Zaman Nedir ? (1. Bölüm)

Zaman Nedir?

Penrose merdiveni, fotoğraf kaynağı : apasolutions.com

Zaman nedir? sorusu evrenin temellerini incelerken bilimin karşı karşıya geldiği en önemli sorunlardan biridir. Fizikçilerin ve kozmologların karşılaştığı tüm gizemler sonunda zamanın doğasına gelip dayanmaktadır. Ayrıca zaman, günlük yaşantımızın her alanında kendini gösterir. Düşündüğümüz, hissettiğimiz ya da yaptığımız her şey bize zamanın varlığını hatırlatır. Bu sebeple zamanı, hayatımızı oluşturan anların akışı biçiminde algılarız. Buna rağmen zaman hakkında düşünme biçimimiz bir paradoks barındırır.

Kendimizi zamanın içerisinde yaşıyor olarak algılarız ama genellikle dünyamız ve kendimizle ilgili iyi şeylerin zamanın dışında olduğunu düşünürüz. İnanırız ki bir şeyi gerçekten doğru yapan, o şeyin yalnızca şu an doğru olması değil, geçmişte ve gelecekte daima doğru olmasıdır. Örneğin, bir ahlak ilkesini mutlak hale getiren her zaman ve her şartta geçerli olmasıdır. Bir şey değerli ise onun zamanın dışında var olduğu şeklinde kökleşmiş bir fikre sahibiz. Örneğin, “sonsuz aşka” özlem duyarız veya “doğrunun” ve “adaletin” zaman dışı olduğundan bahsederiz. En çok hayranlık duyduğumuz, hürmet ettiğimiz şey her ne ise (Dini inançlar, matematiksel doğrular, doğa yasaları..) onları zamanın dışına yerleştiririz. Zamanın içerisinde hareket eder ama eylemlerimizi zaman dışı standartlara göre değerlendiririz. Zamana dair kalıplaşmış pürüzler tabii ki tek bir paradokstan ibaret değildir.

Bazı Pürüzler

Ne yapıyorsun? sorusu, gündelik hayatımıza kök salmış kalıp sorulardan birisidir. Peki, karşı taraf bu soruyu sorarken neyi kast eder? Tabii ki, “o anda” yani “şimdiki zamanda” ne yaptığınızı merak etmektedir. Bu soruyu kalıplaşmış olarak nitelendirdim çünkü “tam şimdi” ile ne demek istediğimiz aslında gizemli bir şeydir.

Alpha Centauri A ve B, fotoğraf kaynağı : nasa.gov

Açıklamak gerekirse, biz insanlar zar zor saniyenin onda birini ayırt edebilirz ve rahatlıkla tüm gezegenimizi, şimdiki zamandan herkes için ortak bir anmışçasına söz ettiğimiz tek bir kabarcık gibi görebiliriz. Daha ötesini değil. Daha ötede geçmişimiz (görebildiğimizden önce olmuş olan olaylar) ve geleceğimiz (burayı ve şimdiyi görebileceğimiz andan sonra olacak olaylar) vardır. Ama bu ikisi arasında ne geçmiş ne gelecek olan bir zaman aralığı vardır ve bu aralığın da bir süresi vardır: Mars’ta 15 dakika, Proxima B’de sekiz yıl, Andromeda Gökadası’nda milyonlarca yıl. Bu, uzatılmış şimdidir. Einstein’ın belki de en büyük ve en tuhaf buluşu budur.

Einstein sayesinde zamanın göreceli olduğunu öğrendik ancak biraz önce bahsettiğim gibi bunu gündelik hayatımızda net bir şekilde deneyimlememiz pek mümkün değil. O yüzden en yakınımızdaki yıldıza konuk olalım. Alpha Centauri yıldızına baktığımızda, onu dört yıl önceki haliyle görürüz; ve onun “şimdi” nasıl olduğunu merak edebiliriz. Ayrıca “şimdi” bizim özel koordinat sistemimizde  “aynı zamanda” anlamına gelir. Alpha Centauri’yi ancak bizim geçmişimizden, dört yıl önce, gelen ışıkla görebiliriz, ama “şimdi” ne yaptığını bilemeyiz; “şimdi” aklımızda bir fikir ya da bir kavramdır, şu anda gerçekten fiziksel olarak tanımlanabilir bir şey değildir.

Astrologlar ve falcılar gibi geleceği öngörebildiğini söyleyen insanlar vardır. Bu tarz kişiler tarafından ortaya atılanlar eleştirilse de geleceğin belirsizliğine sırtlarını yasladıkları için her şey onlar için yolundadır. Ancak size şu anı söyleyebilecek herhangi bir falcı veya astrolog yoktur! Tam şimdi, akla uygun bir mesafede, gerçekten olacakları söyleyebilecek bir kimse yoktur, çünkü bu gözlenemez. 

Şimdiki zaman haricinde bir diğer akıllara takılan soru ise “zaman(ın) oku” ile ilgilidir. 

Zaman ve Entropi

Sadi Carnot, fotoğraf kaynağı : Wikipedia

Sadi Carnot, sanayi devrimi başladıktan kısa süre sonra 1796 yılında Fransa’da dünyaya gelmiştir. Bu devrimin ve babasının da bir bilim insanı olmasının etkisinde Carnot, 19. yüzyılda nesneleri döndüren ateşi kullanarak dünyayı değiştirmeye başlayan buhar makinelerine büyük ilgi duyar. 1824’te bu makinelerin işleyişinin kuramsal temellerini anlamaya çalıştığı, çekici bir başlığı olan bir kitapçık yayımlar : “Ateşin Harekete Geçirme Gücü hakkında düşünceler”. Bu inceleme yanlış fikirlerle doludur : Isıyı bir çağlayanın yukarıdan aşağıya düşerken enerji üretmesi gibi sıcak şeylerden soğuk şeylere ” düşerek ” enerji üreten bir tür sıvı, somut bir şey olarak hayal eder. Ama bu önemli bir fikir içermektedir: Buhar makineleri, sonuçta ısı sıcaktan soğuğa geçtiği için çalışır. Bir yasa haline dönüşecek bu önemli bilgi ne yazık ki Sadi’nin süzgecinden geçemez. Çünkü: O da milyonlarca insan gibi kara veba salgınına kurban gider. Bu nedenle Sadi Carnot’un makaleleri ve çalışmaları, evindeki diğer eşyaları gibi yakılarak yok edilir.

Neyse ki Sadi’nin bu kitapçığı Prusyalı profesör Rudolf Clausius’un eline geçer. Tahmin edebileceğiniz üzere konunun özünü anlayan o olur ve ün kazanacak bir yasa ortaya koyar: Çevredeki hiçbir şey değişmiyorsa, ısı soğuk bir kütleden sıcak bir kütleye geçemez. Burada can alıcı nokta, düşen şeylerle arasındaki farktır: bir top düşebilir ama kendiliğinden geri de dönebilir – örneğin geri sekebilir. Fakat ısı geri dönemez. Clausius’un

Rudolf Clausius, fotoğraf kaynağı : Wikipedia

ortaya koyduğu bu yasa, fizikte geçmişi gelecekten ayıran tek genel yasadır. Başka hiçbir yasa bu ayrımı yapmaz: Ne Newton’ın mekanik dünyasının yasaları ne de Maxwell’in elektrik ve manyetizma denklemleri. Çünkü: Bu denklemler bir olaylar dizisine izin veriyorsa, aynı dizinin zaman içinde tersine döndürülmüş haline de izin verir. Bu sebeple doğanın temel denklemleri içinde zaman oku yalnızca işin içinde ısı varsa ortaya çıkar. Ya da başka bir deyişle, geçmiş ile gelecek arasında bir farkın ortaya çıktığı her zaman işin içinde “ısı” vardır. Rudolf Clausius ısının tek yönde, tersinemez biçimde gitmesini ölçen niceliği ortaya koyar ve ona Yunanca bir sözcükten alınma bi ad verir, entropi. Clausius’un entropisi S harfiyle gösterilen, yalıtılmış, kapalı bir süreç içinde artan veya aynı kalan ama hiç bir zaman azalmayan, ölçülebilir ve hesaplanabilir bir niceliktir. Bu termodinamiğin ikinci yasasıdır. İçeriğinin özü ” ısının yalnızca sıcak cisimlerden soğuk cisimlere geçmesi, tersinin hiçbir zaman mümkün olmamasıdır”. Bu denklem Clausius’un bir ürünü olsa da, asıl gizemi çözecek olan kişi Ludwig Boltzmann olacaktır.

Zaman Nedir ? (1. Bölüm) Kaynakça :

Carlo Rovelli – Zamanın Düzeni

Lee Smolin – Zamanın Yeniden Doğuşu

Richard Feynman – Fizik Dersleri Cilt 1 ( Bölüm 17, 17-3)

Kaynak*

Zaman Nedir ? (2. Bölüm) Yarın Yayında.

İlginizi çekebilecek bir yazı daha: Zamanın Oku Bilmecesi

Yazan: Alper KİRLİOĞLU

YouTube Kanalımız

Popüler Yazılar

Gökbilimciler Dünyanın Kesin Ölüm Tarihini Hesaplamayı Başardılar

Gökbilimciler Dünyanın Kesin Ölüm Tarihini Hesaplamayı Başardılar Bilim insanları çalışmalarında, gezegenlerin yapısı dışında, yaşanabilir bölgede geçirdikleri zaman ve oradan tekrar ayrıldıkları zamanla da ilgilenirler....

Güneşin 2,5 milyon katı parlaklığındaki Yıldız Kayboldu

Güneşin 2,5 milyon katı parlaklığındaki Yıldız Kayboldu Bilim insanları 2019 yılında Güneşin 2,5 milyon katı parlaklığındaki büyük kütleli bir yıldızın ortadan kaybolduğuna tanık olmuşlardı. Astrofizikçilerden oluşturulan...

NASA’dan Çılgın Kampanya

NASA’dan Çılgın Kampanya Bir değil, iki değil, üç değil, dört değil tam yedi yeni gezegen bir arada. NASA tek bir yıldız etrafında dönen yedi dünya benzeri...

Her Şeyi Değiştiren Teori – Genel Görelilik Teorisi

Her Şeyi Değiştiren Teori - Genel Görelilik Teorisi Merhabalar bugün tam 104 yıl önce 1916 yılında bir deha tarafından ortaya atılan bir teori hakkında konuşacağız. Genel...

İlgili Yazılar

2 Comments

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here

%d blogcu bunu beğendi: