Zamanın Oku Bilmecesi

Zamanın Oku Bilmecesi

Maddelerin zaman içinde geliştiği bir yön olduğunu hiç sorgulamadan kabul ederiz. Örneğin, yumurta kırılır, mum erir ama eski hallerine geri dönemezler. Anılar geleceğe değil, geçmişe aittir. İnsanlar yaşlanır, gençleşmezler.

Eğer zamanda farklı yönler olsaydı, (ileri, geri, sağ, sol gibi) dünya tanınmaz hale gelirdi. Yumurtalar kırıldıkları gibi yapışırlardı, geçmiş kadar geleceğe ait anılarımız olurdu, insanlar yaşlandıkları gibi gençleşirdi.

Acaba, bu zamanın tek bir yönde olması nereden geliyor? Bundan sorumlu olan ne? Hiç düşündünüz mü ?

Bu durumu ” Zamanin Oku” olarak adlandıran, Britanyali büyük fizikçi Sir Arthur Eddington`dur.

Fiziğin bilinen ve kabul edilen yasaları, zamanda bir yönü değil, bütün yönlerini bir fark gözetmeksizin ele alır. Dev bilmecenin başlangıç noktası işte budur. Fizikte mümkün olan, matematiksel işlemlerde normal olan bu durum, pratik hayatımızda mümkün olmuyor. Neden?

Temel fizik denklemlerinde ki hiçbir şey, zamanda bir yöne kesinlikle diğer yönden farklı davranmaz ve bu da yaşadığımız her deneyimle taban tabana zıt bir durum.

Başta büyük matematikçi Roger Pensrose olmak üzere pek çok araştırmacı bu konu üzerinde çalışmışlardır.

Varılan sonuç ise, zamanın bu tek yönlü okuna, büyük patlama ve sonrasında ki çok düzenli çevre yön vermiş olabilir. Tıpkı bir saati kurmanın yani saatin zembereğini çok düzenli bir ilk duruma getirmenin saatin ileri doğru çalışmasını sağlaması gibi.

Günlük deneyimler ile evrenin ilk anları arasında ki bu beklenmedik bağlantı, olayların neden zamanda bir yönlü olduğuna ve asla başka yönlere kaymadığına bir açıklama getiriyor, ama zamanın okunun gizemini çözemiyor. Tersine, bilmeceyi çözebilmek için, tüm evrenin kökenini ve evrimini incelemek gerekli.

Bu boşluğu, “modern bilimsel kozmoloji” dalı adı altında inceleyen bilim insanları, evrenin başlangıçta gerçekten de çok düzenli olup olmadığını araştırıyorlar ve bir kanıt bulmaya çalışıyorlar.

Sorun şu, Einstein`ın denklemlerinin boyutları ve kütleleri büyük cisimleri kesin bir biçimde tanımlamakta çok başarılı olsa da, fizikçiler küçük cisimlerin ( örneğin, henüz bir saniyenin çok küçük bir kesim yaşındaki evrenin, karadeliklerin) kuramsal olarak çözülmesi için kuantum mekaniğinin kullanılması gerektiğinin farkında olmaları.

Bu ikisinin bir araya gelmesi ile oluşturulan denklemler çöküyor ve evrenin nasıl doğduğu ve o sırada zamanın okunu açıklamak için gerekli koşulların oluşup oluşmadığını belirlemek imkansızlaşıyor.

Genel görelilik ve kuantum mekaniğini birleştirecek bir kuram, “Birleşik Kuramı” ya da “Her şeyin Teorisi” bulunmadan da bu konu bilmece olarak kalacaktır.

Popüler Yazılar

Gökbilimciler Dünyanın Kesin Ölüm Tarihini Hesaplamayı Başardılar

Gökbilimciler Dünyanın Kesin Ölüm Tarihini Hesaplamayı Başardılar Bilim insanları çalışmalarında, gezegenlerin yapısı dışında, yaşanabilir bölgede geçirdikleri zaman ve oradan tekrar ayrıldıkları zamanla da ilgilenirler....

Nikola Tesla ’nın 116 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Röportajı!

Nikola Tesla’nın 116 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Röportajı! Gazeteci: Bay Tesla, sizin için kozmik süreçlere karışan biri diyorlar. Sahiden siz kimsiniz? Tesla: Bu doğru bir soru,...

IQ Yükseltme (%40 Varan Fark)

IQ Yükseltme (%40 Varan Fark) Eski dönemde araştırmacılar, bireyin hafızasını ve IQ seviyesinin yükselemeyeceğini bunu biyoloji bir etken genetik özellik olduğunu iddia ediyorlardı. Fakat günümüz...

Işık Saçan Güneş Ve Yıldızlarla Dolu Olduğu Halde Neden Uzay Siyahtır?

Işık Saçan Güneş Ve Yıldızlarla Dolu Olduğu Halde Neden Uzay Siyahtır? Uzay denildiğinde aklımıza kapkara ve sonsuz bir boşluk gelir. Oysa hepimiz biliriz ki; uzayda...

İlgili Yazılar

1 Comment

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here

%d blogcu bunu beğendi: