dışı kilitleyici formların çeperlere göçü, bölünmüş eritrositlerde sert yeni çeperlerin oluşumunu da hızlandırır.
    Özetle, yerçekimsiz ortamlarda, yuvarlak formların yuvarlaklığını korutacak akıllı ilaçların geliştirilebileceğini, mürekkepvari, uzaya gönderilmeden ekibe uygulanacak olan bu akıllı ilaçların(kanser hücrelerinin etrafını saran ilaçlar gibi, lokal etkili),eritrositlerin boğumlanmasını ve bölünmesini önleyeceğini düşünüyorum.

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here