Yaşam İçin Elverişli Bir Gezegen: Mars

Yaşam İçin Elverişli Bir Gezegen: Mars

Yaşamın ilk zamanlarından bugüne kadar insanlar için dünyadan başka gezegenlerin var olup olmadığı, uzayın derinlikleri merak konusu olmuştur. Bilimsel çalışmalar ve elimizde ki teknolojik imkanlar geliştikçe gezegenlerin varlığı saptanmış ve bu gezegenlerde yaşam olup olmaması veya yaşam için elverişli olup olmadığı araştırılmıştır. Bugün ise bilim insanları diğer gezegenleri yapay yollarla yaşam için elverişli hale getirmek için çalışmalar yapmaktadır. Günümüzde bu çalışmaya en uygun gezegenin, Mars olduğu düşünülmekte.

MARS (Kaynak: NASA)

Mars, Kızıl Gezegen olarak da adlandırılmaktadır. Bunun sebebi; kayaların içinde bulunan demirin oksijenle tepkimeye girerek demir oksidi oluşturmasıdır. –halk arasında ki adı ile; paslanma- Mars diğer gezegenlere kıyasla astronotların ulaşımı açısından daha elverişlidir ancak buna karşın Mars’ta güneş rüzgarları mevcuttur. Zaten astronotların Mars’a yolculuk yapması için önümüzde yaklaşık 12 yıl gibi bir zaman dilimi var. Mars’a ilk astronot gönderme işleminin 2030’ da yapılması planlanıyor. Mars’ta, Dünya ile aynı zamanda yaklaşık 4,5 milyar yıl önce şekillenmiştir. Hızlı bir şekilde soğuyarak kalın bir yer kabuğu oluşturmuştur. Mars; kükürt, demir sülfat, silikat kaya açısından oldukça zengin bir gezegendir. Bazı özellikleri bakımıyla Mars, bilim insanlarının her zaman araştırmayı arzuladığı değerde bir gezegen olmuştur. Öyle ki bunun için 1996 yılında Mars’a,NASA’nın Sojourner yani Misafir adını verdiği bir robot araç yollanmıştır. Soujourner, bir mini laboratuvar olarak düşünülebilir. Bünyesinde çeşitli ölçüm araçları bulundurur. Soujourner, Mars’ta yaklaşık 100 metre yol almış ve yaklaşık 1 yıl sonra devre dışı kalmıştır. Bunun sebebi; aküsünün özellikle Mars’ta ki soğuk gecelere dayanamamasından kaynaklanmaktadır. Soujourner, Mars’ın yeryüzü analizleri için NASA’ya çok net sonuçlar göndermiştir. Soujourner’den sonra 10 Haziran 2003 tarihinde NASA’nın Spirit yani Cesaret adını verdiği araç Dünya’dan, Mars’a yollanmıştır. Spirit’in devre dışı kalma sebebi ise Mars’ta kumlu bir araziye takılıp güneş ışığını alacak şekilde kendini ayarlayamamasından kaynaklanmaktadır. Bu ısı eksikliği onun iç aksamalar yaşamasına sebep olmuştur. Çünkü Mars’ta -55 derece soğuk, alınamayan güneş ışığı ile birleşince Spirit devre dışı kalmıştır. Spirit, 7730 metre mesafe kat etmiştir ve bu süre boyunca çok sayıda kimyasal analizi Dünya’ya göndermiştir. Spirit’ten sonra Nasa tarafından onun ikiz kardeşi olaraktanımlanan; Opprtunity yani Fırsat, Spirit’in peşi sıra yaklaşık 27 gün aralıkla Mars’a doğru yolculuğuna başladı. Opportunity’nin de amacı bir zamanlar bir zamanla su yatağı olduğuna inanılan bölgeleri test etmekti. Opportunity’de hatırı sayılır kimyasal analizlere imza attı. Opportunity’den sonra; Curiosity yani Merak adı verilen keşif aracı, 6 Ağustos 2012’de Mars’a gönderildi. Curiosity’nin amacı kader arkadaşlarından çok daha farklıydı. Curiosity’e verilen en büyük görev; Mars’ta yaşam olup olmadığını ya da yaşam olma ihtimalinin ne olduğunu tespit etmekti. İlk kez 2013’te Mars’ta yaşanılabilirliğe dair sinyaller yolladı. Birçok kimyasal analiz gerçekleştirdi ve hiç hesapta olmayacak şekilde karmaşık organik maddelere rastladı. Daha sonra Mars çevresinin insan yaşamı için uygun olup olmadığını araştırdı. 15 dakika da bir radyasyon ölçen mekanizması NASA’ya, Mars’ın radyasyon miktarının insan yaşamı için uygun noktada olduğunu analiz etmesini sağladı. Fakat yakın zaman da Curiosity’den alınan sinyallerin onun ölümünün yakın olduğunu gösterdiği yönde.

Peki tüm bu sonuçlar göz önünde bulundurulduğunda, Mars’ın yaşanılabilir bir gezegen konumuna getirilmesi için bilim insanları hangi yöntemleri hedeflemektedir?

Curiosity Keşif Aracı

Mars’ı yaşanılabilir bir gezegene dönüştürmenin en basit yolu atmosfere metan (CH4) gazı ve diğer sera gazlarından enjekte etmektir. Bu nokta da aklımıza “Peki neden özellikle metan gazı?” sorusu gelmesi olağandır. Hepimizin bildiği gibi metan, karbondioksitten (CO2) daha etkili bir sera gazıdır. Bu özelliği doğrultusunda metan gazı güneş ışığını tutabilir ve Mars’ın yüzey sıcaklığını buzun erime noktası üzerine yükseltebilir. Sonuçta Mars yaşanılabilir sıcaklığa ulaşır. Metan gazı yanında; amonyak ve kloroflor karbonlar da enjekte edilebilir. Bu enjekte işlemleri sonucunda Mars’ın yaşanılabilir atmosfere ulaşması sağlanır. Sıcaklığın yükselmesiyle birlikte donmuş halde bulunan yer altı tabakaları ilk kez çözünmeye başlar. Bu donmuş tabakaların erimesiyle birlikte nehir yatakları su ile dolmaya başlar. Atmosfer kalınlaşmaya başlar. En sonunda Mars’ta göller ve hatta okyanuslar yeniden oluşmaya başlar. (Mars’ta ki su yoksunluğunu sona erdirecek bir yöntem.) Bu sayede daha fazla CO2 serbest kalır ve pozitif bir geri besleme başlayacaktır. Aslında Mars yüzeyinden 2009 yılında metan gazının hiçbir yapay etki olmaksızın sızdığı keşfedildi. Metan gazı doğal olarak organik maddelerin çürümesiyle çevreye yayılır. Fakat Mars için düşündüğümüzde  bu metan gazı sızmasının neden jeolojik süreçlerin bir etkisi sonucu olduğu düşünülebilir Mars’ta ki metan gazının doğal kaynağı bulunabilirse bu gazın miktarı arttırılabilir dolayısıyla atmosfer değişimi doğal yoldan mümkün olabilir.

Curiosity’nin, Mars’tan gönderdiği bir fotoğraf, Sol 1647 (Kaynak: NASA)

Bir başka yöntem olarak; bir kuyruklu yıldızı  Mars yüzeyine saptırmak olabilir. Kuyruklu yıldızlar, su buzundan yaratılmışlardır ve periyodik olarak Güneş Sistemi boyunca çok hızlı bir şekilde hareket eder. Bir kuyruklu yıldız Mars’a yeterince uzaklıkta iken onu bir roket motoru yardımıyla hafifçe iteleyerek, bir keşif robotunu ona çarptırarak ya da bir uzay gemisinin kütle çekim kuvvetini kullanarak kuyruklu yıldız yörüngesinden sapar. Bu sayede kuyruklu yıldız, Mars yüzeyine doğru ilerlerken atmosfer içinde sürtünme kuvvetini maruz kalacak, bu sürtünme kuvveti kuyruklu yıldızı yavaşça parçalayacak ve bu sayede atmosfer için buhar fazında su bırakılacak. Aslına bakılırsa bunun yerine bir kuyruklu yıldızı, Ay’ı ya da bir göktaşını kontrollü şekilde Mars buzullarına çarptırmak da bir başka yöntem olabilir. Mars’ın kutup bölgeleri yaz aylarında donmuş CO2 ve buzullardan oluşmaktadır. Eğer buzullar kuyruklu yıldız, Ay ya da göktaşı çarparsa çok fazla sıcaklık serbest kalır ve bu kuru buz buharlaştırılabilir. Yani sonuçta Mars’ta serbest halde CO2 bulunur. Bu, küresel ısınmaya sebep olur ve atmosfer kalınlaşır.

Diğer bir yol da; Mars buzullarına doğrudan nükleer bomba patlatmak olsa da bu pek tercih edilmemesi gereken bir yöntem olarak görülmelidir. Çünkü oluşacak sıvı suyun içinde radyoaktif serpintiler bulunur ve bilindiği üzere radyoaktif maddeler insan sağlığı için zararı oldukça yüksek maddelerdir. Bunun yerine kutup buzullarını eritecek bir füzyon reaktörü yapılabilir. Füzyon reaktörlerinin temel yakıtı sudur ve Mars’ta fazla donmuş su bulunmaktadır.

Bilim insanları Mars’ın yüzeyini ısıtmak için gezegeni çevreleyen Güneş uyduları inşa etmeyi düşündüler. Böylelikle Mars’ın yüzeyi ısınmış olacak bir süre sonra donmuş tabaka eriyeceğinden doğal olarak kendini ısıtacaktır.

Mars’ta sıcaklık buzun erime sıcaklığının üstüne çıktığında su havuzları oluşabilir.

Yazan: Sultan KIŞ

Kaynak: Michio Kaku – Olanaksızın Fiziği

İlginizi çekebilecek bir yazı daha: Mars Base Mantıklı Mı? Gerçekten de Marsa Gitmeli miyiz?

İlginizi çekebilecek bir yazı daha: Marsa Gitmek Neden Bu Kadar Önemli?

İlginizi çekebilecek bir yazı daha: Haftanın Film Önerileri: Marslı, Lucy ve Azınlık Raporu

İlginizi çekebilecek bir yazı daha: Gezegenler ve Yapıları

Popüler Yazılar

Gökbilimciler Dünyanın Kesin Ölüm Tarihini Hesaplamayı Başardılar

Gökbilimciler Dünyanın Kesin Ölüm Tarihini Hesaplamayı Başardılar Bilim insanları çalışmalarında, gezegenlerin yapısı dışında, yaşanabilir bölgede geçirdikleri zaman ve oradan tekrar ayrıldıkları zamanla da ilgilenirler....

Güneşin 2,5 milyon katı parlaklığındaki Yıldız Kayboldu

Güneşin 2,5 milyon katı parlaklığındaki Yıldız Kayboldu Bilim insanları 2019 yılında Güneşin 2,5 milyon katı parlaklığındaki büyük kütleli bir yıldızın ortadan kaybolduğuna tanık olmuşlardı. Astrofizikçilerden oluşturulan...

Her Şeyi Değiştiren Teori – Genel Görelilik Teorisi

Her Şeyi Değiştiren Teori - Genel Görelilik Teorisi Merhabalar bugün tam 104 yıl önce 1916 yılında bir deha tarafından ortaya atılan bir teori hakkında konuşacağız. Genel...

Nikola Tesla ’nın 116 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Röportajı!

Nikola Tesla’nın 116 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Röportajı! Gazeteci: Bay Tesla, sizin için kozmik süreçlere karışan biri diyorlar. Sahiden siz kimsiniz? Tesla: Bu doğru bir soru,...

İlgili Yazılar

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here

%d blogcu bunu beğendi: