Zaman Herkes Tarafından Aynı mı Hissedilir?

Zaman ve işleyişi, fizik dünyasının en büyük sırlarından biridir. Geçmiş, gelecek ve içinde bulunduğumuz an arasında bağlantı kurabilmek için zaman hakkında bazı soruları cevaplamak son derece önemlidir.

Evren etki-sonuç mekanizmasına göre işleyişini sürdürür. Bu, evrende her anın başka bir an ile bağlantılı olduğu anlamına gelmektedir. Burada rol alan temel kavram zamandır. Zamanın varlığı; değişimi ve hareketi beraberinde getirmektedir. Zaman olmadan evren durağan olurdu. Fizik bilimi zaman ile değişim arasında var olan bu ilişkiyi kullanarak evrenin nasıl değişeceği veya değişmeyeceği hakkında fikir yürütmeye çalışır.

Zamanın ne olduğunu anlamak, nasıl işlediğini anlamamıza yardımcı olacaktır. O yüzden konuyu biraz daha detaylı ele alalım. Bir gün içinde yapmış olduğunuz eylemleri düşünün; eve gelmek üzere işten çıktınız, anahtarınızı kapıdan içeri soktunuz, evde sizi bekleyen bir yığın iş olduğunu farkettiniz ama yapmaya üşendiğiniz için yemek yemeye karar verdiniz, telefonunuzu elinize aldınız, bir pizza sipariş ettiniz ve yediniz. Bu senaryoda virgülle ayrılan her anın birbirinden bağımsız var olamayacağını farketmişsinizdir. İşten çıkmadan eve gidemez, kapıyı açmadan içeri giremezsiniz; değil mi? Zaman öyle bir kavramdır ki anları birleştirerek anlamlı bir bütün oluşturur. Tıpkı birçok görüntünün bir araya gelip bir film karesini oluşturduğu gibi. Fiziğin matematiksel dili olan kalkülüsün (yüksek matematik) icat edilme sebebi de benzerdir aslında; bir sürü ufak dilimi düzgün bir değişkene dönüştürmek.

Peki zaman herkes tarafından aynı şekilde mi hissedilir? İnsanlar 20.yüzyıla dek zamanın evrensel olduğunu öngörüyordu. Yani herkesin ve her şeyin zamanı aynı şekilde hissettiği kabul ediliyordu. Bu anlayışa göre evrenin herhangi bir yerindeki saat ile sizin saatinizin sonsuza dek aynı sayıları göstermesi gerekirdi.

Zamanın evrenselliğine dair tüm bu inanışları değiştiren, Albert Einstein’ın genel görelilik teorisi oldu. Meşhur teoriye göre her şey görecelidir ve insanlar zamanı farklı şekilde gözlemleyebilirler. Öyledir ki hareket halindeki saatler daha yavaş çalışır. Işık hızına yakın bir hızda komşu yıldızlardan birine gidecek olursanız, Dünya’da kalanlara kıyasla zaman sizin için daha yavaş akacaktır. Bu, zamanı daha yavaş ilerliyor olarak algılayacağınız anlamına gelmez. Dünya’daki saatlerin sizinkine göre çok daha ileri bir zamanı göstereceği anlamına gelir. Aslında herbirimiz bir saniyede akan zamanı aynı hissederiz ancak farklı hızlarda gittiğimiz için saatler birbirinden farklı davranır.

Bazen evrenin kuralları beklentilerimizle örtüşmez. Düşündüğünüzde, tamamen özdeş saatlerin birbirinden farklı hareket etmesi mantıklı gelmeyecektir. Ancak aynı durumu günlük yaşantımızda da sürekli farkında olmadan gözlemleyebiliyoruz. GPS alıcıları, Dünya etrafında yörüngede bulunan GPS uyduları için zamanın daha yavaş aktığı prensibine göre çalışıyor. Yörüngedeki GPS uyduları saatte binlerce kilometre hızla Dünya’nın kütlesi tarafından bükülen alanda hareket ediyorlar. Bu da onlar için zamanın yavaş aktığı anlamına gelmektedir. Bu sayede uyduların yaydığı sinyallere göre cihazlarımız konumumuzu kusursuz bir şekilde senkronize edebiliyor.

Yazan: Gül Zeynep SİNAN

Kaynak: Hiçbir Fikrimiz Yok – Daniel Whiteson

YouTube Kanalımız

2 Comments

  1. parçacık hızlandırıcılarda parçacıklar ışık hızında hareket eder ve onu gözlemleyen bilim insanları zaman daha yavaş aktığından maddeyi daha iyi incelerler yani parçaığa bakan taraf için zamann daha yavaş ilerler ışık hızı ile hareket eden taraf içinse zaman daha çabuk geçmezmi

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here