Yeni Evimizi Bulduk mu? (Titan)

Bugün bu yazımda ağırlıklı olarak bu 3 başlıktan bahsedeceğim;

1- Titan nasıl bir yer?
2- Titan’da hayat var mı?
3- Titan, biz insanların yeni evi olabilir mi?

Bu 3 sorunun yanına daha çok bu tarz sorular gelebilir. Bugün bu yazımda bu 3 sorunun cevabının yanında sorulabilecek diğer tüm sorulara da yanıt vermeye çabalayacağım.

Titan Nasıl Bir Yer?

İlk sorumuz ile başlayalım; Titan, Güneş Sistemi’nde yer alan en büyük 2. uydudur. Birinciliği ise kendisinden sadece %2 daha büyük olan Ganymede’ye kaptırmıştır. Titan, Güneş Sistemi’nin en büyük 2. uydusu olmakla birlikte, Güneş Sistemi’nde Dünya dışında yüzeyinde kararlı sıvı bulunduran 2. gök cismidir. Güneş Sistemi’nin en büyük 2. gezegeninin uydusudur. Yani kısaca Titan 4 M. Yıllık yaşamı boyunca her konuda 2. olmuş. Ne diyelim, geçmiş olsun… Tabii ki Titan’ın sıralamalarındansa bilinmesi daha mühim şeyler de mevcuttur. Mesela Titan’ın Dünya’ya fiziksel özellik bakımından oldukça benzemesi hakkındaki detaylar.

Titan’ın üstünde denizler ve göller vardır aynı Dünya’da olduğu gibi. Hatta ve hatta geride bıraktığımız zaman içerisinde Titan’da küçük bir Nil Nehri’ne bile rastlanmıştır. Fakat eldeki verilere göre bu göller ve denizler bizdeki gibi H2O’dan (su) değil de CH4’den (Metan) meydana gelmiştir.

Bu bilgilerin yanında bir başka önemli olan bilgi ise Titan’ın kap kalın atmosferidir. Bu uydudaki atmosfer yoğunluğu/etkinliği bakımından Merkür ve Mars’ın söz etmeye bile değmeyecek olan atmosferlerinden daha fazladır. Bu konuda tabii ki Mars’ın ve Merkür’ün  bir suçu yok. Merkür’ün ve Mars’ın atmosferlerini kaybetmesinin nedenlerinden en büyüğü Güneş Rüzgârları’dır. “Güneş ve Güneş Rüzgârları’nın Yapısı Nasıldır?” adlı yazımda Güneş Rüzgârları’ndan bahsetmiştim fakat okurları sıkmamak ve öğrenmeyi zorlaştırmamak amacı ile sadece temel ve orta derecede bilgileri sizlere aktarmıştım. Burada da konusu açılmışken kısa bir şekilde bahsedeyim; Güneş Rüzgârları, Güneş’ten salınan manyetik parçacıklardan oluşur ve bu manyetik parçacıklar atmosferdeki iyonlaşmış gazları yakalar ve uzaya götürür. Merkür’ün ve Mars’ın atmosferlerinde yoğun miktarda iyonize gaz olduğu için bu gazlar Güneş Rüzgârları ile uzaya saçıldı ve bu 2 gezegenin atmosferleri uçup gitti. Fakat Titan’da bu tarz bir etki olmadı.

Titan, Güneş’ten  yaklaşık olarak 1430 milyon km uzaklıktadır. Evet, Titan’ın atmosferindeki bu birlik ve beraberliğin sebeplerinden biri mesafedir ve  bunun nedenini “Güneş ve Güneş Rüzgârları’nın Yapısı Nasıldır?” adlı yazımda detaylıca açıkladım. Güneş Rüzgârları’nın Titan üzerindeki etkisi yine de büyüktür fakat ortada bir etki-tepki meselesi vardır. Titan, sürekli ama sürekli atmosferini yeniler. Titan’ın atmosferi Azot ve Metan gazlarından meydana gelir ve kaybolan Metan ve Azot hızlıca yerine koyulur bu olayda bize şu soruyu sordurur:  Ama nasıl? Bilim adamlarının bu soruya tek bir cevabı vardır o da; Titan’ın hâlâ volkanik aktivitesinin devam ettiğidir. Titan canlı bir gezegenimsi uydudur. Canlı gök cismi demek, o gök cisminin çekirdek aktivitesinin devam ettiği anlamına gelir.

Titan’da Hayat Var mı?

Titan’ın fiziksel özelliklerden detaylıca bahsettik, sırada asıl merak edilen sorular var ve bunlardan bir tanesi de Titan’da, Titan yerlisi diyebileceğimiz canlılar var mı? Öncelikle canlıdan bahsederken bizim gibi canlılardan değil de mikroskobik canlılardan bahsediyoruz ama neticede canlı canlıdır, küçük deyip geçmeyin! Öncelikle bir gök cisminde yaşam olabilmesi içim bilim adamlarının belirlediği belli başlı şartlar vardır. Bunlardan biri su gibi kararlı bir sıvı olmasıdır. 2. olarak bir atmosfer gerekir. Bunun gerekçesi tahmin edebileceğiniz üzere Güneş radyasyonlarından korunmaktır. 3. ise Karbon temelli gazlar içermesi olarak öne sürülür. Bu 3 maddenin 3’ü de tartışmalıdır fakat çoğunluk ne derse aksi kanıtlanana kadar o kabul edilir… Titan’da yaşam olup olmadığı sorusu eldeki veri yetersizliğinden ötürü ucu açık bir sorudur. Canlılık kriterlerini belirleyebileceğimiz tek örnek Dünya ve Dünya üzerindeki canlıların en başından en sonuna değin geçirdiği evrimdir ve Dünya üstündeki tüm canlılar su temellidir. İşte bu analiz sonucunda da bilim insanları Titan’da sıvı su bulunmadığından dolayı yaşam bulunamayacağını öne sürerken kimi bilim insanları ise sıvı suya gerek olmadığını, herhangi bir kararlı sıvıdan da yaşam ortaya çıkacağını savunmaktadır. Fakat biz insanların uzayda yaşam arama ve bulma isteği çok yoğun olduğu için eldeki sağlam verilere göre tahminlerde ve arama çalışmalarında bulunuyoruz. Öte yandan, atmosferi kimyasal olarak aktiftir ve karbon bileşikleri bakımından zenginliğini korumuştur. Yüzeyinde ise sıvı Metan ve Etan  gölleri/denizleri vardır. Ve ayriyeten de Titan’ın yüzeyindeki buz tabakasının altında da sıvı su olduğu üzerine bir görüş mevcuttur. Bu görüş ile de işler değişir. Su varsa yaşam olma olasılığı çok yüksektir. İşte bilim insanlarını heyecanlandıran nokta da tam olarak budur.

Titan Biz İnsanların Yeni Evi Olabilir mi?

Mevcut teknoloji ve diğer şartlarda hayır. Fakat önümüzdeki 150-200 yıl içerisinde aynı İngiliz birey ya da Rus birey gibi, Titanlı bir birey de görmemiz imkansız görülmüyor. Şu anki şartlarda orada yaşayamamamızın nedenleri daha yolda başlıyor ama biz Titan’dan bahsettiğimiz için Titan’daki şartlardan bahsedelim. Öncelikle Titan’daki yüzey sıcaklığı -180 °C’dir. Bu inanılmaz bir soğukluktur ama aslında Titan’daki sıcaklığın -200°C’lerde seyretmesi gerekirdi. Buna engel olan etken Metan gibi bir sera gazının atmosferinde yoğun olmasıdır. Bu olay gezegene doğal bir ısınma sağlar, bizim için yeterli olmasa da… Sonrasında işin içine O2 girer. Bilinene göre Titan’da O2 yoktur. Dünyadaki birçok canlı ise O2 ile solunum yaparak yaşamını sürdürür. Bu günümüzün teknolojisi ile giderilebilecek bir sorun olsa da es geçemeyiz. Başka bir neden ise  su ve gıda üretimi ve ikmali gibi yerleşik hayatı imkansız kılacak özelliklerden mahrum olması.

Bunlar benim sayabildiklerim daha bunlardan sonra gelen ve orada şu an için yaşamamızı olanaksız kılan birçok neden mevcuttur.

Titan Uydusuna Gönderilen/Gönderilecek Sondalar:

Titan, astronomların başta olmak üzere birçok daldan bilim insanlarının ilgisini toplamakta çok başarılı bir performans sergilemektedir. Nedenlerinden ise zaten yukarıda bahsettik. Peki, insanlar bu inanılmaz gök cismini anlamak için ne yaptı? Ne yapacak?

Ne yaptı sorusu ile başlayalım. Titan ile ilgili en sağlam verileri bize veren tek uzay sondası Cassini-Huygens Uzay Sondası’dır. Bu sonda ismini  ünlü astronomlardan olan  Giovanni Cassini ve Christiaan Huygens’dan  almıştır. 1997 yılında Dünya’dan fırlatılan Cassini-Huygens Uzay Sondası  2004 yılında hedefi olan Satürn gezegenine ulaşmıştır. Bu sondanın asıl görevi Satürn’ü incelemekken bunun yanında da birçok bonus görevi mevcuttur ve bunları hakkıyla tamamlamıştır. Bu bonus görevler içinde İzafiyet Teorisi’nin kanıtlanması için Satürn’ün uydularının incelenmesi vardır. Tam bu esnada Titan uydusunun cazibesi keşfedilmiş ve hakkında veriler toplanmıştır. Cassini-Huygens sondası Satürn’e gönderilen 4. sonda olmasının yanında Satürn’ün içine giren tek uydudur ve görevi de bu olayla acıklı bir şekilde son bulmuştur. Bu sonda ile ilgili “Cassini” adında, benim çok beğendiğim de bir belgeseli mevcuttur.

“Peki, ileride ne gibi çalışmalar olacak?” sorusuna bir bakalım. Aslında NASA’nın (Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) ve ESA’nın (Avrupa Uzay Ajansı) bu konu ile ilgili birkaç ayrı ve ortak projeleri bulunuyor fakat ben en ilgi çekici olan görevden kısaca bahsetmek istiyorum. Titan’a deniz altı göndermek… Bu görev ile birlikte hedeflenen; Titan’ın deniz ve göllerinde olası bir bakteri oluşumunu tespit etmektir. Gönderilmesi planlanan “Uzay Deniz Altısı”nın  görev yeri ise şimdilik, Titan’ın en büyük denizi olan Kraken Mare’dir. Şimdilik buranın seçilmesindeki en büyük sebep bu denizin derinliği hakkında bilgi sahibi olmamızdır. Bu denizin kıyı kesimlerindeki derinliği kısmen 300 metreyi, orta kısımlarda ise 1000 metreyi bulduğu ön görülüyor. NASA, bu görev ile Titan’da yaşamın olup olmadığını büyük bir ihtimalle çözümlemiş olacak. Henüz bu görevin gerçekleşme tarihi hakkında bir bilgi vermeyen NASA, bu görevin önümüzdeki 10-15 yıl içinde gerçekleşeceğini belirtti.

Güneş Sistemi’nin inanılmaz uydusu Titan ile ilgili anlatılması gereken daha birçok şey vardır fakat hepsinin bir seferde aktarılması pek mümkün değildir.

Biz insanlar olarak kendi neslimizi,  kendi ürettiğimiz silahlarla yok etmezsek gelecekte tip 3 uygarlıklardan biri olup, Saman Yolu’na hakim olma ihtimalimiz yüksektir.

Yazan: Emir Tarık DAŞTAN

Kaynak: Kozmos Evrenin ve Yaşamın Sırları Carl Sagan

Kaynak*

Kaynak**

Kaynak***

Kaynak****

YouTube Kanalımız

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here